İçinde lk olan 8 harfli 58 kelime var. İçerisinde LK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lk olan kelimeler listesine ya da sonu lk ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIZILKÖK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kökboyası
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kökboyası
- YELKENLİ
-
-
[isim, denizcilik]
Yelkeni olan, yelkenle giden deniz veya göl taşıtı; yelken
- "Bizi bulmak için denizlerin öbür kıyısından bir yelkenli yola çıktı."
-
[isim, denizcilik]
Yelkeni olan, yelkenle giden deniz veya göl taşıtı; yelken
- ALKOLSÜZ
-
-
[sıfat]
Alkolü olmayan
-
Alkol içilmeyen
-
[zarf]
Alkol içmeksizin
-
[sıfat]
Alkolü olmayan
- YELKOVAN
-
-
[isim]
Saatin, dakikaları gösteren ve akrepten daha uzun olan ibresi
- "Rengi kararmış bir saat, ne yelkovanı var ne akrebi."
-
Yelin yönünü göstermek için dik bir eksene geçirilen türlü biçimlerde, hafif levha
-
[hayvan bilimi]
Yelkovangillerden, kanatları sivri, siyahımsı veya kül rengi gövdeli bir deniz kuşu (Puffinus)
- "Şu ada senin bu ada benim / Yelkovan kuşlarının peşi sıra"
-
[isim]
Saatin, dakikaları gösteren ve akrepten daha uzun olan ibresi
- HALKASIZ
-
-
[sıfat]
Halkası olmayan
-
[sıfat]
Halkası olmayan
- DALKAVUK
-
-
[isim]
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; kaytak, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı, kılbaz, huluskâr, mütebasbıs
- "Bunları yaparken hiçbir zaman kendini dalkavuk vaziyetine düşürmez."
-
[tarih]
Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse
-
[isim]
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; kaytak, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı, kılbaz, huluskâr, mütebasbıs
- VOLKANİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca volcanique
-
[sıfat]
Volkanla ilgili
- "Volkanik kaya."
-
Volkan özelliği taşıyan
- "Süphan volkanik bir dağdır."
-
Yanardağın püskürmesi sonucu oluşan
- "Volkanik arazi."
-
[sıfat]
Volkanla ilgili
- ALKALOİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca alcaloïde
-
[isim, kimya]
Özellikleri ile alkalileri andıran organik madde
-
[isim, kimya]
Özellikleri ile alkalileri andıran organik madde
- KALKIŞMA
-
-
[isim]
Kalkışmak işi
-
Bakınız başkaldırı
-
[isim]
Kalkışmak işi
- KILKAPAN
-
-
[isim]
Bakınız kehribar
-
[isim]
Bakınız kehribar
- BALKADIN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Kayın ve meşe çalılıklarında, orman kenarlarında sonbahar aylarında yetişen, sapı ve şapkası gri tonlarında, lifli, bazitli bir tür mantar; malkadın, ebişke, kurtkulağı (Clitocybe geotrapa)
-
[isim, bitki bilimi]
Kayın ve meşe çalılıklarında, orman kenarlarında sonbahar aylarında yetişen, sapı ve şapkası gri tonlarında, lifli, bazitli bir tür mantar; malkadın, ebişke, kurtkulağı (Clitocybe geotrapa)
- ALKARISI
-
-
[isim, ağızlardan]
Lohusalara musallat olarak onları boğduğuna inanılan hayalet; çarşamba karısı
-
[isim, ağızlardan]
Lohusalara musallat olarak onları boğduğuna inanılan hayalet; çarşamba karısı
- ALKAEVLİ
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- SİLKİNTİ
-
-
[isim]
Ürkerek sıçramak
-
Bitkilerde çiçek düşürme durumu
-
[isim]
Ürkerek sıçramak
- ÇALKAMAK
-
-
[-i]
Bakınız çalkalamak
- "Dişim ağrıyor, rakı ile ağzımı çalkadım."
-
[nesnesiz]
Tahıl elemek
-
[-i]
Bakınız çalkalamak
- KALKINMA
-
-
[isim]
Kalkınmak işi
- "Bu yazılarda Türkiye'nin kalkınması için ilim ve tekniğin lüzumuna sık sık işaret edilmiştir."
-
İyileşme, şifa bulma
- "Görünen, bir daha kalkınması artık pek zor."
-
[isim]
Kalkınmak işi
- YELKESEN
-
-
[isim, spor]
Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik; yelkıran, rüzgârlık
-
[isim, spor]
Yarışlarda, rüzgârın etkisinden korunmak için öne takılan siperlik; yelkıran, rüzgârlık
- SİLKİLME
-
-
[isim]
Silkilmek işi
-
[isim]
Silkilmek işi
- ÇALKAYIŞ
-
-
[isim]
Çalkamak işi
-
[isim]
Çalkamak işi
- İLKBAHAR
-
Kelime Kökeni: Türkçe ilk + Farsça bahār
-
[isim, gök bilimi]
Kuzey yarım kürede 21 Mart-21 Haziran arası, güney yarım kürede 24 Eylül-21 Aralık tarihleri arsındaki zaman dilimi, kışla yaz arasındaki mevsim; bahar, erken bahar, evvel bahar, ilkyaz, nevbahar
- "Bilmiyorum, bir ilkbahar, bundan altı sene evvel, şu mahalleden, şu evden, şu köşedeki mescitten, babamdan, annemden, birdenbire iğrendim."
-
[isim, gök bilimi]
Kuzey yarım kürede 21 Mart-21 Haziran arası, güney yarım kürede 24 Eylül-21 Aralık tarihleri arsındaki zaman dilimi, kışla yaz arasındaki mevsim; bahar, erken bahar, evvel bahar, ilkyaz, nevbahar