İçinde lan olan 5 harfli 17 kelime var. İçerisinde LAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lan olan kelimeler listesine ya da sonu lan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
LAN, NAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AN, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PALAN
-
Kelime Kökeni: Farsça pālān
-
[isim]
Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir tür eyer; kürtün (I)
- "Yamalı çorap, patiska don, palandan bozma gocuk, pantolonu kısalmış, ağı yırtık, bilmem neresinden."
-
[isim]
Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir tür eyer; kürtün (I)
- KALAN
-
-
[sıfat]
Kalma işini yapan
-
Artan; mütebaki
- "Kalan on lirayı Aliş'e verdim."
-
[isim, matematik]
Bir çıkarmanın sonucu
-
[isim, matematik]
Bölme işleminde bölünenden artan sayı
-
[sıfat]
Kalma işini yapan
- LANSE
-
Kelime Kökeni: Fransızca lancé
-
[sıfat]
Bakınız önceleme
-
[sıfat]
Bakınız önceleme
- KOLAN
-
-
[isim]
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
- "Adam döndü, beygirinin semerini almak için kolanını çözmeye başladı."
-
Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılan yassı ve enlice bağ
-
[ağızlardan]
Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak
-
[isim]
At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
- OĞLAN
-
-
[isim]
Erkek çocuk
- "Biraz sonra oğlan da doğrulup kızın karşısına geçti."
-
Yetişkin erkek
- "Yakışıklı, erkek güzeli olmaya aday bir oğlandı."
-
Bakınız (iskambilde) bacak
-
[kaba konuşmada]
Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden
-
Genç erkek hizmetçi
-
Tiyatro ve sinemada birinci derecede erkek karakter
- "Ramp ışığında da dışarıdaki yaşayışta da ‘oğlan’ o olurdu işte."
-
Döl yatağı, rahim
-
[isim]
Erkek çocuk
- AKLAN
-
-
[isim, coğrafya]
Sularını bir denize veya göle gönderen su havzası; maile
- "Karadeniz aklanı."
-
Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri
-
[isim, coğrafya]
Sularını bir denize veya göle gönderen su havzası; maile
- YILAN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı; yerdegezen, uzun hayvan
- "Ok yılanı. Su yılanı. Çıngıraklı yılan. Gözlüklü yılan."
-
[sıfat, mecaz]
Sinsi ve hain
- "Gözlerinde ancak annemin bildiği bir yılan ışıltısıyla gülüyor."
-
[isim, hayvan bilimi]
Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı; yerdegezen, uzun hayvan
- TALAN
-
-
[isim]
Bakınız yağma (II)
-
[isim]
Bakınız yağma (II)
- DALAN
-
-
[isim, mimarlık]
Bakınız lobi
-
[isim, mimarlık]
Bakınız lobi
- ASLAN
-
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Aslan Burcu
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Aslan Burcu
- LANDO
-
Kelime Kökeni: Fransızca landau
-
[isim]
Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası
- "Zavallı ihtiyar, baygın bir hâlde tiyatrodan çıktığı zaman sekiz yaylı âlâ bir Fransız landosu tiyatronun kapısı yanında kendisini beklediğinden karısının, kızının, oğlunun yardımlarıyla güç bela arabaya bindirilebilmiş, çalakamçı sakin olduğu villaya kadar gelmişti."
-
[isim]
Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası
- NALAN
-
Kelime Kökeni: Farsça nālān
-
[sıfat]
İnleyici, inleyen
-
[sıfat]
İnleyici, inleyen
- FİLAN
-
Kelime Kökeni: Arapça fulān
-
[zamir]
Bakınız falan
-
[zamir]
Bakınız falan
- LANET
-
Kelime Kökeni: Arapça laʿnet
-
[isim]
Tanrı'nın merhametinden yoksun olma
- "Başıma yağan bu ana laneti beni ürpertiyor."
-
[sıfat]
Kötü, berbat, çok kötü
- "Lanet bir adam."
-
[ünlem]
Bir ilenme sözü
- "Lanet, filozofum diyerek ortaya çıkıp Allah'a ve kullara karşı hezeyan eden tımarhanelik herifler!"
-
[isim]
Tanrı'nın merhametinden yoksun olma
- FALAN
-
Kelime Kökeni: Arapça fulān
-
[zamir]
Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime; filan, falanca
- "Bana “falan geldi, falan gitti” diye anlatmaya başladı."
-
[isim]
Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz
- "Hiç heyecan falan göstermiyor."
-
[sıfat]
Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime; falanca
- "Falan tarihte, falan yerde, falan kişi ile gezerken sizi gördüm."
-
[zamir]
Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime; filan, falanca
- VOLAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca volant
-
[isim]
Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran veya makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek
- "Borular pırıl pırıl, pistonlar acele acele işliyor, volanlar homurdanıyordu."
-
Kadın giysilerinin etek ucu, kol vb. yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs
-
[isim]
Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran veya makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek
- YALAN
-
-
[isim]
Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz; kaşkariko, kıtır, hilaf, şorolop
- "Yalanı en güzel kullanmış olanlar eski Şarklılardır."
-
Yalancı kimse
- "Yalansın bizim oğlan."
-
[sıfat]
Bakınız uydurma
-
[isim]
Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz; kaşkariko, kıtır, hilaf, şorolop