İçinde lük olan 6 harfli 32 kelime var. İçerisinde LÜK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lük olan kelimeler listesine ya da sonu lük ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lük Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
K L Ü
3 Harfli Kelimeler
KÜL, LÜK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BÖNLÜK
-
-
[isim]
Bakınız saflık
- "Tahta geçtikten sonra Mısır seyahatine çıkan ve sanki devlet idaresini devlet bütününden kopmak üzere bir eyaletinden öğrenmeye giden padişahın bönlüğü ne hazindir!"
-
[isim]
Bakınız saflık
- GÜZLÜK
-
-
[sıfat]
Güzün yapılan
- "Verimli bir ziraatın yapılması için güzlük ekimin yapılması gerekmektedir."
-
[ağızlardan]
Güzün ekilen
- "Bazı yerlerde güzlük tohum tamamen ekildi. Erzurum çevresinde tarlaların büyük çoğunluğu ilkbaharda ekilir."
-
[ağızlardan]
Güz mevsiminde hasat edilen (sebze)
-
[isim, ağızlardan]
Güzün ekilen tahıl
- "Bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir."
-
[isim]
Güz mevsiminde ekilen bir tür buğday
- "Hububat üretiminde üçüncü sırayı sarıbaş ve güzlük almaktadır."
-
[sıfat]
Güzün yapılan
- ÜTÜLÜK
-
-
[sıfat]
Ütülenecek olan, ütüye ayrılmış olan
- "Kuruyan çamaşırlar katlanıp kaldırılacak, ütülükler ayrılacak."
-
[sıfat]
Ütülenecek olan, ütüye ayrılmış olan
- TÜMLÜK
-
-
[isim]
Bakınız bütünlük
- "Çağımızın en belirgin manevi yanının, insan varlığının tümlüğünü araştırmak olduğunu unutmayalım."
-
Bakınız ikibuçukluk (II)
-
Bakınız ata ikibuçukluk
-
[isim]
Bakınız bütünlük
- ÜSTLÜK
-
-
[isim]
Üst olma durumu
-
En üste giyilen uzunca giysi
- "Kazaskerler ... eskiden beri vezirlere özgü olan yeşil üstlük yerine yine o şekilde açık yeşil çuhadan ferace ve çuha elbise giyecek, ... beyaz tülbent saracaklar."
-
[isim]
Üst olma durumu
- DÜKLÜK
-
-
[isim]
Dük olma durumu
-
Bir dükün yönetimindeki ülke
-
[isim]
Dük olma durumu
- JULLÜK
-
-
[sıfat]
Bir jul değerinde olan
-
[sıfat]
Bir jul değerinde olan
- YÜKLÜK
-
-
[isim]
Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap; yük, yük odası, musandıra
- "Öbür yana dönüyor, kocaman bir yüklüğün kapısını açıyordum."
-
[isim]
Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap; yük, yük odası, musandıra
- GÜÇLÜK
-
-
[isim]
Bakınız zorluk
- "Halk için, halkla beraber her güçlüğü yeneceğine inanarak dağlar gibi gürlüyor."
-
Ağır ve yorucu emek; zahmet, meşakkat
- "Bir kere güçlük, ev bulmak ve eşya taşımak derdiyle başlar."
-
Engel, pürüz
- "Güçlüklere bir başına da olsa karşı koyan insan, kuvvetli insan olmalı."
-
[isim]
Bakınız zorluk
- GÜNLÜK
-
-
[sıfat]
O günkü, o günle ilgili
-
Üzerinden gün geçmiş veya geçecek
- "On günlük çocuk. Sekiz günlük gezi."
-
Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan; jurnal
- "Günlük gazetelerde her gün başvuran öğrencilerin adları yayımlanıyordu."
-
Her gün için
-
Her gün yaşanan
- "Hasta yaşadığı travma sonrasında yaşamdan ve günlük rutinden kopmuş, yaşam sevincini ve arzusunu kaybetmiş."
-
[isim]
Günü gününe tutulan hatıra; günce, muhtıra
-
Her gün giyilen kıyafet
- "Elif günlüklerini giyinmiş, kuşağını sarınmış, girdi."
-
[isim, edebiyat]
Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser; günce, güncelik
- "Bugün çok ağladım sevgili günlük. Kimse beni sevmiyor sanki. Herkes bana bir koyunmuşum gibi bakıyor."
-
[sıfat]
O günkü, o günle ilgili
- DÜZLÜK
-
-
[isim]
Düz olma durumu
-
Bakınız alan
- "Derenin önündeki düzlükten birdenbire bir ses duydum, durdum."
-
[coğrafya]
Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer
-
[isim]
Düz olma durumu
- ÇÖPLÜK
-
-
[isim]
Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer; çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik
- "Çöp kamyonu mahalleye neredeyse üç haftadır uğramadığından çöplük küçük bir tepeciğe benzemişti."
-
Çöpe atılacak olan, gereksiz, değersiz şey
- "… ama genel olarak en iyi çalışan belleklerde dahi çöplük diyebileceğimiz gereksiz bilgiler saklanabilir."
-
[mecaz]
Her türlü yetkinin sınırsızca kullanıldığı yer
- "Evvelden buraları onların çöplüğü idi."
-
[mecaz]
Çok kirli yer
-
[isim]
Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer; çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik
- ÖLÜLÜK
-
-
[isim]
Cansız kalma durumu; cansızlık
- "Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembeyaz ovada ölülük uzayıp gidecek."
-
[isim]
Cansız kalma durumu; cansızlık
- SÖZLÜK
-
-
[isim]
Bir dilin bütün zamanlarda veya belli bir çağda kullanılmış kelimelerini, kelime gruplarını deyim ve atasözlerini genellikle alfabe sırasına göre alarak sözcük türünü, okunuşunu, yabancı kökenliyse hangi dilden geldiğini, kullanım alanlarını gösterip tanımlarını yapan, varsa başka dillerdeki karşılıklarını veya Türkçe karşılıklarını veren, örnek cümlelerle destekleyen eser; kamus, lügat
-
[isim]
Bir dilin bütün zamanlarda veya belli bir çağda kullanılmış kelimelerini, kelime gruplarını deyim ve atasözlerini genellikle alfabe sırasına göre alarak sözcük türünü, okunuşunu, yabancı kökenliyse hangi dilden geldiğini, kullanım alanlarını gösterip tanımlarını yapan, varsa başka dillerdeki karşılıklarını veya Türkçe karşılıklarını veren, örnek cümlelerle destekleyen eser; kamus, lügat
- GÖZLÜK
-
-
[isim]
Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç; camekân
- "Kendimi bu sarhoşluktan kurtarayım diye gözlüğümü başkasına verip kıyıya çöktüm."
-
Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper
-
Bakınız gözene
-
[isim]
Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç; camekân
- KÖRLÜK
-
-
[isim]
Bakınız görme engellilik
-
Kesmez olma durumu
- "Bileği taşındaki bıçak bir ileri gidiyor, bir geriliyor, ağzının körlüğünü yok ediyordu."
-
[mecaz]
Dikkatsizce ve beceriksizce yapılan iş
-
[mecaz]
Gerçeği görememe durumu
-
[bitki bilimi]
Bitkilerin tomurcuk vermemesi durumu
-
[isim]
Bakınız görme engellilik
- HÖLLÜK
-
-
[isim, ağızlardan]
Kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak
- "Eledim eledim höllük eledim / Aynalı beşikte bebek beledim"
-
[isim, ağızlardan]
Kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak
- YÜZLÜK
-
-
[isim]
Yüz lira değerinde olan para
-
[matematik]
On kuralına göre yazılmış bir tam sayıda sağdan sola doğru üçüncü basamak
-
[sıfat]
Yüzü, yüz tanesi bir arada olan; yüzerlik
- "Yüzlük paket. Yüzlük deste."
-
[sıfat]
Herhangi bir şeyden yüz tane alabilen
-
[sıfat]
Yüz yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
-
[isim]
Yüz lira değerinde olan para
- SÜTLÜK
-
-
[isim]
Süt koymaya yarayan kap
-
[isim]
Süt koymaya yarayan kap
- GÖLLÜK
-
-
[sıfat]
Gölü olan (yer)
- "Memleketimiz geniş kıyıları, göllük, dağlık bölgeleri ile çekici bir turist memleketi olabilir."
-
[sıfat]
Gölü olan (yer)