İçinde lk olan 5 harfli 19 kelime var. İçerisinde LK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lk olan kelimeler listesine ya da sonu lk ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İLKİN

  1. [zarf] Başta, başlangıçta
    • "Ortalıkta gergin bir hava esiyordu, ilkin yadırgamadım." (Adalet Ağaoğlu)
TİLKİ

  1. [isim, hayvan bilimi] Köpekgillerden, uzunluğu 90, kuyruğu 30 santimetre kadar, ırklarına göre çeşitli renklerde olan, ağız ve burnu uzun ve sivri, kümes hayvanlarına zarar veren, kürkü beğenilen bir tür memeli (Vulpes)
  2. Bu hayvanın postundan yapılan manto vb
    • "İki hanım yaşları geçkince olmasına bakmayarak sürmüşler, boyanmışlar, omuzlarına tilkilerini almış, kurulmuşlar." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [sıfat, mecaz] Çok kurnaz
    • "Ne tilkidir o, bilmezsiniz."
BELKİ

Kelime Kökeni: Arapça bel + Farsça ki

  1. [zarf] Muhtemel olarak; belkim, herhâlde
    • "İşte en basit bir sebep. Belki sadeliğinden tuhaf geliyor insana." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [bağlaç] Olabilir ki; belkim
    • "Belki bir sabah vakti, belki bir gece yarısı / Artık nefes almayı bırakıp gideceğiz" (Ziya Osman Saba)
MÜLKİ

Kelime Kökeni: Arapça mulkī

  1. [sıfat] Bir ülkeyle ilgili olan
  2. Ülke yönetimine ilişkin
  3. Asker sınıfı dışında kalan
    • "Mülki erkân."
İLKEL

  1. [sıfat] İlk durumunda kalmış olan, gelişmesinin başında bulunan; ilkelce, iptidai, primitif
    • "Tiyatro yönetimi ve sahne düzeni her bakımdan ilkel, çağın koşullarına uygun olarak bozuktu." (Metin And)
  2. Sanatta yalın bir nitelik gösteren, yapmacıksız olan; primitif
  3. Basit, karmaşık olmayan
    • "Gayet ilkel bir dokuma tezgâhında harıl harıl çalışan iki işçi gördüm." (Fikret Otyam)
  4. [isim] Özellikle XIV-XV. yüzyıllarda İtalyan ressamlarına, Orta Çağ sonlarında Avrupa ressamlarına verilen ad
  5. [mecaz] Eğitimsiz, kültürsüz, görgüsüz
  6. [felsefe] Zaman bakımından en eski olan; iptidai, primitif
İLKAH

Kelime Kökeni: Arapça ilḳāḥ

  1. [isim, eskimiş, biyoloji] Bakınız dölleme
  2. Bakınız döllenme
  3. Bakınız aşılama
HALKA

Kelime Kökeni: Arapça ḥalḳa

  1. [isim] Çeşitli metallerden veya tahtadan yapılmış çember
    • "Belinde uzun gümüş halkalarla asılı gümüş anahtarları vardı." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Çember biçiminde çeşitli nesnelerden yapılmış tutturma aracı
    • "Perde halkası."
  3. Değerli metallerden yapılan çember biçimindeki süs eşyası
    • "Kulağındaki altın halka. Nişan halkası."
  4. Su gibi sıvıların içine katı bir nesnenin düşmesiyle oluşan, gittikçe büyüyerek açılan çembere benzeyen biçim
    • "Suda halkalar oluştu."
  5. Çember biçiminde dizilmiş topluluk
  6. Uykusuzluk, yorgunluk, üzüntü vb. sebeplerle göz altında beliren koyuluk
    • "Benim mi Allah'ım bu çizgili yüz / Ya gözler altındaki mor halkalar" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  7. Bir tür ufak, yağlı ve tuzlu simit
    • "İstanbul fırınları çocuk bileği gibi ince halkalar yaparlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  8. [sıfat] Çember biçiminde olan
  9. [spor] Yerden yüksekliği ayarlanabilen aralıklara asılı iki halatın uçlarına takılan 18 santimetre çapında, 28 milimetre kalınlığında tahta veya deri kaplı iki demir halkadan oluşan jimnastik aracı
ÜLKER

  1. [isim, gök bilimi] Boğa takımyıldızı sınırları içinde bulunan, yedi parlak yıldız ve etrafındaki gaz katmanı ile güzel görünüm veren yıldız kümesi; Yedikızkardeş, Süreyya, Peren, Pervin
ALKOL

Kelime Kökeni: Fransızca alcool

  1. [isim, kimya] Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı; ispirto, etanol, etil alkol
  2. [mecaz] Her türlü alkollü içki
    • "Nefesleri alkol kokan bu kimseler pis paçavralar giyinmişlerdi." (Peyami Safa)
HELKE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, ağızlardan] Bakırdan yapılan bakraç, kova
    • "Kalfalar, dükkân sahipleri, çıraklar, su dolu helkeleriyle dükkânlarından fırlıyor." (Orhan Kemal)
ÇALKI

  1. [isim] Bakınız çalgıç
  2. [ağızlardan] Bakınız tırpan
ALKIŞ

  1. [isim] Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için iki eli ses çıkaracak şekilde birbirine vurma hareketi
    • "Kulaklarım uğulduyor, gündüzki nutuk, alkış, mızıka gürültülerinin akislerini hâlâ işitiyordum." (Ömer Seyfettin)
  2. [eskimiş] Bakınız dua, kargış karşıtı
  3. [mecaz] Beğenme, takdir etme
  4. [tarih] Padişah, sadrazam ve vezirlere bayramlarda, bazı törenlerde yüksek sesle yapılan dua
BALKI

  1. [isim] Ağrı, sancı
  2. [sıfat, ağızlardan] Güzel, süslü, parlak
YILKI

  1. [isim] Tabiatta gruplar hâlinde serbest dolaşan yabani at sürüsü
  2. Başıboş bırakılmış at veya eşek
  3. Yaşlanmış veya iş göremez olduğu için kışın beslenmesinden kurtulmak istenilerek sahipleri tarafından başıboş bırakılmış at veya eşek sürüsü
ALKIM

  1. [isim, meteoroloji] Bakınız gökkuşağı
SİLKİ

  1. [isim] Uykuda sıçrama
POLKA

Kelime Kökeni: Leh. polka

  1. [isim] Bir tür Polonya dansı
    • "Gereğinde Rakım polka oynar ve Felâtun ile konuşurken ‘adiyö monşer’ gibi laflar eder." (Berna Moran)
  2. Bu dansın müziği
    • "… ve ocağın yanından mandolini alarak bir polka çalmaya başladı." (Ömer Seyfettin)
ALKAN

Kelime Kökeni: Fransızca alcane

  1. [isim, kimya] Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı; parafin
ALKİL

Kelime Kökeni: Fransızca alkyle

  1. [isim, kimya] Alkanların yapısında bulunan bir hidrojen atomunun kopması sonucunda oluşan köklerin genel adı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü