İçinde lı olan 6 harfli 302 kelime var. İçerisinde LI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lı olan kelimeler listesine ya da Sonu lı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OCAKLI
-
-
[sıfat]
Ocağı olan, içinde ocağı bulunan
- "Yemekten sonra evin üst katında, ocaklı bir odaya çıktık." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Ocaktan olan (yeniçeri)
-
[sıfat]
Ocağı olan, içinde ocağı bulunan
- SIVALI
-
-
[sıfat]
Sıva vurulmuş, sıva sürülmüş
- "Sıvalı duvar."
-
Sıvar gibi bulaşmış, sıvanmış
-
[sıfat]
Sıva vurulmuş, sıva sürülmüş
- GIDALI
-
-
[sıfat]
Besini olan, besinli
-
[sıfat]
Besini olan, besinli
- DAVALI
-
-
[sıfat]
Dava edilen (kimse), müddeialeyh
-
Davası olan (kimse)
- "Mübaşir ilk duruşmanın davacı ve davalısını çağırıyordu." (Ayşe Kulin)
-
Dava konusu olan
- "Bu ev davalıdır."
-
[sıfat]
Dava edilen (kimse), müddeialeyh
- KAKLIK
-
-
[isim]
Kaya ve ağaç oyuklarında su birikintisi
-
[isim]
Kaya ve ağaç oyuklarında su birikintisi
- YANLIŞ
-
-
[isim]
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata
- "Sen hayatımdaki bir yanlışmışsın, keşke seni hiç tanımasaydım." (Nazlı Eray)
-
[sıfat]
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı
- "Yanlış ve mantıksız hareketim bu suretle cezalanmalı." (Aka Gündüz)
-
[zarf]
Hatalı bir biçimde
- "Evime gitmek için, yanlış söyledim, gitmemek için vapurun kaçmasını bekliyordum." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan
-
[isim]
Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata
- MANALI
-
-
[sıfat]
Anlamlı
-
[sıfat]
Anlamlı
- ÇAKILI
-
-
[sıfat]
Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş
- "Duvara çakılı büyük rakkaslı saati tamire götüren hademe, Reşat'ın omzuna adamakıllı bindirmiş." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Çakılmış, bir şeye bağlı
- "Genç kadın forsaların çakılı bulunduğu oturak dairesini görmeyi merak ediyordu." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
- "O günkü sözleri çakılı kaldı bende." (Necati Cumalı)
-
Yeri değişmez, sabit
- "Çakılı top."
-
[sıfat]
Çivi, kazık vb. bir şeyle tutturulmuş
- DAĞLIÇ
-
-
[isim]
Kıvırcık koç ile Karaman koyununun birleşmesinden doğan melez koyun
-
[isim]
Kıvırcık koç ile Karaman koyununun birleşmesinden doğan melez koyun
- EŞYALI
-
-
[sıfat]
Eşyası olan
- "Adaya taşınmayı kurdular, eşyalı bir ev aradılar." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Eşyası olan
- KAPALI
-
-
[sıfat]
Kapanmış olan, açılmamış, mestur, açık karşıtı
-
Geçilmez durumda olan
- "Nedim'i beğenmeyenler bu şenlikli dünyaya kapalı olanlardır." (Salâh Birsel)
-
Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri)
-
Başı örtülü (kadın)
-
Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem
-
Gizli, saklı
- "Meclisler, iç tüzük hükümlerine uygun olarak kapalı oturumlar yapabilir."
-
Açık olmayan (giyecek)
- "Damalı bir eteklik, açık mavi, kapalı bir yün kazak giymişti." (Necati Cumalı)
-
Bulutlu, karanlık (hava)
- "Ankara'nın soğuk, kapalı havalı günlerinden biriydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
İçe dönük yaradılışta olan
- "Kapalı ruhlu, ağırbaşlı, güç heyecana gelir insanlardır." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Kapanmış olan, açılmamış, mestur, açık karşıtı
- ARKALI
-
-
[sıfat]
Arkası olan
-
Koruyanı, koruyucusu, dayanağı olan
- "Kadronun dört yüzden yukarısı masa başında bile oturmayan arkalıların." (Rıfat Ilgaz)
-
[sıfat]
Arkası olan
- KAFALI
-
-
[sıfat]
Kafası olan
-
Kafası herhangi bir biçimde olan
- "Çıkık kafalı."
-
Bilgili, kavrayışlı ve anlayışlı
- "Kafalı adam."
-
[sıfat]
Kafası olan
- ALINDI
-
-
[isim]
Para vb. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, makbuz
-
[isim]
Para vb. bir şeyin teslim alındığını gösteren belge, makbuz
- KAMALI
-
-
[sıfat]
Kaması olan
- "Kamalı top."
-
[sıfat]
Kaması olan
- SAĞLIK
-
-
[isim]
Vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet
- "Sağlığa zarar veren şeylerden kaçınmalı."
- "Sürahi kırıldı diye üzülme, sağlık olsun!"
-
Sağ, canlı, diri olma durumu
- "Aradan dört beş yıl geçince bir yerden de haber gelmeyince sağlığından umutlarını kesmişler." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat, afiyet
- ZITLIK
-
-
[isim]
Karşıtlık
-
[isim]
Karşıtlık
- MATLIK
-
-
[isim]
Mat olma durumu
-
[isim]
Mat olma durumu
- DARLIK
-
-
[isim]
Dar olma durumu
-
Geçim zorluğu
-
İç sıkıntısı
- "Yüreği göğsünü yırtacak gibi hopluyor, boğazına bir darlık tıkanıyordu." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Dar olma durumu
- MOLALI
-
-
[sıfat]
Mola verilen
-
[sıfat]
Mola verilen