İçinde lk olan 10 harfli 59 kelime var. İçerisinde LK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lk olan kelimeler listesine ya da sonu lk ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALKIŞILMA

  1. [isim] Kalkışılmak durumu
KALKANDERE

  1. [isim] Rize iline bağlı ilçelerden biri
HALKACILIK

  1. [isim] Halkacının yaptığı iş
ALKOLLÜLÜK

  1. [isim] Alkollü olma durumu
CILKLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Cılk duruma gelmek
    • "Dikkat edin de kabuklu yaranızı iyileştireyim derken iyice cılklaşmış bir hâle getirmesinler." (Temirağa Temir)
ALKIŞÇILIK

  1. [isim] Alkışçı olma durumu
    • "İrlandalılar niçin bir kurtuluş hareketi yapmıyorlar da böyle alkışçılık ediyorlar diye titizleniyor." (Orhan Burian)
DALKAVUKÇA

  1. [sıfat] Dalkavuk gibi; yaltakça, huluskârane
    • "Zeki savcı yardımcısı, Selman'ın sözlerindeki bu alaycı tonda, daha çok başasistanı memnun etmek isteyen dalkavukça bir gayret sezinlemişti." (Haldun Taner)
  2. [zarf] Dalkavuğa yakışır bir biçimde; yaltakça
İLKÖĞRETİM

  1. [isim, eğitim] Örgün eğitim sisteminin temel bilgi ve becerileri kazandıran ilk basamağı
    • "İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır." (Anayasa)
ALKOLİKLİK

  1. [isim] Alkolik olma durumu
ALKIŞLAYIŞ

  1. [isim] Alkışlama işi
HALKALANIŞ

  1. [isim] Halkalanmak işi
ZATÜLKÜRSİ

Kelime Kökeni: Arapça ẕātu'l-kursī

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız Altıkardeş
HALKALILAR

  1. [isim, hayvan bilimi] Sülüklerle solucanları içine alan sınıf
SİLKELEMEK

  1. [-i] Üstündeki şeyleri düşürmek, kaydırmak için bir şeyi üst üste, birden silkmek
    • "Avcı, elinde ipi silkeleyerek hafif, sanki balıklarını ürkütmek istemiyormuş gibi yavaş yavaş ağını çekiyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Kuvvetle sarsmak
    • "Birini yakasından tutup silkelemek."
  3. [mecaz] Bakınız dövmek
  4. [mecaz] Sarsmak, etkilemek
  5. [mecaz] Yük olan, yük sayılan birinin geçim ve sorumluluğunu üstünden atmak
    • "Seni ben değil amma bu çeneyle galiba damadın sokağa silkeleyecek." (Reşat Nuri Güntekin)
ALKOLMETRE

Kelime Kökeni: Fransızca alcoolmètre

  1. [isim, kimya] Bakınız alkolölçer
BEYAZTİLKİ

  1. [isim, hayvan bilimi] Kuzey yarım kürenin tundralarında yaşayan beyaz renkli bir tür tilki
    • "Orta hâlli şehirlilerinkiler tilki ve tavşan kürkleridir. Ermin, zerdeva, beyaztilki, sincap ve samur gibi hayvanların kürkleri ise ancak çok varlıklı kesimin gardrobunda bulunabilmektedir." (Ali Budak)
ÇALKANTILI

  1. [sıfat] Çalkantısı olan
    • "Dar boğazda deniz gece gündüz çalkantılıdır." (Azra Erhat)
  2. [mecaz] Düzensiz, karmakarışık
    • "Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı." (Tomris Uyar)
ÇALKALAYIŞ

  1. [isim] Çalkalamak işi
ÜLKÜDAŞLIK

  1. [isim] Ülküdaş olma durumu
BALKANOLOG

Kelime Kökeni: Fransızca balcanologue

  1. [isim] Balkanoloji uzmanı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü