İçinde ltı olan 7 harfli 50 kelime var. İçerisinde LTI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ltı olan kelimeler listesine ya da Sonu ltı ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ALTIPAS
-
-
[isim]
Ceza sahası içinde kale direklerine 5,5 m (6 yarda) uzaklıkta kale çizgisine dik çizilen çizgi ile kale çizgisi arasında kalan bölüm
-
[isim]
Ceza sahası içinde kale direklerine 5,5 m (6 yarda) uzaklıkta kale çizgisine dik çizilen çizgi ile kale çizgisi arasında kalan bölüm
- PENALTI
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılan atış, ceza atışı, ceza vuruşu
- "En tutulmaz penaltıları çeler ama bazen de bakarsın bacak arasından en olmayacak golleri yerdi." (Haldun Taner)
-
Elemeli futbol maçlarının sonrasındaki eşitlik durumlarında takımların birbirlerine üstünlük sağlamaları için rakip kaleye en az beşer kez yaptığı vuruş
-
[isim]
Futbol ve hentbolda ceza alanı içinde yapılan kural dışı bir hareket sebebiyle yalnız kalecinin koruduğu kaleye ortadan ve tam karşıdan yapılan atış, ceza atışı, ceza vuruşu
- ZIRILTI
-
-
[isim]
Zırıldama sesi veya işi
- "Durup dururken zırıltı mı çıkarmalı?" (Memduh Şevket Esendal)
-
Zımbırtı
- "Bırak hırboluğu diyor, çıkar o yenindeki zırıltıyı." (Atilla İlhan)
-
Can sıkan veya hoşa gitmeyen ses çıkaran nesne
- "Elindeki o zırıltıyı bırak."
-
Anlaşmazlık sebebiyle çıkan kavga, geçimsizlik
-
[isim]
Zırıldama sesi veya işi
- ALTIGEN
-
-
[isim]
Altı kenarlı çokgen, müseddes
-
[sıfat]
Bu biçimde olan
-
[isim]
Altı kenarlı çokgen, müseddes
- ALTINSI
-
-
[sıfat]
Altını andıran, altına benzeyen, altın gibi, altınımsı
-
[sıfat]
Altını andıran, altına benzeyen, altın gibi, altınımsı
- CIRILTI
-
-
[isim]
"Cır cır" diye çıkan ses
-
[isim]
"Cır cır" diye çıkan ses
- VINILTI
-
-
[isim]
Vınlama sesi
- "Vantilatörün vınıltısındaki donukluğun nedeni de aynı şey, işi gücü anlamsız bir değirmen gibi o soğuk loşluğu öğütmek!" (Atilla İlhan)
-
[isim]
Vınlama sesi
- ŞARILTI
-
-
[isim]
Şarıldayan şeyin çıkardığı ses, şarıldama sesi
- "Derenin şarıltısı buradan duyuluyor."
-
[isim]
Şarıldayan şeyin çıkardığı ses, şarıldama sesi
- FIŞILTI
-
-
[isim]
Fışırdama sesi
- "... önümdeki denizin fışıltısını duyuyordum." (Halikarnas Balıkçısı)
-
[isim]
Fışırdama sesi
- KOŞALTI
-
-
[isim]
İki hayvanı birbirine koşma veya bağlama
-
[isim]
İki hayvanı birbirine koşma veya bağlama
- KIMILTI
-
-
[isim]
Hafif ve sürekli kımıldama
-
[isim]
Hafif ve sürekli kımıldama
- ALÇALTI
-
-
[isim]
Yüksekliği az olan alan
-
Küçük düşürme, hor görme, zillet
-
[isim]
Yüksekliği az olan alan
- FISILTI
-
-
[isim]
Fısıldarken çıkan, güçlükle duyulan ses
- "Bahçenin ta nihayetinden birtakım fısıltılar geliyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Fısıldarken çıkan, güçlükle duyulan ses
- VIRILTI
-
-
[isim]
Vırıldama sesi
-
[isim]
Vırıldama sesi
- KARALTI
-
-
[isim]
Uzaklık ve karanlık sebebiyle kim veya ne olduğu seçilemeyen, belli belirsiz, koyu renkli biçim
- "Az sonra, dört atlının karaltısını seçtiler." (Nezihe Araz)
-
Hafif karanlık
-
Leke
-
[isim]
Uzaklık ve karanlık sebebiyle kim veya ne olduğu seçilemeyen, belli belirsiz, koyu renkli biçim
- YAĞILTI
-
-
[isim]
Derideki yağ ve ter bezleri tarafından salgılanan, lifleri bir kılıf gibi sararak dış tesirlerden koruyan madde
-
[isim]
Derideki yağ ve ter bezleri tarafından salgılanan, lifleri bir kılıf gibi sararak dış tesirlerden koruyan madde
- MIRILTI
-
-
[isim]
Alçak ve anlaşılmaz bir ses çıkararak konuşma
- "Dinleyiciler arasında dolaşan mırıltı birden uğultu hâlini aldı." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Alçak ve anlaşılmaz bir ses çıkararak konuşma
- VIZILTI
-
-
[isim]
Vızıldama sesi
- "Uçan bir sivrisineğin vızıltısı duyuldu." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma
- "Gerçi sabahları gene evde iş görüyor, annesinin vızıltısını dinlemeye mecbur oluyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Vızıldama sesi
- AZALTIŞ
- ...
- ALTINCI
-
-
[sıfat]
Altı sayısının sıra sıfatı, sırada beşinciden sonra gelen
-
[sıfat]
Altı sayısının sıra sıfatı, sırada beşinciden sonra gelen