İçinde lav olan 7 harfli 21 kelime var. İçerisinde LAV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lav olan kelimeler listesine ya da sonu lav ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Lav Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L V

3 Harfli Kelimeler

LAV

2 Harfli Kelimeler

AL, AV, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DİLAVER

Kelime Kökeni: Farsça dilāver

  1. [isim] Bakınız yiğit
YALAVAÇ

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız peygamber
    • "Yalavaç deyip duruyorsun. Yalavacın ne demek olduğunu bana söylesene... - Yalavaç, Tanrı’nın elçisidir." (Hüseyin Nihal Atsız)
HALAVET

Kelime Kökeni: Arapça ḥalāvet

  1. [isim, eskimiş] Sevimlilik, şirinlik, tatlılık
    • "Lambanın telkâri maden abajuru adileşti, krizantemler soldu, batı kızarışında halavet kalmadı." (Safiye Erol)
İSLAVCA

  1. [isim] Bakınız Slavca
SALAVAT

Kelime Kökeni: Arapça ṣalavāt

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Namazlar
  2. [din bilimi] Hz. Muhammed'e saygı bildirmek için okunan dua
  3. [spor] Yağlı güreşte, yarışmalardan önce cazgırın okuduğu dua
LAVANTA

Kelime Kökeni: İtalyanca lavanda

  1. [isim] Lavanta çiçeğinden yapılan ispirtolu esans
    • "Dolaştığı yerler hafifçe lavanta kokardı." (Erendiz Atasü)
LAVTACI

  1. [isim] Lavta (I) çalan kimse
PALAVRA

Kelime Kökeni: İspanyolca palabra

  1. [isim, argo] Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber; balon, mavra
    • "Delikanlı, imparatorluk sözünün bir palavra olmadığını artık yavaş yavaş anlıyordu." (Tarık Buğra)
  2. [argo] Uzun ve boş konuşma; martaval
  3. [denizcilik] Genellikle posta vapurlarında üst güvertenin altındaki güverte
SLAVLIK

  1. [isim] Slav olma durumu
KALAVRA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Bakınız yemeni
  2. Deriden yapılmış eşya
KILAVUZ

  1. [isim] Yol gösteren kimse; rehber, delil
    • "Ilıca hamamından ercecik kalkın / Kılavuz seçin de Şahren'i geçin" (Halk türküsü)
  2. Doğru yolu gösteren kimse; mürşit
  3. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb
    • "Öğrenci kılavuzu."
  4. Evlenecek olanlara eş bulan veya onlara evlilik sürecinde yol gösteren kimse
  5. [mecaz] Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse
    • "Kılavuzumuz Atatürk'tür."
  6. [denizcilik] Bakınız kılavuz gemisi
  7. [denizcilik] Bakınız kılavuz kaptan
    • "İstanbul Boğazı'ndan kılavuz almadan geçmek yasaktır."
  8. [sinema] Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası
  9. [teknik] Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç
  10. [teknik] Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne
BAKLAVA

  1. [isim] Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü
    • "Hoca baklavayı yemeye vakit bulamadan bir yere çağırılır." (Yusuf Ziya Bahadınlı)
  2. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne
    • "Yeşil kadifeden dikilmiş yarım baklava şeklinde muska çok ufakken üzerine gelen havaleden Fikret’i kurtarırmış." (Reşat Enis Aygen)
KLAVSEN

Kelime Kökeni: Fransızca clavecin

  1. [isim, müzik] Klavyeli ve telli bir çalgı; çembalo, çimbali
KALLAVİ

Kelime Kökeni: Arapça ḳallāvī

  1. [isim, tarih] Vezir ve sadrazamların giydikleri bir tür kavuk
  2. [sıfat, mecaz] Çok iri, kocaman olan
ALAVERE

  1. [isim] Bir şeyin elden ele geçmesi
  2. Bir şeyi elden ele vererek aktarma
    • "Karpuzları alavere ile mavnadan sergiye taşıdılar."
  3. Bakınız kargaşalık
  4. [denizcilik] Vapurlarda bir şeyi elden ele taşımak işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele
  5. Borsada tahvil, döviz vb. üzerinde oynanan dalavereli oyun
TİLAVET

Kelime Kökeni: Arapça tilāvet

  1. [isim] Kur'an'ı güzel ve yüksek sesle, usulünce okuma
    • "Hafız Hanım'ın Kur'an tilaveti de tövbe tövbe ya Rabbi, dikkatimi dağıtmıyor değil ha!" (Attilâ İlhan)
ABLAVUT

  1. [sıfat, argo] Bön, aptal, sersem (kimse)
SLAVİST

Kelime Kökeni: Fransızca slaviste

  1. [isim] Slavistik alanında çalışan bilgin; İslavist
SLAVLAR

  1. [isim] Slavca konuşan halklar
OTOKLAV

Kelime Kökeni: Fransızca autoclave

  1. [isim] Vida ve cıvatalarla tutturulmuş basit bir kapağı olan, iç basınca dayanıklı kap
  2. Laboratuvar işlerinde ve ameliyatlarda yararlanılan her türlü araç ve gereci mikropsuzlaştırmak için kullanılan basınçlı buhar kazanı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü