İçinde ll olan 5 harfli 38 kelime var. İçerisinde LL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ll olan kelimeler listesine ya da sonu ll ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİLLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça millī
-
[sıfat]
Milletle ilgili; ulusal
-
Millete özgü; ulusal
- "İstiklal Harbi'nde millî duyguları aksettiren ümit ile dolu yazılarını hâlâ unutmadık."
-
[sıfat]
Milletle ilgili; ulusal
- KÜLLÜ
-
-
[sıfat]
İçinde veya üzerinde kül bulunan
- "Bu yunaktaki ocaklara dışları is bağlamış kocaman kazanlar kurulur, içlerinde küllü su kaynatılır, çamaşırlar ve insanlar da bu suyla yıkanırdı."
-
[sıfat]
İçinde veya üzerinde kül bulunan
- GÜLLÜ
-
-
[sıfat]
Gülü olan
-
[sıfat]
Gülü olan
- PİLLİ
-
-
[sıfat]
Pili olan, pille çalışan
- "Pilli radyo."
-
[sıfat]
Pili olan, pille çalışan
- PULLU
-
-
[sıfat]
Üzerine pul yapıştırılmış
- "Pullu dilekçe."
-
Üzerine pul işlenmiş
- "Pullu gece elbisesi."
-
Pulu olan
- "Pullu cıvata. Pullu balık."
-
[sıfat]
Üzerine pul yapıştırılmış
- KİLLİ
-
-
[sıfat]
İçinde kil bulunan
- "Killi kütle. Killi şist."
-
[sıfat]
İçinde kil bulunan
- KULLE
-
-
[isim]
Büyük bağ evi
- "Bağdaki ailelerin bütün çocuklarını kulle dışında bir başka evde toplamışlardı."
-
[isim]
Büyük bağ evi
- GOLLÜ
-
-
[sıfat]
Golü olan
-
[sıfat]
Golü olan
- DİLLİ
-
-
[sıfat]
Dili olan
-
Konuşkan, sürekli ve tatlı konuşan
- "Daha çok küçük, dört yaşında bile yok. Öyle dilli ki kimseye laf bırakmıyordu."
-
Dedikoducu, ileri geri konuşan
- "Benim işim yok senin o dilli kardeşlerinin arasında."
-
[sıfat]
Dili olan
- ALLIK
-
-
[isim]
Al olma durumu
- "Yanaklarının allığından kinaye, ona Alyanak lakabını takmışlar."
-
Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri pembe, kırmızı, bakır vb. renkte boya; al (I)
- "Frenklik bir veba gibi içimize girmiş, yanaklarımızın allığını, dudaklarımızın tebessümünü silmiş, ... parmaklarımızı narin bir mercan gibi parlatarak güzelleştiren kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı."
-
[isim]
Al olma durumu
- VİLLA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca villa
-
[isim]
Yazlıkta veya şehir dışında, bahçeli, müstakil ev
- "Bütün konsolosluklar orada ve önleri bahçeli, şirin villalar içinde."
-
[isim]
Yazlıkta veya şehir dışında, bahçeli, müstakil ev
- RALLİ
-
Kelime Kökeni: İngilizce rally
-
[isim]
Yarışmacıların otomobille belli yolları izleyerek ve özel kurallara uyarak belirli bir yere ulaşmalarına dayanan otomobil yarışı
-
[isim]
Yarışmacıların otomobille belli yolları izleyerek ve özel kurallara uyarak belirli bir yere ulaşmalarına dayanan otomobil yarışı
- KILLI
-
-
[sıfat]
Kılı olan, kıl ile kaplı
- "İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi."
-
[sıfat]
Kılı olan, kıl ile kaplı
- ALLAH
-
Kelime Kökeni: Arapça allah
-
[isim, din bilimi]
Semavi dinlere göre kâinatı ve kâinattaki her şeyi yaratan ve idare eden tek yüce varlık; Çalap, Tanrı, Yaradan, Oğan, Cenabıallah, Cenabıhak, Hak, Halik, Hu, Hüda, İlah, Mevla, Rab
- "Eski mukaddes kitaplarıyla bugünkü yeni dünyayı çeviren Allah, her yerde, her devirde dinsizleri, kendisine karşı gelenleri başka sebepler ve başka tarzlarla eziyor."
-
[isim, din bilimi]
Semavi dinlere göre kâinatı ve kâinattaki her şeyi yaratan ve idare eden tek yüce varlık; Çalap, Tanrı, Yaradan, Oğan, Cenabıallah, Cenabıhak, Hak, Halik, Hu, Hüda, İlah, Mevla, Rab
- BELLİ
-
-
[sıfat]
Beli olan
- "Hani sen benim gibi ince belli sarışınları severdin?"
-
[sıfat]
Beli olan
- KÜLLİ
-
Kelime Kökeni: Arapça kullī
-
[sıfat, eskimiş]
Bütüne ve genele ilişkin
-
[felsefe, mantık]
Bakınız tümel
-
[sıfat, eskimiş]
Bütüne ve genele ilişkin
- MOLLA
-
Kelime Kökeni: Arapça mevlā
-
[isim, tarih]
Büyük kadı
- "Mısır mollası."
-
Medrese öğrencisi
-
Büyük bilgin
-
[mecaz]
Dinî yönü ağır basan kimse
-
[isim, tarih]
Büyük kadı
- ALLEM
-
-
[isim]
"Alavere, dalavere, oldubitti” anlamında kullanılan allem kallem sözünde ve “bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak” anlamıyla allem etmek, kallem etmek deyiminde kullanılan bir söz
- "Biletçiyi allem kallem atlattık Tepecik İstasyonu’na kadar."
- "Nitekim allem ettiler, kallem ettiler, beni buradan mahrum etmek için her şeyi yaptılar."
-
[isim]
"Alavere, dalavere, oldubitti” anlamında kullanılan allem kallem sözünde ve “bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak” anlamıyla allem etmek, kallem etmek deyiminde kullanılan bir söz
- HÜLLE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥulle
-
[isim, eskimiş]
Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi
-
[isim, eskimiş]
Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi
- SALLI
-
-
[sıfat]
Büyük ve geniş, sal gibi yayvan
- "Sallı bir yapı."
-
[sıfat]
Büyük ve geniş, sal gibi yayvan