İçinde la olan 8 harfli 1053 kelime var. İçerisinde LA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında la olan kelimeler listesine ya da sonu la ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

La Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L

2 Harfli Kelimeler

AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CİLALAMA

  1. [isim] Cilalamak işi
    • "Gene de böylece düpedüz ozanın kendi esinlenmesi dışında kalan bazı konuları süslemeye ya da daha iyisi cilalamaya varılmasından korkmuyor musunuz?" (Nâzım Hikmet)
URLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Ur durumuna gelmek; tümörlenmek, tümörleşmek
PATLAKÇA

  1. [sıfat] Patlak gibi, patlağa benzer
    • "Yeni gelen başhekim ... orta boylu, cılız, patlakça gök gözlü bir adam." (Memduh Şevket Esendal)
FALAKALI

  1. [sıfat] Falakası olan
KABALACI

  1. [isim, din bilimi] Kabala (I) konusunda uzmanlaşmış kimse; kabalist
  2. Kabala (I) ile uğraşan kişi; kabalist
MERLANOS

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, hayvan bilimi] Bir tür mezgit balığı (Merlangus communis)
MUAMELAT

Kelime Kökeni: Arapça muʿāmelāt

  1. [isim, eskimiş] İşlemler
    • "Muamelat müdürü."
  2. Davranışlar
HORTLAMA

  1. [isim] Hortlamak işi
CAMLATMA

  1. [isim] Camlatmak işi
YASLANIŞ

  1. [isim] Yaslanmak işi
BULANMAK

  1. [-e] Bulama işine konu olmak, her yanı bir şeyle kaplanmak; belenmek
    • "Parfüme bulanmış bir ter, boyalı suratlarından buharlaşıyor." (Attilâ İlhan)
  2. [nesnesiz] Duruluğunu yitirmek
    • "Havuz bulandı."
  3. [nesnesiz] Parlaklığını ve açıklığını yitirmek
    • "Hava bulandı."
  4. [nesnesiz] Mide bulantısı olmak
  5. [nesnesiz, mecaz] Bakınız karışmak
NAZLANMA

  1. [isim] Nazlanmak işi; mırın kırın
    • "En çok babama nazlanmayı özlüyordum." (Ayla Kutlu)
ANLAMSAL

  1. [sıfat] Anlamla ilgili
KOLLAMAK

  1. [-i] Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek
    • "Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Göz önünde tutmak, gözlemek
    • "Daima biraz kollayan, bir tilki gibi tetikte ve hamarat görünürdü." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. Korumak, gözetmek
    • "O güne kadar ona iyi bak, değerini bil, onu kolla, demişti." (Nezihe Araz)
ASLANAPA

  1. [isim] Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
SİKLAMEN

Kelime Kökeni: Fransızca cyclamen

  1. [isim, bitki bilimi] Çuha çiçeğigillerden, kalp biçiminde geniş yapraklı, beyaz, pembe, şarap rengi çiçekli bir bitki; buhurumeryem, meryemanakandili, tavşankulağı (Cyclamen coum)
    • "Eski kente kadar büyük bir parkın siklamenler sarkan duvarını izleyerek yürüdüm." (Özcan Yurdalan)
  2. Bakınız siklamen rengi
  3. [sıfat] Bu renkte olan
    • "O, boynundaki siklamen eşarbı düzeltiyor, tırnaklarının siklamen ojesini gözünüze gözünüze uzatıyor." (Selim İleri)
ŞARKIŞLA

  1. [isim] Sivas iline bağlı ilçelerden biri
UMURLAMA

  1. [isim] Umurlamak işi
CIRLAMAK

  1. [nesnesiz] İnce ve usandırıcı ses çıkarmak
    • "Sonra hep birden cırladılar." (Akgün Akova)
GAFİLANE

Kelime Kökeni: Arapça ġāfil + Farsça -āne

  1. [zarf] Dikkatsizlikle, gaflet içinde bulunan kimseye yakışan bir biçimde
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü