İçinde lmek olan 8 harfli 67 kelime var. İçerisinde LMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lmek olan kelimeler listesine ya da sonu lmek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K L M
3 Harfli Kelimeler
ELK, KEL, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EL, EM, KE, LE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÖKÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Sökme işine konu olmak
- "Kitaplıklarım da oradan buradan sökülmüş, tahtalar sarkıyor."
-
[-i, argo]
Parayı istemeyerek vermek, harcamak
-
[nesnesiz]
Sökme işine konu olmak
- SÜZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Süzme işine konu olmak
- "Bal süzüldü."
-
Bakınız akmak
- "Gözlerimden yaşlar süzüldü."
-
Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek
- "Kuş, gene havada süzülüp daireler çiziyor."
-
[mecaz]
Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek
- "Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal."
-
[mecaz]
İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek
- "Bir daha vurdum ve cevap alamayınca her zaman yaptığım gibi usulca kapıyı açıp içeri süzüldüm."
-
[mecaz]
Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak
- "Bu sözleri söylerken mebusun gözleri süzülerek ufalıyordu."
-
[mecaz]
Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek
- "Bir tanesinin elinde -muhakkak çalmış olacak- bir şık şemsiye, o günün sosyete hanımlarını taklit ederek kırıtıyor, süzülüyorlardı."
-
[mecaz]
Yüzüne nazlı bir anlam vermek
-
[mecaz]
Çok zayıflamak
- "Yedi sekiz gün içinde kızcağız, süzülmüş, solmuş, gözleri çukura kaçmıştı."
-
[nesnesiz]
Süzme işine konu olmak
- DÖKÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
- "Bekliyorum. Bir gül döküldü vazoda / Bekliyorum. Ses yok ölgün piyanoda"
-
Yaprak, saç, diş, sıva bağlı bulunduğu yerden veya organdan kopup düşmek
-
Kumaş dökümlü olmak
-
Bir işi, bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik olmak
-
[-e]
Bir yere düşmek
- "Bizim motor ikiye bölünüp suya döküldüğümüzde dört kişiydik."
-
Çıkmak, ortaya konulmak
- "Âdeta düşünmeksizin kaleminden masal sahnelerine benzeyen dağ, dere, uçurum resimleri dökülüyordu."
-
Bir şey kaplamak, yayılmak
- "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor."
-
[-e]
Salınmak, serbest bırakılmak
- "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı."
-
[-e, mecaz]
Kır, sokak vb. yerlerde insanlar çokça birikmek
- "Bahar o sene erken gelmiş, herkes tarlalara dökülmüştü."
-
[mecaz]
Çok eskimiş olmak, değerini ve güzelliğini yitirmek
- "Yaşayan, var olan her şey eskiyip dökülecek."
-
[mecaz]
Çok yorgun, hasta olmak
- "Erkek arıların takatleri kesilmeye başlar, bir bir dökülür, ölür giderler."
-
[coğrafya]
Akarsular, göl veya denize akmak
-
[nesnesiz]
Dökme işi yapılmak veya dökme işine konu olmak
- ÇÖMELMEK
-
-
[nesnesiz]
Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak; çömmek, çökmek
- "O yüzden annem bulaşıklarını kapıya yakın bir yere çömelerek yıkardı."
-
[nesnesiz]
Dizlerini bükerek topukları üzerine oturmak; çömmek, çökmek
- ÇİZİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çizme işine konu olmak
- "Şişenin bir tarafı birer santimetre ara ile çizilmiş ve üzerine de birer rakam konulmuş."
-
[nesnesiz]
Çizme işine konu olmak
- ÇÖZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çözme işine konu olmak
- "Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri"
-
Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak
-
[mecaz]
Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak
-
[mecaz]
Güçsüz kalmak; gevşemek
- "Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş."
-
[mecaz]
Dağılmak, çökmek
- "Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez."
-
[nesnesiz]
Çözme işine konu olmak
- EVRİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Bir biçimden başka bir biçime doğal olarak dönmek
-
[nesnesiz]
Bir biçimden başka bir biçime doğal olarak dönmek
- EĞRİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Eğri duruma gelmek
- "Bardağı bırakırken masa eğrilir gibi oldu."
-
[nesnesiz]
Eğri duruma gelmek
- YERİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Yerme işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Yerme işine konu olmak
- DEŞİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Deşme işi yapılmak
- "Çıban deşildi."
-
[nesnesiz]
Deşme işi yapılmak
- BÜZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Büzme işi yapılmak
- "Sağ gözünün kuyruğu çiçek bozuğundan hafifçe büzülmüştü."
-
[-e, mecaz]
Korku, şaşkınlık, soğuk vb. etkenlerle bir kenara sinmek, bir kenara çekilmek
- "Geniş hasırlı sofanın bir kenarına da biz büzülmüştük."
-
[nesnesiz]
Büzme işi yapılmak
- SERİLMEK
-
-
[-e]
Serme işi yapılmak; yayılmak
- "Sanki sedirlerine Bursa ipeklileri serilen bizim odalarımız değildi."
-
Bir yere uzanıp yatmak
- "Yorgun ve bitkin, korkudan tir tir titrer bir hâlde salın üstüne serildik."
-
[-e]
Serme işi yapılmak; yayılmak
- DÖNELMEK
-
-
[nesnesiz]
En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak
-
[nesnesiz]
En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak
- İLMEKSİZ
-
-
[sıfat]
Kolay çözülemeyen biçimde düğümlenmiş, ilmiksiz
-
İlmiği olmayan; ilmiksiz
-
[sıfat]
Kolay çözülemeyen biçimde düğümlenmiş, ilmiksiz
- YÖNELMEK
-
-
[-e]
Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek; yönlenmek, bükülmek, teveccüh etmek
- "Onlar da adama yöneldiler. Dükkân sahibi endişeli bir ifadeyle onlara bakıyordu."
-
[mecaz]
Amaç olarak benimsemek; yönlenmek
- "Şiire veda etti ve sanatın başka bir bölümüne yöneldi, hikâye ve romana."
-
[mecaz]
Hedef almak
- "Suçlamalar bana yöneldi."
-
[-e]
Belli bir yön tutmak, yüzünü belli bir yöne doğru çevirmek; yönlenmek, bükülmek, teveccüh etmek
- GÜDÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Gütme işi yapılmak
-
[mecaz]
Bir kimse veya topluluk birinin düşünce ve amacı doğrultusunda yönetilmek
-
[nesnesiz]
Gütme işi yapılmak
- DİNELMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Ayakta durmak
-
Ayağa kalkmak, dik durmak
- "Önce ayaklarıyla, kollarıyla bir diz çöküp bir dinelerek ölçü aldılar."
-
[-e, mecaz]
Bakınız diklenmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Ayakta durmak
- BEZİLMEK
-
-
[nesnesiz, -den]
Bezme işine konu olmak, bezme durumuna gelinmek
-
[nesnesiz, -den]
Bezme işine konu olmak, bezme durumuna gelinmek
- ÇEKİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çekme işi yapılmak
- "Ağlar çekiliyor dalyanlarda."
-
[-e]
Kendini geriye veya bir yana çekmek
-
[-den]
Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak; istifa etmek
- "Hiçbir zaman mebusluktan çekilmek niyetinde değilim."
-
Bir şey azalmak
- "Gölün suları çekildi."
-
Yok olmak
- "İneğin sütü çekildi."
-
Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak
- "Dükkân karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayaktakımı her gün artıyor."
-
Geri gitmek; ricat etmek
-
[-den]
Katılmamak, vazgeçmek
- "Yarışmadan çekildi."
-
Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek
- "Tabii kuaför salonu da çekilmez oluyor, sen konuşup güldürmeyince milleti."
-
Bakınız tartılmak
-
Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek
-
[mecaz]
Uzaklaşmak, araya mesafe koymak
- "Yalnız ben baştan boş bulundum, buna fazla sokuldum. Şimdi çekildiğimi de belli etmek istemiyorum."
-
[nesnesiz]
Çekme işi yapılmak
- SEÇİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Seçme işine konu olmak
- "Seçilmiş ve görevlendirilmiş bir ekip tarafından satın alınıyordu."
-
[nesnesiz]
Seçme işine konu olmak