İçinde lan olan 5 harfli 17 kelime var. İçerisinde LAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lan olan kelimeler listesine ya da sonu lan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Lan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L N

3 Harfli Kelimeler

LAN, NAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AN, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PALAN

Kelime Kökeni: Farsça pālān

  1. [isim] Genellikle eşeklere, bazen de atlara vurulan, kaşsız, enli, yayvan ve yumuşak bir tür eyer; kürtün (I)
    • "Yamalı çorap, patiska don, palandan bozma gocuk, pantolonu kısalmış, ağı yırtık, bilmem neresinden." (Cengiz Baysu)
KALAN

  1. [sıfat] Kalma işini yapan
  2. Artan; mütebaki
    • "Kalan on lirayı Aliş'e verdim." (Halikarnas Balıkçısı)
  3. [isim, matematik] Bir çıkarmanın sonucu
  4. [isim, matematik] Bölme işleminde bölünenden artan sayı
LANSE

Kelime Kökeni: Fransızca lancé

  1. [sıfat] Bakınız önceleme
KOLAN

  1. [isim] At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer
    • "Adam döndü, beygirinin semerini almak için kolanını çözmeye başladı." (Necati Cumalı)
  2. Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılan yassı ve enlice bağ
  3. [ağızlardan] Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak
OĞLAN

  1. [isim] Erkek çocuk
    • "Biraz sonra oğlan da doğrulup kızın karşısına geçti." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Yetişkin erkek
    • "Yakışıklı, erkek güzeli olmaya aday bir oğlandı." (Tarık Buğra)
  3. Bakınız (iskambilde) bacak
  4. [kaba konuşmada] Cinsel bakımdan erkeklerin zevkine hizmet eden
  5. Genç erkek hizmetçi
  6. Tiyatro ve sinemada birinci derecede erkek karakter
    • "Ramp ışığında da dışarıdaki yaşayışta da ‘oğlan’ o olurdu işte." (Tarık Buğra)
  7. Döl yatağı, rahim
AKLAN

  1. [isim, coğrafya] Sularını bir denize veya göle gönderen su havzası; maile
    • "Karadeniz aklanı."
  2. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri
YILAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı; yerdegezen, uzun hayvan
    • "Ok yılanı. Su yılanı. Çıngıraklı yılan. Gözlüklü yılan."
  2. [sıfat, mecaz] Sinsi ve hain
    • "Gözlerinde ancak annemin bildiği bir yılan ışıltısıyla gülüyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
TALAN

  1. [isim] Bakınız yağma (II)
DALAN

  1. [isim, mimarlık] Bakınız lobi
ASLAN

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız Aslan Burcu
LANDO

Kelime Kökeni: Fransızca landau

  1. [isim] Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan, üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası
    • "Zavallı ihtiyar, baygın bir hâlde tiyatrodan çıktığı zaman sekiz yaylı âlâ bir Fransız landosu tiyatronun kapısı yanında kendisini beklediğinden karısının, kızının, oğlunun yardımlarıyla güç bela arabaya bindirilebilmiş, çalakamçı sakin olduğu villaya kadar gelmişti." (Ahmet Midhat Efendi)
NALAN

Kelime Kökeni: Farsça nālān

  1. [sıfat] İnleyici, inleyen
FİLAN

Kelime Kökeni: Arapça fulān

  1. [zamir] Bakınız falan
LANET

Kelime Kökeni: Arapça laʿnet

  1. [isim] Tanrı'nın merhametinden yoksun olma
    • "Başıma yağan bu ana laneti beni ürpertiyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [sıfat] Kötü, berbat, çok kötü
    • "Lanet bir adam."
  3. [ünlem] Bir ilenme sözü
    • "Lanet, filozofum diyerek ortaya çıkıp Allah'a ve kullara karşı hezeyan eden tımarhanelik herifler!" (Ömer Seyfettin)
FALAN

Kelime Kökeni: Arapça fulān

  1. [zamir] Söylenmesi istenmeyen veya gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime; filan, falanca
    • "Bana “falan geldi, falan gitti” diye anlatmaya başladı."
  2. [isim] Cümlede belirtilen nesne veya nesnelerden sonra gelerek "ve benzerleri" anlamında kullanılan bir söz
    • "Hiç heyecan falan göstermiyor." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Tarih, yer, kişi vb.nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime; falanca
    • "Falan tarihte, falan yerde, falan kişi ile gezerken sizi gördüm."
VOLAN

Kelime Kökeni: Fransızca volant

  1. [isim] Bir hareketi bir mekanizmaya aktaran veya makinelerde hareketin hızını düzgün tutmaya yarayan tekerlek
    • "Borular pırıl pırıl, pistonlar acele acele işliyor, volanlar homurdanıyordu." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Kadın giysilerinin etek ucu, kol vb. yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs
YALAN

  1. [isim] Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz; kaşkariko, kıtır, hilaf, şorolop
    • "Yalanı en güzel kullanmış olanlar eski Şarklılardır." (Ahmet Haşim)
  2. Yalancı kimse
    • "Yalansın bizim oğlan."
  3. [sıfat] Bakınız uydurma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü