İçinde ma olan 7 harfli 1164 kelime var. İçerisinde MA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ma olan kelimeler listesine ya da sonu ma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M

2 Harfli Kelimeler

AM, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAŞIMAK

  1. [-i] Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek; gezdirmek
    • "Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Üstünde bulundurmak
    • "Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı." (Yahya Kemal Beyatlı)
  3. Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
    • "Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur." (Salâh Birsel)
  4. Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
  5. [nesnesiz] Bir giysiyi üzerine giymiş olmak
    • "Devlet üniforması taşıyordu." (Haldun Taner)
  6. [mecaz] Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
    • "İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler." (İsmet Özel)
  7. [mecaz] Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
  8. [nesnesiz, mecaz] Duymak, hissetmek
    • "İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar." (Tarık Dursun K)
DRAHOMA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Hristiyan ve Musevilerde gelinin damada verdiği para veya mal
    • "Ben de çalışıp kazanmak, drahoma toplayarak evlenmek istedim." (Aka Gündüz)
KALMALI

  1. [sıfat] Kalma durumunda olan
SALINMA

  1. [isim] Salınmak işi
    • "Belki de bu, çıkıp salınması beklenen bir sevgiliye söylenmiş iştiyaklı bir yalvarıştır." (Sâmiha Ayverdi)
SUSATMA

  1. [isim] Susatmak işi
OKŞAMAK

  1. [-i] Sevgi, şefkat belirtisi olarak elini bir şeyin üzerinde yavaş yavaş gezdirmek veya ona hafifçe vurmak; sevmek, sıvazlamak
    • "Oğlan kızın yanına geldi, saçlarını okşuyor." (Haldun Taner)
  2. Hafifçe dokunmak
    • "Esen rüzgâr siliyor alnımdan kaderimi / Okşuyor saçlarımı, yüzümü, ellerimi" (Enis Behiç Koryürek)
  3. [nesnesiz, mecaz] Hafifçe dövmek
    • "Huysuzluk ettiği için biraz okşamış."
  4. [mecaz] Hoşnut etmek
    • "Mektuplarında onun onurunu okşayacak, endişelerini hafifletecek cümleleri artırdı." (Çetin Altan)
  5. Benzemek, andırmak, hatırlatmak
    • "Bu iki sarı birbirini okşuyor."
BAŞARMA

  1. [isim] Başarmak işi
    • "Annem, derslerine çalışıp eylülde sınavları başarması gerektiğini hatırlatıyordu." (Ayla Kutlu)
DOĞURMA

  1. [isim] Doğurmak işi; tevlit
YAZILMA

  1. [isim] Yazılmak işi; kaydolma
    • "Ancak onun gibi düşçü olanların yapabileceği bir atılımla gönüllü yazılmasını minnet ve şükranla karşıladı." (Attilâ İlhan)
BASILMA

  1. [isim] Basılmak işi; tabedilme, tabolunma
    • "Oysa tetiğe basılmasıyla merminin bedene saplanması eş zamanlı değildir." (İhsan Oktay Anar)
ŞAMANLI

  1. [sıfat] Şamanı olan
ISIRMAK

  1. [-i] Dişleri arasına alıp sıkmak
    • "Dolu bir kadeh içti ve meze yerine alt dudağını ısırdı." (Aka Gündüz)
  2. [nesnesiz] Dişleriyle koparmak; yemek (II)
    • "Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum." (Ahmet Ümit)
  3. Rüzgâr sert esmek, keskin bir biçimde etkilemek
    • "Ayaz insanın yüzünü ısırıyordu." (Tarık Buğra)
  4. Kumaş dalamak, kaşındırmak
MAVRUKA

  1. [isim] Kurşundan dökülmüş uzun ve yuvarlak, iki ucu delikli, mazgallanıp cıvayla parlatılmış veya sarı madenden döküm yapılıp nikelajlanmış, 80-130 gr ağırlığında bir av aleti
SIĞINMA

  1. [isim] Sığınmak işi; iltica
    • "Eğer bana sorarsanız bu kâfirlere sığınmanızı hiçbir bakımdan uygun bulmam." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız tahassun
  3. [spor] Yarış sırasında, rüzgârın etkisinden korunmak için başka bir yarışçının arkasına sinme
YARAMAZ

  1. [sıfat] Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan
  2. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı
    • "Annesine bakabilmek için akşama kadar elliye yakın yaramazın kahrını çekiyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Çapkın olan
ÇALIŞMA

  1. [isim] Çalışmak işi; faaliyet
    • "Sonradan kapının kaldırılıp yerine takılması için yetmiş kişinin çalışması icap etti." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması
    • "Bu kiriş hesabında kirişin aşırı yük altında çalışması göz önüne alınmıştır."
  3. Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi
    • "Ağaçtan üretilen işlerin sonradan bozulması istenmiyorsa bütün birleştirilmelerde ağacın çalışması özelliği dikkate alınmalıdır."
  4. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün
ROMANCI

  1. [isim] Roman yazarı
    • "Her romancının bütün romanlarında değişmeyen demirbaş bir kişisi var: kendisi." (Adalet Ağaoğlu)
ONAŞMAK

  1. [nesnesiz] Karşılıklı rıza göstermek, razı olmak
İMANSIZ

  1. [sıfat] Bakınız inançsız
  2. [mecaz] İnsafsız, acımasız
SAYMACA

  1. [sıfat] Gerçekte öyle olmadığı hâlde öyleymiş gibi kabul edilen; itibari, fiktif, nominal
    • "Kâğıt paranın değeri saymaca bir değerdir."
  2. [zarf] Sayarak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü