İçinde ltı olan 7 harfli 50 kelime var. İçerisinde LTI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ltı olan kelimeler listesine ya da sonu ltı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ZIRILTI
-
-
[isim]
Zırıldama sırasında çıkan sesin adı
- "Bir dakika sonra tayyarenin içinde, nereden geldiği belli olmayan kuvvetli bir zırıltı işitilmeğe başladı."
-
Bakınız zımbırtı
- "Bırak hırboluğu kirve diyor, çıkar o yenindeki zırıltıyı."
-
[mecaz]
Can sıkan veya hoşa gitmeyen ses çıkaran nesne
- "O zırıltıları kim ne yapsın..."
-
[mecaz]
Anlaşmazlık sebebiyle çıkan kavga, geçimsizlik
-
[isim]
Zırıldama sırasında çıkan sesin adı
- KÖYALTI
-
-
[isim]
İdari yönden bir köye bağlı olan, eğitim, sağlık vb. hizmetleri bağlı olduğu köyden alan, en az 50 kişiden oluşup bağlı olduğu köye en az 2 km uzaklıkta olan, sürekli ikamet edilen yerleşim birimi; bağlı, köy bağlısı
-
[isim]
İdari yönden bir köye bağlı olan, eğitim, sağlık vb. hizmetleri bağlı olduğu köyden alan, en az 50 kişiden oluşup bağlı olduğu köye en az 2 km uzaklıkta olan, sürekli ikamet edilen yerleşim birimi; bağlı, köy bağlısı
- ŞARILTI
-
-
[isim]
Şarıldayan şeyin çıkardığı sesin adı
- "Derenin şarıltısı buradan duyuluyor."
-
[isim]
Şarıldayan şeyin çıkardığı sesin adı
- ÇAĞILTI
-
-
[isim]
Suyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı sesin adı
- "Yalnız koca arktan akan suyun serin çağıltısı duyuluyordu."
-
[isim]
Suyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı sesin adı
- CIZILTI
-
-
[isim]
Bakınız cızırtı
- "Yay burcundanmış, binicilikle tazelenmiş, fotofinişle çözülen Cumhurbaşkanlığı Koşusu birincisi atı cızıltısız gebre ile gebrelemiş…"
-
[isim]
Bakınız cızırtı
- AZALTIM
-
-
[isim]
Azaltmak işi
-
[isim]
Azaltmak işi
- ŞIRILTI
-
-
[isim]
Şırıldayan suyun çıkardığı sesin adı
- "Yüksekten karşıda çağlayanın şırıltısı duyuluyordu."
-
[isim]
Şırıldayan suyun çıkardığı sesin adı
- ALTIŞAR
-
-
[sıfat]
Altı sayısının üleştirme sayı sıfatı
- "Malının, mülkünün hesabını bilmeyen Hasan Bey’in bildiği ve çok sevdiği altışar yaşındaki iki ikiz çocuğudur."
-
Her birine altı, her defasında altısı bir arada olan
-
[sıfat]
Altı sayısının üleştirme sayı sıfatı
- DARALTI
-
-
[isim]
Dar gibi görünme veya olma
- "Dar sokaklar, meydansız şehirler bir daraltı, bir küçültü içine gömmüştü insanlarımızı."
-
[isim]
Dar gibi görünme veya olma
- KIZILTI
-
-
[isim]
Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl
- "Bilirsin ki ciğer hastalığı çeken insanların yüzü daima bir kızıltı içindedir."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl
- YERALTI
-
-
[sıfat, mecaz]
Gizli ve yasa dışı
- "Yeraltı faaliyet."
-
Alışılmışın dışında olan, aykırı olan
-
[sıfat, mecaz]
Gizli ve yasa dışı
- AZALTIŞ
-
-
[isim]
Azaltmak işi
-
[isim]
Azaltmak işi
- KOŞALTI
-
-
[isim, ağızlardan]
İki hayvanı birbirine koşma veya bağlama
-
[isim, ağızlardan]
İki hayvanı birbirine koşma veya bağlama
- GÖZALTI
-
-
[isim, hukuk]
Birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması; gözetim, nezaret
-
Bakınız denetleme
- "Çocuğum bu sürekli gözaltından huzursuz oluyor, ben sinir küpüne dönüyorum."
-
[isim, hukuk]
Birinin, güvenlik kuvvetleri tarafından belli bir yerde belli bir süre alıkonulması; gözetim, nezaret
- PARILTI
-
-
[isim]
Parıldama, göze çarpan parlaklık; balkır, ışılak, şaşaa, şimşek, şule
- "Pamuk için için yanıyor, zaman zaman küçük parıltılar çıkarıyordu."
-
[isim]
Parıldama, göze çarpan parlaklık; balkır, ışılak, şaşaa, şimşek, şule
- VINILTI
-
-
[isim]
Vınlayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- "Vantilatörün vınıltısındaki donukluğun nedeni de aynı şey, işi gücü anlamsız bir değirmen gibi o soğuk loşluğu öğütmek!"
-
[isim]
Vınlayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- VIZILTI
-
-
[isim]
Vızıldayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- "Uçan bir sivrisineğin vızıltısı duyuldu."
-
[mecaz]
Hafif sesle ve bezdirici biçimde yakınma, sızlanma
- "Gerçi sabahları gene evde iş görüyor, annesinin vızıltısını dinlemeye mecbur oluyordu."
-
[isim]
Vızıldayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
- ÇAKILTI
-
-
[isim]
Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkan ses
-
[isim]
Çakıl taşı vb. kımıldatıldığında çıkan ses
- DIRILTI
-
- HIŞILTI
-
-
[isim]
Sert ve sürekli çıkan ses
- "Bahçenin derin sessizliği içinde, biraz ötedeki taflanların arasından bir hışıltı işitmişti."
-
[isim]
Sert ve sürekli çıkan ses