İçinde ll olan 8 harfli 254 kelime var. İçerisinde LL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ll olan kelimeler listesine ya da sonu ll ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇULLAMAK
-
-
[-i]
Hayvana çul örtmek
-
[-e]
Fırtınalı denizde dalgalar güverteye su atmak
-
[-i]
Hayvana çul örtmek
- TEBELLÜĞ
-
Kelime Kökeni: Arapça tebelluġ
-
[isim]
Bildirimi alma
-
[isim]
Bildirimi alma
- MODELLİK
-
-
[isim]
Modelin işi veya mesleği
-
[isim]
Modelin işi veya mesleği
- SEFİLLİK
-
-
[isim]
Bakınız yoksulluk
-
Adi ve bayağı olma durumu
-
[isim]
Bakınız yoksulluk
- ÇİLLENME
-
-
[isim]
Çillenmek işi
- "… kalın bir örtü örtülerek rutubetli bir ortam oluşturulmakta ve bir veya iki gün içerisinde tohumların çillenmesi sağlanmaktadır."
-
[isim]
Çillenmek işi
- KULLANAT
-
-
[sıfat]
Bir kez kullanılmaya uygun olan, bir kez kullanılıp atılan
-
[sıfat]
Bir kez kullanılmaya uygun olan, bir kez kullanılıp atılan
- NALLANMA
-
-
[isim]
Nallanmak işi
-
[isim]
Nallanmak işi
- HALLENME
-
-
[isim]
Hâllenmek işi
-
[isim]
Hâllenmek işi
- İKİTELLİ
-
-
[isim]
İki teli olan saz
-
[isim]
İki teli olan saz
- ELLETMEK
-
-
[-i]
Elleme işini yaptırmak
-
[-i]
Elleme işini yaptırmak
- MÜSELLİM
-
Kelime Kökeni: Arapça musellim
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde eyalet ve sancakta yönetimi elinde bulunduran kişi
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde eyalet ve sancakta yönetimi elinde bulunduran kişi
- NİTELLİK
-
-
[isim]
Nitel olma durumu
-
[isim]
Nitel olma durumu
- HEYKELLİ
-
-
[sıfat]
Heykeli olan
- "Geniş ve otomobil dolu caddeler, heykelli meydanlar..."
-
[sıfat]
Heykeli olan
- BELLİSİZ
-
-
[sıfat]
Belli olmayan, bilinemeyen
- "Ne kumaştan olduğu bellisiz murdar birer entari..."
-
[sıfat]
Belli olmayan, bilinemeyen
- KULLANIŞ
-
-
[isim]
Kullanmak işi
- "Dili algılayışı, dili kullanışı, düşünce sistemi, yargılaması, usa vurması hep kendine has."
-
[isim]
Kullanmak işi
- SALLAMAK
-
-
[-i]
Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek; sallayıvermek, ırgamak
- "Sen yine anahtarını çıkar, salla, eğlendir."
-
Bakınız sarsmak
-
[mecaz]
Beklenmedik bir başarı kazanmak
- "Seçimlerde Ankara'yı salladı."
-
[mecaz]
Uydurmak, kafadan atmak
-
[mecaz]
Zor durumda bırakmak
-
[argo]
Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak
- "Ev sahibinin gözünü boyarım, kalan borcu bir müddet daha sallarım diyordu."
-
[nesnesiz, argo]
Vurmak, atmak
- "Sokaktan geçen bir adam, bunları ayırdı, ikisine birer tokat salladı..."
-
[-i]
Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek; sallayıvermek, ırgamak
- TÜLLENME
-
-
[isim]
Tüllenmek işi
-
[isim]
Tüllenmek işi
- BESBELLİ
-
-
[zarf]
Açık bir biçimde
- "Açlığını kim duyar eğri ovaların, yanık dağların / Ölülerin duymadığı besbelli"
-
Anlaşıldığına göre, anlaşılıyor ki
- "Bu sonsuzluğun içinde işte besbelli sen de kendini kaybederek apışıp kalmışsın."
-
[zarf]
Açık bir biçimde
- OTÇULLUK
-
-
[isim]
Bakınız otoburluk
-
[isim]
Bakınız otoburluk
- SALLATMA
-
-
[isim]
Sallatmak işi
-
[isim]
Sallatmak işi