İçinde ltu olan 22 kelime var. İçerisinde LTU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ltu olan kelimeler listesine ya da Sonu ltu ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

KOLTUKLANMAK

11 Harfli Kelimeler

KOLTUKÇULUK, KOLTUKLAMAK, KOLTUKLANMA

10 Harfli Kelimeler

ALTUNHİSAR, KOLTUKBAŞI, KOLTUKLAMA

9 Harfli Kelimeler

ÇULTUTMAZ, KOLTUKLUK, UĞULTUSUZ

8 Harfli Kelimeler

BUYRULTU, DOĞRULTU, KOLTUKÇU, KOLTUKLU, UĞULTULU

7 Harfli Kelimeler

DUYULTU, GURULTU, HORULTU

6 Harfli Kelimeler

ALTUNİ, KOLTUK, UĞULTU

4 Harfli Kelimeler

OLTU


Kelime bulma makinesi

L T U Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

TUL

2 Harfli Kelimeler

TU, UT

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KOLTUKLANMAK

  1. [nsz] Övücü sözlerle koltukları kabartılmak, pohpohlanmak

KOLTUKLAMAK

  1. [-i] Koltuğu altına almak
    • "Tablolarını koltuklayarak İstanbul'a dönerken, Etimesgut köyünün elektriklerini görmüş." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Koltuğa girmek
    • "Karşıladılar, koltuklayıp içeri aldılar."
  3. Kıvanç verecek biçimde övmek, koltuklarını kabartacak sözler söylemek, pohpohlamak
    • "Maşallah da maşallah! Kırk bir kere! Tuh tuh! diyerek karşıladılar; koltuklayıp içeriye, camekâna aldılar." (Ercüment Ekrem Talu)

KOLTUKLANMA

  1. [isim] Koltuklanmak işi

KOLTUKÇULUK

  1. [isim] Koltuk yapma ve satma işi
  2. Yüze karşı övmeyi huy edinme

ALTUNHİSAR
...
KOLTUKBAŞI

  1. [isim] Otomobillerde koltuğun sırt bölümünün üstüne takılan ve ani darbelerde boynun veya başın zarar görmesini önleyen başlık

KOLTUKLAMA

  1. [isim] Koltuklamak işi
  2. Yaranmak için birine söylenen övücü söz, kompliman

UĞULTUSUZ

  1. [sıfat] Uğultusu olmayan

ÇULTUTMAZ

  1. [sıfat] Giysi ve mal değeri bilmeyen, derbeder, serseri, avare (kimse)

KOLTUKLUK

  1. [isim] Giysinin terden lekelenmemesi için koltuk altına içten dikilen parça, subra
  2. [sıfat] Koltuk yapmaya ve kaplamaya elverişli olan (kumaş)

UĞULTULU

  1. [sıfat] Uğultusu olan, uğultu çıkaran

DOĞRULTU

  1. [isim] Yön, istikamet
    • "Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda ... devletin gözetim ve denetimi altında yapılır." (Anayasa)
  2. Tutulan, izlenen yol
  3. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum
    • "Düz gittiği veya geldiği düşünülen bir okun uzayda kalan izi, okun doğrultusunu gösterir."
  4. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet

BUYRULTU

  1. [isim] Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk

KOLTUKÇU

  1. [isim] Koltuk yapan veya satan kimse
  2. Eski ev eşyası alıp satan kimse
  3. Koltuk meyhanesi işleten kimse
  4. Koltuğunun altına elbise ve halı atıp sokak sokak dolaştırarak satan kimse
  5. Düğünlerde ev düzenlenmesine yardım edip gelinle damada destek olan kimse
    • "Ertesi cuma günü koltukçular gelip gelin odasını düzeltecekler." (Memduh Şevket Esendal)
  6. Yüze karşı övmeyi huy edinmiş kimse

KOLTUKLU

  1. [sıfat] Kol dayayacak yeri olan
    • "Koltuklu sandalye."

HORULTU

  1. [isim] Horlama sesi
    • "Biraz sonra biri ince, öteki kalın, iki horultu odayı kapladı." (Memduh Şevket Esendal)

GURULTU

  1. [isim] Guruldama sesi
    • "Bunlar nargile seslerinin gurultusu arasında derin uykulara dalar." (Salâh Birsel)

DUYULTU

  1. [isim] Şayia

UĞULTU

  1. [isim] Gürültülü, boğuk ve anlaşılmaz ses, uğuldama sesi
    • "İçeride müphem, karışık bir uğultu var." (Falih Rıfkı Atay)

KOLTUK

  1. [isim] Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer
    • "Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı." (Halide Edip Adıvar)
    • "Nihayet sonbaharın yağmurlu, serin bir günü koltuğa giriyorum." (Ömer Seyfettin)
    • "Ercüment, memurluk hayatında her oturduğu koltuğu doldurmuş..." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Ben de aç duracak değilim ya! Bizim orada senin gibi bir ağa yok ki koltuğunun altına sığınalım." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye
    • "Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni
    • "Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, 'koltuk' yapılmıştı." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  4. Yapıcılıkta yan destek
  5. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip
  6. Koltuklama veya koltuklanma
    • "O koltuktan hoşlanmaz."
  7. Kayırma, destek
    • "Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez."
  8. Yüksek mevki, makam
    • "Koltuk kavgası."
  9. Genelev
    • "Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  10. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler
  11. Kenar, tenha yer

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü