İçinde le olan 5 harfli 174 kelime var. İçerisinde LE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında le olan kelimeler listesine ya da sonu le ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Le Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EL, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İMLEK
-
-
[isim]
Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret; logo
-
[isim]
Bir kurum veya kuruluşun kendine seçtiği, bazı ticaret eşyası üzerine konulan, o eşyayı üreten veya satanı tanıtan resim, harf vb. özel işaret; logo
- ELEME
-
-
[isim]
Elemek işi; eliminasyon
-
[spor]
Çeyrek finale katılacak sporcu ve takımları ayırmak için düzenlenen seçme yarışı
-
Bir üst gruba veya lige çıkabilmek için oynanan karşılaşma; baraj maçı
- "Sezon sonuna doğru büyük bir eleme maçı idmanı öncesi sahaya çıkmaya hazırlanırken antrenörü elinde bir mektupla geldi."
-
[isim]
Elemek işi; eliminasyon
- TÜLEK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Tüyleri değişmiş (kuş veya kümes hayvanı)
- "Yel eser de ışılaşır sırmalar / Siyah zülfü mah yüzünü tırmalar / Zamanede tülek olmuş turnalar / Dizilmiş katara çığınan gider"
-
[sıfat, ağızlardan]
Tüyleri değişmiş (kuş veya kümes hayvanı)
- NELER
-
-
çok ve çeşitli şeyler
- "Bugün neler gördük."
-
çok ve çeşitli şeyler
- MEHLE
-
-
[isim, ağızlardan]
Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et
-
[isim, ağızlardan]
Kasaplık hayvanların omuz başından çıkan külbastılık veya pastırmalık yumuşak et
- İLLET
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿillet
-
[isim]
Bakınız hastalık
- "Ben şarlatan değilim, oğlum. Bu illetin devası bendedir."
-
[mecaz]
Hastalık derecesine varan alışkanlık
- "Ya sayfa sayfa mektup yazmak illetine tutulmuş olanlara ne diyeyim?"
-
Bakınız bozukluk
- "Bu radyonun bir illeti var."
-
[sıfat, teklifsiz konuşmada]
Kızdıran, sinirlendiren (şey veya kimse)
-
[eskimiş, felsefe]
Bakınız neden
-
[isim]
Bakınız hastalık
- RÖFLE
-
Kelime Kökeni: Fransızca reflet
-
[isim]
Saç renginin beş altı ton açığını kullanarak saça istenilen kalınlık ve sıklıkta, parça parça yapılan renk uygulaması
-
[isim]
Saç renginin beş altı ton açığını kullanarak saça istenilen kalınlık ve sıklıkta, parça parça yapılan renk uygulaması
- LEZAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca lézard
-
[isim]
Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir deri türü
-
[isim]
Kertenkele derisinin sepilenmesiyle elde edilen bir deri türü
- İŞLEK
-
-
[sıfat]
Çok işleyen, canlı, hareketli olan
- "İki harp esnasında, burası kolay kazançların, vurgunculuğun en işlek merkezlerinden biriydi."
-
Özenmeden, çabuk yazıldığı hâlde okunaklı ve güzel olan (yazı)
- "İşlek, açık bir yazı. Bir kadın elinden çıkma."
-
[sıfat]
Çok işleyen, canlı, hareketli olan
- OLEİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca oléine
-
[isim, kimya]
Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri
-
[isim, kimya]
Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri
- OLEİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca oléique
-
[isim, kimya]
Bakınız oleik asit
-
[isim, kimya]
Bakınız oleik asit
- HÜLLE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥulle
-
[isim, eskimiş]
Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi
-
[isim, eskimiş]
Medeni Kanun'un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi
- İŞLEM
-
-
[isim]
Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi; muamele
-
Bir amaca ulaşmak için tutulan yol; prosedür
-
[ekonomi]
Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi
-
[kimya]
Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi; muamele
-
[kimya]
Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme; muamele
-
[matematik]
Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi
- "Her işlem yeni bir sayı bulmaya varır."
-
[isim]
Bir işi sonuçlandırmak için yapılan iş veya uygulamaların hepsi; muamele
- LEGAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca légal
-
[sıfat, hukuk]
Bakınız yasal
-
[sıfat, hukuk]
Bakınız yasal
- BUKLE
-
Kelime Kökeni: Fransızca boucle
-
[isim]
Küçük lüle durumunda, kıvrımlı saç
- "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı."
-
[isim]
Küçük lüle durumunda, kıvrımlı saç
- İŞLEV
-
-
[isim]
Bir şey veya kimsenin yapısı veya konumu gereği yaptığı iş, kendine özgü olan iş görme yetisi; görev, fonksiyon
- "Seçme ve aracılık işlevini yerine getiren dünyanın önünde ise öyle aşılması güç engeller yok gibi."
-
[kimya]
Bir deneyi yaparken izlenen yol; izlev
-
[toplum bilimi]
Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü; fonksiyon
-
[isim]
Bir şey veya kimsenin yapısı veya konumu gereği yaptığı iş, kendine özgü olan iş görme yetisi; görev, fonksiyon
- HELEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca hellène
-
[isim]
Yunan uygarlığının MÖ 323 ile MÖ 146 yılları arasındaki döneminde yaşamış olan halk
-
[isim]
Yunan uygarlığının MÖ 323 ile MÖ 146 yılları arasındaki döneminde yaşamış olan halk
- GÜLLE
-
-
[isim]
Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi
- "Atılan gülle ve lağımlardan kale duvarlarında geniş menfezler açıldı."
-
[spor]
Atletizm yarışmalarında atılan, pirinç veya pirinçten daha sert bir maddeden yapılan, kadınlar için 4, erkekler için 7,257 kilogram olan madenî küre
-
[isim]
Eskiden som taş veya demirden, yuvarlak bir biçimde yapılırken, günümüzde çelikten silindir biçiminde, bir ucu sivri olarak yapılan top mermisi
- İZLEV
-
-
[isim, kimya]
Bakınız işlev
-
[isim, kimya]
Bakınız işlev
- ÖĞLEN
-
-
[isim]
Bakınız öğle
- "Öğlene doğru seyirciler çoğalmaya başladı."
-
[gök bilimi]
Bakınız meridyen düzlemi
-
[isim]
Bakınız öğle