İçinde le olan 5 harfli 174 kelime var. İçerisinde LE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında le olan kelimeler listesine ya da sonu le ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Le Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E L

2 Harfli Kelimeler

EL, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İMLEK

  1. [isim] Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret; logo
ELEME

  1. [isim] Elemek işi; eliminasyon
  2. [spor] Çeyrek finale katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı
  3. Bir üst gruba veya lige çıkabilmek için oynanan karşılaşma; baraj maçı
    • "Sezon sonuna doğru büyük bir eleme maçı idmanı öncesi sahaya çıkmaya hazırlanırken antrenörü elinde bir mektupla geldi." (Ebru Alemdağ)
TÜLEK

  1. [sıfat, ağızlardan] Tüyleri değişmiş (kuş veya kümes hayvanı)
    • "Yel eser de ışılaşır sırmalar / Siyah zülfü mah yüzünü tırmalar / Zamanede tülek olmuş turnalar / Dizilmiş katara çığınan gider" (Karacaoğlan)
NELER

  1. çok ve çeşitli şeyler
    • "Bugün neler gördük."
MEHLE

  1. [isim, ağızlardan] Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et
İLLET

Kelime Kökeni: Arapça ʿillet

  1. [isim] Bakınız hastalık
    • "Ben şarlatan değilim, oğlum. Bu illetin devası bendedir." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Hastalık derecesine varan alışkanlık
    • "Ya sayfa sayfa mektup yazmak illetine tutulmuş olanlara ne diyeyim?" (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. Bakınız bozukluk
    • "Bu radyonun bir illeti var."
  4. [sıfat, teklifsiz konuşmada] Kızdıran, sinirlendiren (şey veya kimse)
  5. [eskimiş, felsefe] Bakınız neden
RÖFLE

Kelime Kökeni: Fransızca reflet

  1. [isim] Saç renginin beş altı ton açığını kullanarak saça istenilen kalınlık ve sıklıkta, parça parça yapılan renk uygulaması
LEZAR

Kelime Kökeni: Fransızca lézard

  1. [isim] Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir deri türü
İŞLEK

  1. [sıfat] Çok işleyen, canlı, hareketli olan
    • "İki harp esnasında, burası kolay kazançların, vurgunculuğun en işlek merkezlerinden biriydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Özenmeden, çabuk yazıldığı hâlde okunaklı ve güzel olan (yazı)
    • "İşlek, açık bir yazı. Bir kadın elinden çıkma." (Tarık Dursun K)
OLEİN

Kelime Kökeni: Fransızca oléine

  1. [isim, kimya] Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri
OLEİK

Kelime Kökeni: Fransızca oléique

  1. [isim, kimya] Bakınız oleik asit
HÜLLE

Kelime Kökeni: Arapça ḥulle

  1. [isim, eskimiş] Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi
İŞLEM

  1. [isim] Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi; muamele
  2. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol; prosedür
  3. [ekonomi] Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi
  4. [kimya] Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi; muamele
  5. [kimya] Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme; muamele
  6. [matematik] Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi
    • "Her işlem yeni bir sayı bulmaya varır."
LEGAL

Kelime Kökeni: Fransızca légal

  1. [sıfat, hukuk] Bakınız yasal
BUKLE

Kelime Kökeni: Fransızca boucle

  1. [isim] Küçük lüle durumunda, kıvrımlı saç
    • "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı." (Haldun Taner)
İŞLEV

  1. [isim] Bir şey veya kimsenin yapısı veya konumu gereği yaptığı iş, kendine özgü olan iş görme yetisi; görev, fonksiyon
    • "Seçme ve aracılık işlevini yerine getiren dünyanın önünde ise öyle aşılması güç engeller yok gibi." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [kimya] Bir deneyi yaparken izlenen yol; izlev
  3. [toplum bilimi] Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü; fonksiyon
HELEN

Kelime Kökeni: Fransızca hellène

  1. [isim] Yunan uygarlığının MÖ 323 ile MÖ 146 yılları arasındaki döneminde yaşamış olan halk
GÜLLE

  1. [isim] Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi
    • "Atılan gülle ve lağımlardan kale duvarlarında geniş menfezler açıldı." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. [spor] Atletizm yarışmalarında atılan, pirinç veya pirinçten daha sert bir maddeden yapılan, kadınlar için 4, erkekler için 7,257 kilogram olan madenî küre
İZLEV

  1. [isim, kimya] Bakınız işlev
ÖĞLEN

  1. [isim] Bakınız öğle
    • "Öğlene doğru seyirciler çoğalmaya başladı." (Ayşe Kulin)
  2. [gök bilimi] Bakınız meridyen düzlemi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü