İçinde mak olan 7 harfli 201 kelime var. İçerisinde MAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında mak olan kelimeler listesine ya da Sonu mak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A K M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

KAM

2 Harfli Kelimeler

AK, AM, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MAKOSEN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış, tek parça ayakkabı
  2. Kısa ökçeli, bağsız ayakkabı

KIRKMAK

  1. [-i] Bir şeyi uçlarından kesmek
  2. Saç, sakal veya tüyü kesmek
    • "Saçlarını çok kırkmışsın."
  3. Koyun, keçi vb. hayvanların tüylerini kesmek

UTULMAK

  1. [-e] Utma işi yapılmak veya utma işine konu olmak

DAMAKLI

  1. [sıfat] Damağı olan

OSURMAK

  1. [nsz] Yellenmek

POMAKÇA
...
AVUNMAK

  1. [nsz] Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak
    • "Ne de olsa amcam; ya bir yabancıya varsa ne yapacaktık, diye avunuyordu." (Erhan Bener)
  2. Oyalanmak, yetinmek
    • "Dünyadan bezmiş bir hâli var, hiçbir şeyle avunamıyor." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Hayvan gebe kalmak

SANÇMAK

  1. [-i] Saplanmak, batmak

SULAMAK

  1. [-i] Toprak, bitki, hayvan vb.ne su vermek
    • "Babası çiçekleri suluyor ve öksürüyordu." (Peyami Safa)
  2. Hayvana su vermek, suvarmak
  3. Para ödemek, vermek, harcamak
    • "Sabah sabah beş milyon lirayı suladık."

ATIŞMAK

  1. Ağız kavgası etmek
  2. [nsz] Kendisine dargın olan bir kimseye barışıkmış gibi söz söylemek
    • "Nafile atışma, ben seninle barışmam."
  3. Saz şairleri, belli bir ayak üzerine karşılıklı deyiş söylemek

OKUNMAK

  1. [nsz] Okuma işine konu olmak
    • "Sokak kapısını çalarken akşam ezanı okunuyordu." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Okunulmak
  3. Belli olmak, açıkça görünmek
    • "Bütün söyleyecekleri yüzünden okunuyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. Davet edilmek, çağrılmak

ULUTMAK

  1. [-i] Ulumasını sağlamak
    • "Şimdi ezanın sustuğu bu öksüz yurtlara çanlarını ulutmak için Selanik'e vapur vapur gelen Kafkasya Rumları yerleşiyorlardı." (Ömer Seyfettin)

ÇARPMAK

  1. Hızla değmek, vurmak
    • "Ahmet şaşkınlığından bir kestane yığınına çarptı, canı acıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [nsz] Etkisiyle birdenbire hasta etmek
    • "Güneş çarpmak. Kömür çarpmak."
  3. [-i] Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak
    • "Yeşildirek'te yatan evliya hepinizi çarpar." (Kemal Tahir)
  4. [-i] El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek
    • "Köprüden denizi seyredenlerin cüzdanını hep çarparlar." (Burhan Felek)
  5. [-i] Kurnazlıkla, zorla ele geçirmek
    • "İhtiyarın üç aylıkları aldığı günler çıkagelir, allem edip kallem edip zavallının yarı maaşını çarpar kaçar." (Haldun Taner)
  6. [nsz] Kalp, hızlı hızlı vurmak
  7. [-i] Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek
  8. [-i] Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak
    • "Güzel halk türkülerinde beni çarpan şey bunların hepsinin arkasında bir vaka, bir macera, nihayet bir insan bulunmasıdır." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)

KINAMAK

  1. [-i] Yapılan bir işin kötü olduğunu belirtir bir biçimde söz söylemek, ayıplamak

APARMAK

  1. [-i] Almak, alıp götürmek
    • "Geçme namert köprüsünden, ko aparsın su seni." (Evliya Çelebi)
  2. Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak
    • "Sözü geçen para ehemmiyetsiz bir şeydi ve müdür muavini, onu çok ustalıkla aparmıştı." (Haldun Taner)

UYUTMAK

  1. [-i] Uyumasını sağlamak, uyur duruma getirmek
  2. Acı, keder vb.ni hafifletmek
    • "Yeisimi uyutmak için dimağımı tarih okumakla yoruyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. İlgi konusu olmaktan çıkarmak, unutturmak
  4. Aldatmak, kandırmak
    • "Bugün yarın diye uyuttun durdun beni." (Atilla İlhan)

TOZUMAK

  1. [nsz] Toz havalanarak çevreye yayılmak
    • "Herif süpürge ile fesini süpürüp de şak şak eline vurdukça un çuvalı gibi tozuyordu." (Ahmet Rasim)

FARIMAK

  1. [nsz] Güçsüz düşmek, yorulmak
  2. Eskimek, yıpranmak
  3. Vazgeçmek, usanmak
    • "Sakin olsam bu sevdadan farısam / Balsız kovan gibi bomboş olurum." (Âşık Veysel)
  4. Kocamak, yaşlanmak, ihtiyarlamak

İNANMAK

  1. [-e] Bir şeyi doğru olarak benimsemek
    • "Bizim şairlerimiz sanatın sanat için olduğuna inanırlar, başka bir ereği olabileceği akıllarına gelmez." (Nurullah ataç)
  2. Birini doğru sözlü olarak bilmek, güvenmek
    • "Ben size inanırım."
  3. Bir şeyin varlığını, doğruluğunu kabul etmek
    • "Bu başın bir kadına değil, bir hamala ait olduğuna inanmak zor değildi." (Peyami Safa)
  4. Sevecek, güvenecek ve bağlanacak en yüksek varlık olarak bilmek, iman etmek
    • "Tanrı'ya inanmak."
  5. Kanarak aldanmak
    • "Her reklama inanmayın."
  6. İman etmek

KORKMAK

  1. [nsz] Korku duymak, ürkmek, dehşete kapılmak
    • "Karanlık yerde insan korkmaz mıydı?" (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Korktuğu başına gelmiş ve o koskoca Nahit Bey ... ipin ucunu kaçırarak dillere destan olmuştu." (Tarık Buğra)
  2. Kaygı duymak, endişe etmek
    • "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak." (Mehmet Akif Ersoy)
  3. Çekinmek, sakınmak, saygı duymak
    • "Sabaha karşı aşağı indi, aralık kapıdan korka korka babasına baktı." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Yapamamak, cesaret edememek

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü