İçinde ll olan 6 harfli 58 kelime var. İçerisinde LL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ll olan kelimeler listesine ya da sonu ll ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALLEŞ

Kelime Kökeni: Arapça ḳallāş

  1. [sıfat] Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan
    • "Gene gülümsüyordu ama artık kalleş bir hınç vardı gülümseyişinde." (Tarık Buğra)
  2. Birine gizlice kötülük eden
  3. Bakınız kahpe
BOLLUK

  1. [isim] Bol olma durumu
    • "Eteğin belinde bir bolluk var."
  2. Bakınız bereket
  3. Parasal bakımdan rahatlık
    • "Hep eski bolluk zamanlarında yapılmış büyük vezir konaklarına rastlanırdı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. Çok, fazla olma durumu; yağmur
    • "Öteden beri dergileri kaplayan şiir bolluğundan ürkerim." (Necati Cumalı)
  5. Her şeyin bol olduğu yer
ZİLLET

Kelime Kökeni: Arapça ẕillet

  1. [isim] Hor görülme
    • "Yıllardan beri dişinden tırnağından artırdığı, çoluk çocuğunun nafakasından kestiği parayı günün birinde, ben de bu zilletten kurtulurum umuduyla bir köşeye koymuştu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
OKULLU

  1. [isim] Bir okula devam eden kimse, öğrenci
GÖLLÜK

  1. [sıfat] Gölü olan (yer)
    • "Memleketimiz geniş kıyıları, göllük, dağlık bölgeleri ile çekici bir turist memleketi olabilir." (Necati Cumalı)
TELLAL

Kelime Kökeni: Arapça dellāl

  1. [isim] Herhangi bir şeyi, olayı veya bir şeyin satılacağını halka duyurmak için çarşıda, pazarda yüksek sesle bağıran kimse; çağırtmaç
    • "Annemin çeyizlik eşyasını hamallarla tellallar çarşısına gönderdi." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Satışlarda aracılık eden kimse
GÜLLÜK

  1. [isim] Gül bahçesi veya gülü çok olan yer
TELLAK

Kelime Kökeni: Arapça tellāk

  1. [isim] Hamamda hizmet eden ve erkek müşterileri yıkayan erkek
SOLLUK

  1. [isim] Sol görüşe sahip olma durumu
    • "Soluz, dedim ama solluğu bir başka yönden kabullendim, siz acaba ne düşündünüz de solluğu bize layık gördünüz?" (Orhan Veli Kanık)
YELLOZ

  1. [sıfat] Ahlaksız, hafifmeşrep, şıllık (kadın)
    • "Gülsüm adında, suratsız, yelloz bir kız bulmuştu." (Ercüment Ekrem Talu)
HÖLLÜK

  1. [isim, ağızlardan] Kundak çocuklarının altına bez yerine konulan toprak
    • "Eledim eledim höllük eledim / Aynalı beşikte bebek beledim" (Halk türküsü)
BALLIK

  1. [isim] Bal konulan kap
  2. Bağlarda görülen külleme hastalığı
    • "Köylülerin kara maraz ve ballık dedikleri hastalıklar da bağlara büyük zarar verir." (Aydın Yaka)
  3. [bitki bilimi] Bakınız ballıbaba
ALLAMA

  1. [isim] Allamak işi
ALLAME

Kelime Kökeni: Arapça ʿallāme

  1. [sıfat] Çok ve derin bilgisi olan, çok bilgili
    • "Tarihî zihniyet taşımak için tarihçi olmak şart değildir. İlmî düşünebilmek için allame olmak şart olmadığı gibi." (Sabahattin Eyüboğlu)
ŞILLIK

  1. [isim, argo] Aşırı ve bayağı biçimde süslenmiş kadın
BİLLUR

Kelime Kökeni: Arapça billūr

  1. [isim] Bazı cisimlerin bazı fiziksel etkiler altında aldıkları veya doğal olarak bulundukları geometrik biçim
    • "Gece nemli geçerse suyunu yitiren tuz billurları yeniden su alır ve hacmi genişler." (İbrahim Sarı)
  2. Bir maddenin atom veya moleküllerinin art arda tekrarlanmasından ve belirli bir kurala göre sıralanmasından meydana gelen, simetrik olarak birleşmiş düz satıhlar biçimindeki katı madde; kristal
    • "... tavandaki avizenin billurlarında bir an sessiz sedasız çınladıktan sonra kaybolan o vapur ışıkları gibi bütün ömrünü ışığa, renge, şiire boğacaktı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  3. [sıfat] Bu maddeden yapılmış
    • "Su sesi ve kanat şakırtısından / Billur bir avize Bursa'da zaman" (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  4. [sıfat] Duru, temiz ve akıcı olan
    • "Onu görmek, billur sesini dinlemek, elinden bir şey içmek." (Attilâ İlhan)
  5. Çok berrak ve pürüzsüz, parıltılı, ışıklı olan
    • "Aslanın ağzından durmadan bu havuza billur sular akar." (Halide Edip Adıvar)
  6. Bakınız koç yumurtası
FOLLUK

  1. [isim] Tavukların yumurtlaması için hazırlanmış özel yer
CİLLOP

  1. [sıfat, ağızlardan] Parlak ve pürüzsüz olan
  2. Yeni olan
ASILLI

  1. [sıfat] Bir kökene dayanan; kökenli
    • "... kısa bir müddet için İstanbul'a gelmiş olan Ali adında Arap asıllı genç bir avukatla o dükkânda tanışmış..." (Murathan Mungan)
OĞULLU

  1. [sıfat] Oğlu olan
  2. Erkek çocuk bulunan (ev vb.)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü