İçinde li olan 4 harfli 60 kelime var. İçerisinde Lİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında li olan kelimeler listesine ya da sonu li ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Li Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

L İ

2 Harfli Kelimeler

İL

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BELİ

Kelime Kökeni: Farsça belī

  1. [ünlem, eskimiş] Bakınız evet
İLLİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿillī

  1. [sıfat, eskimiş, felsefe] Bakınız nedensel
EHLİ

Kelime Kökeni: Arapça ehlī

  1. [sıfat] Bakınız evcil
VELİ

Kelime Kökeni: Arapça velī

  1. [isim] Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her türlü davranışından sorumlu kimse; ege, iye
  2. [din bilimi] Bakınız ermiş
    • "Anadolu'da hele Rumeli'de her yolüstünde, her tepede görülen türbelerde yatan veliler..." (Yahya Kemal Beyatlı)
EVLİ

  1. [sıfat] Evlenmiş olan (kadın veya erkek)
    • "İlk tanıştığı adamlara derhâl evli olup olmadıklarını sorar." (Refik Halit Karay)
  2. Herhangi bir sayıda ev bulunan (yer)
    • "Yirmi evli bir sokak."
  3. Evi olan
EKLİ

  1. [sıfat] Eklenmiş olan
  2. Eki olan
İLİK

  1. [isim] Giysi, yorgan çarşafı, yastık kılıfı vb.nin gereken belirli yerlerine düğmenin geçirilebilmesi için iplikle örülerek, parça geçirilerek veya biye ile yapılan küçük yarık
    • "Ali Nizami Bey’in yakasının iliğinde her gün muhtelif renkli ve acayip şekilli ve hatta bazen hakiki değil de kâğıttan veya ipekten yapılmış hissini veren bir çiçek bulunurmuş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
İLİM

Kelime Kökeni: Arapça ʿilm

  1. [isim] Bakınız bilim
    • "İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir" (Yunus Emre)
  2. [mecaz] Ayrıntı, özellik, nitelik
ASLİ

Kelime Kökeni: Arapça aṣlī

  1. [sıfat] Bakınız birincil
    • "Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür." (Anayasa)
  2. Temel olarak alınan; birincil
  3. Asıl olan
    • "Kurumun asli üyeleri."
ALİL

Kelime Kökeni: Arapça ʿalīl

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız hasta
  2. Bakınız sakat
    • "Madrabaz ve kaparozcuların, hasta ve alillerin toplandığı bir merkezdir." (Burhan Felek)
SİLİ

  1. [isim] Kilim, yünden dokunmuş yaygı
PİLİ

Kelime Kökeni: Fransızca pli

  1. [isim] Kumaş, kâğıt vb.nde bir bölümün öbürünün üzerine getirilmesiyle oluşturulan kıvrım, kırma
    • "Gayet ince pililer külahın tepesinde birleşiyordu." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
ALİM

Kelime Kökeni: Arapça ʿālim

  1. [isim] Bakınız bilim adamı
    • "Hiçbir şeye inanmayan, ne inkılapçı ne muhafazakâr ne âlim ne şair olabilir." (Orhan Seyfi Orhon)
LİNÇ

Kelime Kökeni: İngilizce lynch

  1. [isim] Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi
KLİP

Kelime Kökeni: İngilizce clip

  1. [isim] Genellikle televizyonda gösterilmek üzere hazırlanan, bir müzik parçasını görüntü eşliğinde veren film
VOLİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Balıkçı kayıklarının balıkları çevirmek için denize fırdolayı ağ salmaları
  2. [argo] Bakınız vurgun
    • "Türlü dalaverelerden cebine parayı toplayan memnun, voliden payını alamayanlar da şikâyetçiydiler." (Kerim Korcan)
DELİ

  1. [sıfat] Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan
    • "Gören bizi sanır deli / Usludan yeğdir delimiz" (Anonim şiir)
  2. Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.)
    • "Bu deli öfkeyi kime veya nelere, bir namlu gibi çevireceğini bilemiyordu." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse); çatlak
    • "Ben delinin biriyim, ateşe girerim." (Falih Rıfkı Atay)
KLİK

Kelime Kökeni: Fransızca clique

  1. [isim] Bakınız hizip
ETLİ

  1. [sıfat] İçinde et bulunan
  2. Eti çok olan
    • "Etli koyun."
  3. Dolgun, kalın olan
    • "Aşağıya sarkan kalın, etli, ıslak dudakları vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. Yenecek kısmı çok olan (meyve)
    • "Etli, lezzetli bir zeytin."
FLİT

Kelime Kökeni: İngilizce flit

  1. [isim] Sinek, sivrisinek vb. böcekleri öldürmek için püskürtülen ilaç
  2. Bu ilacı havaya püskürten araç
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü