İçinde ltm olan 9 harfli 43 kelime var. İçerisinde LTM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ltm olan kelimeler listesine ya da sonu ltm ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YÜCELTMEK
-
-
[-i]
Yüce bir duruma getirmek
- "Kahraman diye yücelttiğiniz insanların, ciğerlerinin beş para etmediğini görmüyor musunuz?"
-
[-i]
Yüce bir duruma getirmek
- EĞRİLTMEK
-
-
[-i]
Eğri duruma getirmek; eğritmek
-
[-i]
Eğri duruma getirmek; eğritmek
- BÜYÜLTMEK
-
-
[-i]
Bakınız büyütmek
- "Art arda dizdiği engelleri gittikçe büyültüyor."
-
Resim, harita vb.nin daha büyük örneğini yapmak
- "Anlaşılıyor ki gördüğümüz eski, büyük yağlı boya tabloyu ya kendisi bu gravürden ayrıca tersim etmiş yahut belki de bu, başka bir ressam tarafından büyültülerek yapılmış bir kopyası olacaktı."
-
[mecaz]
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, büyük göstermek
-
[-i]
Bakınız büyütmek
- DARALTMAK
-
-
[-i]
Dar duruma getirmek
- "Hoyrat bir rüzgâr bütün gün tozu dumanına katmış, solukları kesmiş, göğüsleri daraltmıştı."
-
Sayıca azaltmak
- "Aslında geniş olan kadroyu ne akla hizmet edip de bu derece daralttığına bir türlü akıl erdirememişti."
-
[-i]
Dar duruma getirmek
- KOYULTMAK
-
-
[-i]
Koyu duruma getirmek
-
[mecaz]
Bir konuşmayı tat alınır biçimde uzatmak
-
[-i]
Koyu duruma getirmek
- SİVRİLTME
-
-
[isim]
Sivriltmek işi
-
[isim]
Sivriltmek işi
- KÜÇÜLTMEK
-
-
[-i]
Büyükken daha küçük duruma getirmek
- "Lokmasını bir iki kez çiğneyerek küçülttü."
-
Yaşını gizleyerek küçük göstermek
-
[mecaz]
Değerini ve onurunu azaltmak
- "Adamcağızı küçülten, küçük düşürmek isteyen numara anlaşılmıyor."
-
[-i]
Büyükken daha küçük duruma getirmek
- ÇÖKELTMEK
-
-
[-i, kimya]
Çökelmeye uğratmak, çökelmesini sağlamak
-
[mecaz]
Moral çöküntüsü yaratmak
- "Hele bu kişinin zaaf noktası ise küçük bir tavır bile çökeltir onu."
-
[-i, kimya]
Çökelmeye uğratmak, çökelmesini sağlamak
- İRKİLTMEK
-
-
[-i]
İrkilmesine sebep olmak
- "Çok yüce bir kişi için de olsa uşaklığın öncesiz sonrasız gönüllü bir seçim hâline gelişi beni irkiltiyor."
-
[-i]
İrkilmesine sebep olmak
- EKSİLTMEK
-
-
[-i]
Eksik duruma getirmek, sayısını azaltmak
- "Bu cephe, harbin dehşetini eksiltmiyor, artırıyor."
-
[-i]
Eksik duruma getirmek, sayısını azaltmak
- SAĞALTMAK
-
-
[-i]
Sağlığa kavuşturmak, iyileştirmek, iyi etmek, tedavi etmek
-
[-i]
Sağlığa kavuşturmak, iyileştirmek, iyi etmek, tedavi etmek
- BUNALTMAK
-
-
[-i]
Bunalmasına yol açmak; boğmak, darlamak, sıkılamak
- "Artık onu sımsıkı sarıyorlarmış gibi bunaltan duvarlar, o kilitli kapılar yoktu."
-
[-i]
Bunalmasına yol açmak; boğmak, darlamak, sıkılamak
- KATILTMAK
-
-
[-i]
Katılacak kadar güldürmek veya ağlatmak
- "Üstatların karikatürlerini çizerek kadınları katıltıyordum."
-
Katılmasına yol açmak
-
[-i]
Katılacak kadar güldürmek veya ağlatmak
- YANILTMAÇ
-
-
[isim]
Karşıdakini yanıltıp başka şey söylemesine yol açacak biçimde düzenlenmiş söz
-
[edebiyat]
Bakınız yanıltmaca
-
[isim]
Karşıdakini yanıltıp başka şey söylemesine yol açacak biçimde düzenlenmiş söz
- ÇOĞALTMAK
-
-
[-i]
Miktarını, sayısını, ölçüsünü artırmak; çoğullaştırmak, çoklaştırmak, fazlalaştırmak, ziyadeleştirmek
- "Şüphe yok ki ölçüsüz bir para israfı bu borçları daha çoğaltacak, hiç azaltmayacaktı."
-
Çoğaltma makinesi kullanılarak sayısını artırmak; teksir etmek
-
[-i]
Miktarını, sayısını, ölçüsünü artırmak; çoğullaştırmak, çoklaştırmak, fazlalaştırmak, ziyadeleştirmek
- KOCALTMAK
-
-
[-i]
Kocamasına yol açmak; kocatmak
-
[-i]
Kocamasına yol açmak; kocatmak
- YÖNELTMEK
-
-
[-e, -i]
Bir şeye belli bir yön vermek, yönelmesini sağlamak, çevirmek; tevcih etmek
-
Birine veya bir şeye doğru bakmak
- "Bakışlarını ona yöneltti."
-
Birine bir şey söylemek; tevcih etmek
- "Yine ünlü kişiler çeşitli konularda konuşur, ardından dinleyiciler onlara sorular yöneltirlerdi."
-
[-e, -i]
Bir şeye belli bir yön vermek, yönelmesini sağlamak, çevirmek; tevcih etmek
- ŞENELTMEK
-
-
[-i]
Şenelmiş duruma getirmek, meskûn kılmak
- "Fakat bu havalar böyle giderse zor şeneltiriz biz bu sergiyi. Şu anda dışarıda lapa lapa kar yağıyor."
-
[-i]
Şenelmiş duruma getirmek, meskûn kılmak
- YASSILTMA
-
-
[isim]
Bakınız yassılaştırma
-
[isim]
Bakınız yassılaştırma
- KÖRELTMEK
-
-
[-i]
Körelmesini sağlamak
-
Dumura uğratmak
-
[mecaz]
Yeteneğini kaybettirmek
-
[-i]
Körelmesini sağlamak