İçinde lama olan 8 harfli 309 kelime var. İçerisinde LAMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lama olan kelimeler listesine ya da Sonu lama ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A A L M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ALMA, AMAL, LAMA, MALA
3 Harfli Kelimeler
ALA, AMA, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FONLAMAK
- ...
- ORTALAMA
-
-
[isim]
Ortalamak işi
-
[sıfat]
İki veya ikiden fazla sayının toplamının toplanan sayıların adedine bölünmesiyle elde edilen (sayı), vasati
- "Ortalama bir hesapla doksan yıllık bir ev demektir." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
İki karşıt düşünce arasında olan, yaklaşık
- "Soruna ortalama bir çözüm yolu buldular."
-
[zarf]
Orta yerinden
- "Baltayı ortalama vurdu. Ağacı ortalama kesti."
-
[isim]
Ortalamak işi
- ALALAMAK
-
-
[-i]
Gizlemek
- "Fabrikayı uçaklardan gelebilecek tehlikelere karşı alaladılar."
-
[-i]
Gizlemek
- HAŞLAMAK
-
-
[nsz]
Bir şeyi kaynar suya daldırmak
- "Sebze haşlamak."
-
[-i]
Bir şeyin üstüne kaynar su dökmek
-
Suda kaynatarak pişirmek
- "Nine, yolda yerim diye iki yumurta haşladıydı teyze." (Halide Edip Adıvar)
-
[-i]
Kaynar sıvı bir şeyi yakmak
- "Kaynar su ayağımı haşladı."
-
[-i]
Don, kırağı için bitkilere zarar vermek
-
[-i]
Dalamak
- "Böcek çocuğun bacağını haşlamış."
-
[-i]
Sızı vermek, acı vermek
- "Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi." (Peyami Safa)
-
Sertçe paylamak, azarlamak
- "Recep'i kenara çekip fena hâlde haşladılar." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[nsz]
Bir şeyi kaynar suya daldırmak
- IŞIKLAMA
-
-
[isim]
Çevirim sırasında, aydınlatılmış olan konunun görüntüsünün duyar kat üzerine belirli bir süre düşerek etkilemesi
-
[isim]
Çevirim sırasında, aydınlatılmış olan konunun görüntüsünün duyar kat üzerine belirli bir süre düşerek etkilemesi
- SOPALAMA
-
-
[isim]
Sopalamak işi
-
[isim]
Sopalamak işi
- UĞURLAMA
-
-
[isim]
Uğurlamak işi
- "Bu suçlar arasında en büyüklerinden biri de uğurlama, karşılama törenlerinin kaldırılması oldu." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Uğurlamak işi
- ARAKLAMA
-
-
[isim]
Araklamak işi, çalma, aşırma
-
[isim]
Araklamak işi, çalma, aşırma
- ARIKLAMA
-
-
[isim]
Arıklamak işi
-
[isim]
Arıklamak işi
- ARPALAMA
-
-
[isim]
Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık
-
Çok arpa yemekten ileri gelen bir hayvan hastalığı
-
[isim]
Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen bir hastalık
- İMZALAMA
-
-
[isim]
İmzalamak işi
-
[isim]
İmzalamak işi
- KINALAMA
-
-
[isim]
Kınalamak işi
-
[isim]
Kınalamak işi
- POFLAMAK
- ...
- KAMALAMA
-
-
[isim]
Kamalamak işi
-
[isim]
Kamalamak işi
- MAŞALAMA
-
-
[isim]
Maşalamak işi
-
[isim]
Maşalamak işi
- YUVALAMA
-
-
[isim]
Yuvalamak işi
-
İnce bulgur, soğan ve yağsız kıymanın yoğrulup küçük köfteler durumuna getirildikten sonra et suyu ve nohut ile pişirilmesiyle hazırlanan bir tür yemek, analıkızlı
- "Sebze dolmaları ve katmer tatlısının yanı sıra Antep'in otantik yuvalama yemeği de var."
-
[isim]
Yuvalamak işi
- HAPLAMAK
- ...
- KUMLAMAK
-
-
[-i]
Kumla kaplamak veya kum dökmek
-
[-i]
Kumla kaplamak veya kum dökmek
- KUTLAMAK
-
-
[-i]
Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak, tebrik etmek
-
Önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak, tesit etmek
- "Ben her sene 11 mayısta doğum günümü kutlarım." (Burhan Felek)
-
[-i]
Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak, tebrik etmek
- SALLAMAK
-
-
[-i]
Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek
- "Sen yine anahtarını çıkar, salla, eğlendir." (Halide Edip Adıvar)
-
Uydurmak, kafadan atmak
-
Sarsmak
-
Beklenmedik bir başarı kazanmak
- "Seçimlerde Ankara'yı salladı."
-
Zor durumda bırakmak
-
Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak
- "Ev sahibinin gözünü boyarım, kalan borcu bir müddet daha sallarım diyordu." (Sermet Muhtar Alus)
-
[nsz]
Vurmak, tokat atmak
- "Sokaktan geçen bir adam, bunları ayırdı, ikisine birer tokat salladı..." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek