İçinde lük olan 6 harfli 32 kelime var. İçerisinde LÜK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lük olan kelimeler listesine ya da sonu lük ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Lük Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

K L Ü

3 Harfli Kelimeler

KÜL, LÜK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÖNLÜK

  1. [isim] Bakınız saflık
    • "Tahta geçtikten sonra Mısır seyahatine çıkan ve sanki devlet idaresini devlet bütününden kopmak üzere bir eyaletinden öğrenmeye giden padişahın bönlüğü ne hazindir!" (Necip Fazıl Kısakürek)
GÜZLÜK

  1. [sıfat] Güzün yapılan
    • "Verimli bir ziraatın yapılması için güzlük ekimin yapılması gerekmektedir." (Mahmut Utar)
  2. [ağızlardan] Güzün ekilen
    • "Bazı yerlerde güzlük tohum tamamen ekildi. Erzurum çevresinde tarlaların büyük çoğunluğu ilkbaharda ekilir." (Tuncay Öğün)
  3. [ağızlardan] Güz mevsiminde hasat edilen (sebze)
  4. [isim, ağızlardan] Güzün ekilen tahıl
    • "Bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir." (Fakir Baykurt)
  5. [isim] Güz mevsiminde ekilen bir tür buğday
    • "Hububat üretiminde üçüncü sırayı sarıbaş ve güzlük almaktadır." (Yusuf Özger)
ÜTÜLÜK

  1. [sıfat] Ütülenecek olan, ütüye ayrılmış olan
    • "Kuruyan çamaşırlar katlanıp kaldırılacak, ütülükler ayrılacak." (İnci Aral)
TÜMLÜK

  1. [isim] Bakınız bütünlük
    • "Çağımızın en belirgin manevi yanının, insan varlığının tümlüğünü araştırmak olduğunu unutmayalım." (Selâhattin Hilav)
  2. Bakınız ikibuçukluk (II)
  3. Bakınız ata ikibuçukluk
ÜSTLÜK

  1. [isim] Üst olma durumu
  2. En üste giyilen uzunca giysi
    • "Kazaskerler ... eskiden beri vezirlere özgü olan yeşil üstlük yerine yine o şekilde açık yeşil çuhadan ferace ve çuha elbise giyecek, ... beyaz tülbent saracaklar." (Ahmet Rasim)
DÜKLÜK

  1. [isim] Dük olma durumu
  2. Bir dükün yönetimindeki ülke
JULLÜK

  1. [sıfat] Bir jul değerinde olan
YÜKLÜK

  1. [isim] Evlerde yatak, yorgan gibi şeyleri koymaya yarayan yer veya büyük dolap; yük, yük odası, musandıra
    • "Öbür yana dönüyor, kocaman bir yüklüğün kapısını açıyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
GÜÇLÜK

  1. [isim] Bakınız zorluk
    • "Halk için, halkla beraber her güçlüğü yeneceğine inanarak dağlar gibi gürlüyor." (Eflâtun Cem Güney)
  2. Ağır ve yorucu emek; zahmet, meşakkat
    • "Bir kere güçlük, ev bulmak ve eşya taşımak derdiyle başlar." (Burhan Felek)
  3. Engel, pürüz
    • "Güçlüklere bir başına da olsa karşı koyan insan, kuvvetli insan olmalı." (Orhan Veli Kanık)
GÜNLÜK

  1. [sıfat] O günkü, o günle ilgili
  2. Üzerinden gün geçmiş veya geçecek
    • "On günlük çocuk. Sekiz günlük gezi."
  3. Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan; jurnal
    • "Günlük gazetelerde her gün başvuran öğrencilerin adları yayımlanıyordu." (Metin And)
  4. Her gün için
  5. Her gün yaşanan
    • "Hasta yaşadığı travma sonrasında yaşamdan ve günlük rutinden kopmuş, yaşam sevincini ve arzusunu kaybetmiş." (Alp Şentürk)
  6. [isim] Günü gününe tutulan hatıra; günce, muhtıra
  7. Her gün giyilen kıyafet
    • "Elif günlüklerini giyinmiş, kuşağını sarınmış, girdi." (Kemal Tahir)
  8. [isim, edebiyat] Günü gününe tutulan anı yazısı veya bu yazıları içine alan eser; günce, güncelik
    • "Bugün çok ağladım sevgili günlük. Kimse beni sevmiyor sanki. Herkes bana bir koyunmuşum gibi bakıyor." (Mustafa Çay)
DÜZLÜK

  1. [isim] Düz olma durumu
  2. Bakınız alan
    • "Derenin önündeki düzlükten birdenbire bir ses duydum, durdum." (Halide Edip Adıvar)
  3. [coğrafya] Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer
ÇÖPLÜK

  1. [isim] Çöplerin atıldığı veya biriktirildiği yer; çöp tenekesi, küllük, süprüntülük, gübürlük, mezbele, mezbelelik
    • "Çöp kamyonu mahalleye neredeyse üç haftadır uğramadığından çöplük küçük bir tepeciğe benzemişti." (Yücel Sarpdere)
  2. Çöpe atılacak olan, gereksiz, değersiz şey
    • "… ama genel olarak en iyi çalışan belleklerde dahi çöplük diyebileceğimiz gereksiz bilgiler saklanabilir." (M. Şahin Bülbül)
  3. [mecaz] Her türlü yetkinin sınırsızca kullanıldığı yer
    • "Evvelden buraları onların çöplüğü idi." (Ömer Seyfettin)
  4. [mecaz] Çok kirli yer
ÖLÜLÜK

  1. [isim] Cansız kalma durumu; cansızlık
    • "Kış müthiş olacak, kar yolları kapayacak, bembeyaz ovada ölülük uzayıp gidecek." (Sait Faik Abasıyanık)
SÖZLÜK

  1. [isim] Bir dilin bütün zamanlarda veya belli bir çağda kullanılmış kelimelerini, kelime gruplarını deyim ve atasözlerini genellikle alfabe sırasına göre alarak sözcük türünü, okunuşunu, yabancı kökenliyse hangi dilden geldiğini, kullanım alanlarını gösterip tanımlarını yapan, varsa başka dillerdeki karşılıklarını veya Türkçe karşılıklarını veren, örnek cümlelerle destekleyen eser; kamus, lügat
GÖZLÜK

  1. [isim] Görme bozukluğu olan gözlerin daha iyi görmesine veya gözleri korumaya yarayan, bir çerçeveye yerleştirilmiş çift camdan oluşan araç; camekân
    • "Kendimi bu sarhoşluktan kurtarayım diye gözlüğümü başkasına verip kıyıya çöktüm." (Azra Erhat)
  2. Atların çevreden ürkmemeleri için gözlerinin iki yanına takılan siper
  3. Bakınız gözene
KÖRLÜK

  1. [isim] Bakınız görme engellilik
  2. Kesmez olma durumu
    • "Bileği taşındaki bıçak bir ileri gidiyor, bir geriliyor, ağzının körlüğünü yok ediyordu." (Tarık Dursun K)
  3. [mecaz] Dikkatsizce ve beceriksizce yapılan iş
  4. [mecaz] Gerçeği görememe durumu
  5. [bitki bilimi] Bitkilerin tomurcuk vermemesi durumu
HÖLLÜK

  1. [isim, ağızlardan] Kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak
    • "Eledim eledim höllük eledim / Aynalı beşikte bebek beledim" (Halk türküsü)
YÜZLÜK

  1. [isim] Yüz lira değerinde olan para
  2. [matematik] On kuralına göre yazılmış bir tam sayıda sağdan sola doğru üçüncü basamak
  3. [sıfat] Yüzü, yüz tanesi bir arada olan; yüzerlik
    • "Yüzlük paket. Yüzlük deste."
  4. [sıfat] Herhangi bir şeyden yüz tane alabilen
  5. [sıfat] Yüz yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
SÜTLÜK

  1. [isim] Süt koymaya yarayan kap
GÖLLÜK

  1. [sıfat] Gölü olan (yer)
    • "Memleketimiz geniş kıyıları, göllük, dağlık bölgeleri ile çekici bir turist memleketi olabilir." (Necati Cumalı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü