İçinde m olan 7 harfli 2965 kelime var. İçerisinde M harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında m harfi olan kelimeler listesine ya da sonu m harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HORLAMA
-
-
[isim]
Horlamak işi; horuldayış
- "Konuşmanın orta yerinde başı önüne düşüp uyuklamaya, horlamaya başlar."
-
[isim]
Horlamak işi; horuldayış
- MEĞERSE
-
-
[bağlaç]
Bakınız meğer
- "Meğerse bana öğretilen o kısa ve sade cümlenin ne sihirli, ne kerametli, ne müthiş bir tesiri varmış."
-
[bağlaç]
Bakınız meğer
- OMUZLUK
-
-
[isim, askerlik]
Bakınız apolet
-
[denizcilik]
Gemilerde baş ve kıç bölümlerinin her bir yanı
-
[ağızlardan]
Bakınız çiğindirik
-
[isim, askerlik]
Bakınız apolet
- LAİSİZM
-
Kelime Kökeni: Fransızca laïcisme
-
[isim, hukuk]
Bakınız laiklik
- "Bu hadiselerin ve tarihlerin yanı başında imparatorluğun dağılması (1918), laisizm ve halkçılığın devlet programlarında yer alması, kadın hürriyeti gibi mühim vakıaları da saymak lazımdır."
-
[isim, hukuk]
Bakınız laiklik
- YASTAMA
-
-
[isim]
Bakınız yaslama
-
[isim]
Bakınız yaslama
- MUSKACI
-
-
[isim]
Muska yazan kimse
-
[isim]
Muska yazan kimse
- MENGENE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, teknik]
Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet
- "Yıldız, bileğimi bir mengene gibi sıktı."
-
Bakınız pres
- "Zeytin mengenesi. Üzüm mengenesi."
-
[isim, teknik]
Onarma, işleme, düzeltme vb. işlemlerin uygulanacağı nesneyi sıkıştırıp istenildiği gibi tutturmaya yarayan bir tür alet
- PIRLAMA
-
-
[isim]
Pırlamak işi
-
[isim]
Pırlamak işi
- ÇİZİMCİ
-
-
[isim]
Çizim yapan kimse
-
[isim]
Çizim yapan kimse
- İKİLEME
-
-
[isim]
İkilemek işi
-
[dil bilgisi]
Biçim veya anlamca birbirleriyle ilgisi bulunan aynı, yakın veya zıt anlamlı kelimelerin art arda getirilmesiyle oluşturulan kelime grubu: aşağı yukarı, birer birer, delik deşik, hısım akraba, irili ufaklı, kaba saba, koşa koşa, köşe bucak, yavaş yavaş vb
-
[isim]
İkilemek işi
- DOYUMLU
-
-
[sıfat]
Doymuş, doyumu olan
- "Gazetecilikten hocalığa, siyasetçilikten romancılığa kadar doyumlu bir hayat yaşamıştı."
-
[sıfat]
Doymuş, doyumu olan
- MÜSAVAT
-
Kelime Kökeni: Arapça musāvāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız eşitlik
- "Hürriyet, müsavat diye herkesin ağzına bir parmak bal çaldılar."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız eşitlik
- BOMBELİ
-
-
[sıfat]
Bombesi olan
-
[sıfat]
Bombesi olan
- BİLUMUM
-
Kelime Kökeni: Arapça bi'l-ʿumūm
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bütün
- "Bu tebligat Anadolu ve Rumeli'de bulunan bilumum ordu ve kolordu kumandanlarına tebliğ olunmuştur."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bütün
- ARANMAK
-
-
[nesnesiz]
Arama işine konu olmak
- "Ertesi günü uygun pansiyon aranacaktı."
-
İsteklisi bulunmak
- "Çok aranan bir kitap."
-
Eksikliği duyulmak
- "Bugünlerde soba aranıyor."
-
Kendi kendine bir şeyler aramak
-
Şart koşulmak
- "Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz."
-
Olumsuz, kötü davranışlarda bulunarak zor duruma düşmek
- "Sen aranıyorsun âdeta."
-
Kendisine eş veya sevgili aramak
-
[nesnesiz]
Arama işine konu olmak
- MİYOSEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca miocéne
-
[isim, jeoloji]
Üçüncü Çağ'ın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu bölümü
-
[sıfat]
Bu zamanla ilgili
-
[isim, jeoloji]
Üçüncü Çağ'ın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu bölümü
- FALNAME
-
Kelime Kökeni: Arapça fāl + Farsça nāme
-
[isim, eskimiş]
Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama yöntemlerini anlatan kitap
-
[isim, eskimiş]
Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama yöntemlerini anlatan kitap
- MAYINCI
-
-
[isim]
Mayın dökmeye yardım eden veya mayın döşeyen kimse
-
[isim]
Mayın dökmeye yardım eden veya mayın döşeyen kimse
- BEKLEME
-
-
[isim]
Beklemek işi; bekleyiverme
- "Gelince beklememi sıkı sıkı tembih etmişler."
-
[isim]
Beklemek işi; bekleyiverme
- BURUŞMA
-
-
[isim]
Buruşmak işi
- "Ne var ki doldurduğu bardağı eline almasıyla suratının buruşması bir oldu."
-
[isim]
Buruşmak işi