İçinde le olan 4 harfli 53 kelime var. İçerisinde LE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında le olan kelimeler listesine ya da sonu le ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Le Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E L

2 Harfli Kelimeler

EL, LE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ELEM

Kelime Kökeni: Arapça elem

  1. [isim] Bakınız keder
    • "Bu derdi huy edinenler elem çekmez." (Necip Fazıl Kısakürek)
ŞALE

Kelime Kökeni: Fransızca chalet

  1. [isim, mimarlık] Uzun saçaklı çatısı olan alçak dağ konutu
    • "Babam horoza benzediği gibi şale tarzında yapılmış evimiz de büyük bir kümese benziyordu." (Ömer Seyfettin)
YELE

  1. [isim] At, aslan vb. hayvanların ensesinde veya boynunda bulunan ve saça benzeyen uzun kıllar; perçem
    • "Ben, yelesi yelde dalgalanan, sağrısı köpüklü kır atıma bineceğim." (Nâzım Hikmet)
  2. Balıklarda sırt yüzgeci
KULE

Kelime Kökeni: Arapça ḳulle

  1. [isim] Çoğunlukla kare veya silindir biçimindeki yüksek yapı
    • "Şu muazzam kule bir mühendisin hayaliydi." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. [eskimiş] Bakınız cihannüma
  3. [eskimiş] Dağ tepesi
BÖLE

  1. [isim, ağızlardan] Teyze kızı
  2. Amca, dayı, hala çocuğu
RÖLE

Kelime Kökeni: Fransızca relais

  1. [isim, fizik] Bir cismin veya bir gücün biçimini değiştirmeye yarayan alet; değiştirgeç, konvertisör
KÖLE

  1. [isim, tarih] Savaşta tutsak alınan, yabancı ülkelerden zorla kaçırılıp özgürlükten yoksun bırakılan veya başkasından satın alınan kimse; kul, bende, esir (I), memluk
  2. Birinin emri altında bulunan; bende, çaker
  3. [mecaz] Herhangi bir şeye aşırı derecede bağlı olan kimse; bende
    • "İçkinin kölesi. Paranın kölesi."
ŞİLE

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız mercanköşk
ZİLE

  1. [isim] Tokat iline bağlı ilçelerden biri
HALE

Kelime Kökeni: Arapça hāle

  1. [isim] Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker; ayla, ayevi, ağıl (II)
    • "Üstünde gençliğin, masumiyetin, saadetin verdiği bir hale vardı." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. Hristiyanlıkta aziz sayılanların resimlerinde başları çevresinde çizilen daire
OLEY

  1. [ünlem] Bakınız yaşa
ŞULE

Kelime Kökeni: Arapça şuʿle

  1. [isim, eskimiş] Bakınız alev (I)
  2. Bakınız parıltı
    • "Her ne vakit millet efradımdan birkaçının yüzüne baksam oradan ruh ve vicdanıma gelen nur, benim için en kıymetli bir ilham ve feyiz şulesi oluyor." (Atatürk)
ÇİLE

Kelime Kökeni: Farsça çille

  1. [isim] Bakınız sıkıntı
    • "Bizim bu dünyadaki hayatımız da bir çileden ibaret olduğu düşünülecek olursa en münasip çilenin de burada olması icap ediyordu." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [din bilimi] Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem
LALE

Kelime Kökeni: Farsça lāle

  1. [isim, bitki bilimi] Zambakgillerden, yaprakları uzun ve sivri, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte bir süs bitkisi (Tulipa gesneriana)
  2. Meyve koparmak için ucuna üçlü veya dörtlü bir çatal geçirilmiş sırık
  3. [tarih] Ağır hapis mahkûmlarının boynuna geçirilen demir halka
JİLE

Kelime Kökeni: Fransızca gilet

  1. [isim] Kadınların genellikle bluz üzerine giydikleri kolsuz elbise
NALE

Kelime Kökeni: Farsça nāle

  1. [isim, eskimiş] İnleme, inilti
BİLE

  1. [bağlaç] Cümlede kendinden önceki ögeyi belirli duruma getiren bir söz; dahi
    • "Dayak yemedim, azar bile işitmedim." (Ayla Kutlu)
  2. [edat, eskimiş] "İle" anlamında kullanılan bir söz
    • "Yarın olsun, hayır bile gelsin." (Orhan Kemal)
  3. [zarf] Bakınız üstelik
    • "Türkü çağırmak şöyle dursun, konuşamıyorduk bile." (Azra Erhat)
GALE

Kelime Kökeni: Fransızca galee

  1. [isim] İçerisinde kalıp yapılan üç tarafı kaplı, bir tarafı açık tepsi şeklinde dizgi aleti
BALE

Kelime Kökeni: Fransızca ballet

  1. [isim] Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü
    • "Nizamlı bir hareketler sisteminin ne olduğunu anlamak için bir baleyi seyretmelisiniz." (Mehmet Kaplan)
VALE

Kelime Kökeni: Fransızca valet

  1. [isim] Otel, restoran, alışveriş merkezi, düğün salonu vb. yerlerde gelen müşteri ve misafirlerin araçlarını otoparka park etmekle görevli kimse
    • "Davetliler gelmeye devam ettikleri için kapı sürekli açıktı ve birkaç tane vale misafirlerin arabalarını park etmekle meşguldüler."
  2. Bakınız oda hizmetçisi
    • "Onun yanına vale durduğumun haftasına mı, ayına mı, geçmiş gün aklımda kalmadı, kış bastırdığından Boğaziçi’ndeki yalıya taşınıldı." (Aziz Nesin)
  3. Bakınız bacak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü