İçinde lı olan 4 harfli 19 kelime var. İçerisinde LI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lı olan kelimeler listesine ya da sonu lı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HALI
-
-
[isim]
Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, genellikle yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı
- "Pencerelerden Türk kadınlarının dokuduğu halılar ve seccadeler sarkıyor."
-
[isim]
Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, genellikle yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı
- ALLI
-
-
[sıfat]
Üzerinde veya içerisinde al renk bulunan
- "Allı turnam ne gezersin havada"
-
Al renkli elbise giyinmiş olan
- "Suya gider allı gelin has gelin, has gelin / Topukların nokta nokta bas gelin, bas gelin, bas gelin amman"
-
[sıfat]
Üzerinde veya içerisinde al renk bulunan
- ARLI
-
-
[sıfat]
Utanma duygusuna sahip, utangaç olan
-
Namuslu, ahlaklı olan
- "Ağaların yiğittir, arlıdır, oğul!"
-
[sıfat]
Utanma duygusuna sahip, utangaç olan
- ALIÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça aluça
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, meyvesi hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç; gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna)
- "Sık pırnallıklar, erguvan, defne, alıç kümeleri yer yer yolu boğuyor."
-
Bu ağacın mayhoş yemişi
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, meyvesi hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç; gövem eriği, geyik dikeni, akdiken (Crataegus monogyna)
- ADLI
-
-
[sıfat]
... adını taşıyan; isimli
- "Geçen gün 'Kayıp Mektup' adlı oyunu ikinci kez gördüm."
-
[sıfat]
... adını taşıyan; isimli
- ATLI
-
-
[sıfat]
Atı olan
- "Atlı araba ormanın içinden geçen ince bir yolda çıngırak sesleriyle uzaklaşıyor."
-
[isim]
Ata binmiş kimse
- "Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik"
-
[askerlik]
Binek atı kullanan (asker veya asker sınıfı); süvari
- "Biraz sonra da atlı jandarma yetişti."
-
[sıfat]
Atı olan
- ÇALI
-
-
[isim, bitki bilimi]
Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki
- "Tozlu geçidimde durmuş, iki çalı arasından başımı uzatıyor, pencereden bakıyorum."
-
[isim, bitki bilimi]
Böğürtlen, ahududu gibi küçük, dalları dibinden çatallanan ve sapları odunsu bitki
- AYLI
-
-
[sıfat]
Üzerinde ay biçimi bulunan
- "Üzerlerinde kırmızı aylı beyaz bayrakların sallandığı geniş çadırların önünde öteye beriye gidip gelen doktorlar dolaşıyor."
-
Ay ışığı olan; mehtaplı
- "Gölün üstünde güneşin doğuşuna batışına, aylı gecelere doyum olmuyordu."
-
[ağızlardan]
Bakınız gebe
-
[sıfat]
Üzerinde ay biçimi bulunan
- YALI
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Bakınız sahil
-
Su kıyısında yapılmış büyük, görkemli ev
- "Yalıda panjurları açık bir pencereye / Sarmaşıklar içinden bir merdiven dayalı"
-
[isim, denizcilik]
Bakınız sahil
- AĞLI
-
-
[sıfat]
Ağı bulunan
-
[sıfat]
Ağı bulunan
- ILIM
-
-
[isim]
Bakınız ölçülülük
-
[gök bilimi]
Bakınız gün tün eşitliği
-
[isim]
Bakınız ölçülülük
- SALI
-
-
[isim]
Pazartesi ile çarşamba arasındaki gün
- "Pazartesi günleri üst üste iki dersi olduğundan salıları turşuya dönüyordu."
-
[isim]
Pazartesi ile çarşamba arasındaki gün
- ILIK
-
-
[sıfat]
Soğukla sıcak arası, ne soğuk ne sıcak
- "Galip ıssız bir gece içinde, ılık bir bahçede, bir havuz kenarında yanan bir meşaledir."
-
[sıfat]
Soğukla sıcak arası, ne soğuk ne sıcak
- ASLI
-
-
Bakınız asıl (asıl kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
-
Bakınız asıl (asıl kelimesinin üçüncü tekil kişi iyelik ekli biçimi)
- ALIŞ
-
-
[isim]
Almak işi
- "Amber balığı bir nefes alışla 3000 metre derine dalış yapabilir."
-
[isim]
Almak işi
- AKLI
-
-
[sıfat]
Beyazı bulunan, beyaz renkli
- "Arabacı, içkinin söndürdüğü fersiz, kabarık, aklı gözlerini kızın yüzüne yanaştırarak fısıldadı."
-
[sıfat]
Beyazı bulunan, beyaz renkli
- ALIN
-
-
[isim]
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü; cebin
- "Hâlâ, evet hâlâ saçlarımın dibi, alnım ter damlalarıyla sırsıklamdı."
-
Bazı şeylerin önü, ön yüzü
-
Güneş, ateş, sıcak vb.nin karşısı
-
[madencilik]
Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi
-
[isim]
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü; cebin
- ALIM
-
-
[isim]
Almak işi
-
[mecaz]
Bakınız çekicilik
- "O ne eda, o ne alım, o ne çalım!"
-
[isim]
Almak işi
- ALIK
-
-
[sıfat]
Anlama ve sezme gücü yetersiz olan (kimse)
- "Sen ne alık herifsin be? Beni duyuyor musun?"
-
[sıfat]
Anlama ve sezme gücü yetersiz olan (kimse)