İçinde la olan 7 harfli 634 kelime var. İçerisinde LA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında la olan kelimeler listesine ya da Sonu la ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AĞLANTI
-
-
[isim]
Hafif hafif ağlama
- "Şehrin dar sokaklarında günlerce ağlantı, inilti işitiliyor." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Hafif hafif ağlama
- YALATMA
-
-
[isim]
Yalatmak işi
-
[isim]
Yalatmak işi
- YILANLI
- ...
- DOLAŞIK
-
-
[sıfat]
Karışık (saç, ip vb.)
- "Bir buğday benizli zülfü dolaşık / Gitme diye beni yolda eğler var." (Karacaoğlan)
-
Dolaşarak giden (yol)
- "Tozlu ve dolaşık yollar üzerinde saatlerce taban tepmiş." (Ahmet Haşim)
-
Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık
- "Birtakım dolaşık işleri yüzünden istifasını verip çekildi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren
- "Dolaşık ve tutuk bir dille, yarı anlaşılır yarı anlaşılmaz cümleler mırıldanmaya başladı." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Karışık (saç, ip vb.)
- MELAİKE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Melekler
-
Melek gibi güzel kadın
- "Yerin melaikesi misin yoksa cennetin hurisi mi?" (Sermet Muhtar Alus)
-
[isim]
Melekler
- TELAKKİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Anlayış, görüş
- "O zamanki telakkiye göre, sigara sporcuların uzak durması gereken yasakların başında gelirdi." (Haldun Taner)
- "Bu beğenilmeyi bir hak, güzelliğine karşı herkesin vermeye mecbur olduğu bir vergi telakki etmeye alışmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Kabul etme, sayma
-
[isim]
Anlayış, görüş
- KINLAMA
-
-
[isim]
Kınlamak işi
-
[isim]
Kınlamak işi
- ATLATIŞ
-
-
[isim]
Atlatma işi veya biçimi
-
[isim]
Atlatma işi veya biçimi
- LEYLAKİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Leylak rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Erguvan göklerin altında sular leylaki." (Faruk Nafiz Çamlıbel)
-
[isim]
Leylak rengi
- PALANKA
-
Kelime Kökeni : Macarca
-
[isim]
Ağaç ve toprakla yapılmış, hendekle çevrilmiş küçük hisar
- "Hasan Paşa palankası civarındaki hanlara geldiklerinde eşkıya hücumuna uğradılar." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
Ağaç ve toprakla yapılmış, hendekle çevrilmiş küçük hisar
- PALASKA
-
Kelime Kökeni : Macarca
-
[isim]
Askerlerin bellerine bağladıkları veya göğüslerine çaprazlama taktıkları, üzerinde fişek, kasatura vb. koymak için yerleri bulunan, genellikle köseleden yapılmış kayış
-
[isim]
Askerlerin bellerine bağladıkları veya göğüslerine çaprazlama taktıkları, üzerinde fişek, kasatura vb. koymak için yerleri bulunan, genellikle köseleden yapılmış kayış
- ŞETLANT
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Shetland adalarında yetişen koyun türünün yününden yapılan kumaş, örgü vb
-
[isim]
Shetland adalarında yetişen koyun türünün yününden yapılan kumaş, örgü vb
- VAKLAMA
-
-
[isim]
Vaklamak işi veya durumu
-
[isim]
Vaklamak işi veya durumu
- KOLAYCI
-
-
[isim]
Kolaya kaçma işini yapan kimse
-
[isim]
Kolaya kaçma işini yapan kimse
- CELALLİ
-
-
[sıfat]
Sert ve öfkeli (kimse)
- "İyi ve memnun zamanlarında ne kadar nazikse sıkıldığı, kızdığı vakit de o kadar celalli ve kaba olurdu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Coşkun
- "Bir vakitler kükreyip taşan celalli bir nehirmiş." (Haldun Taner)
-
Hırçın
-
[sıfat]
Sert ve öfkeli (kimse)
- DELALET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kılavuzluk, aracılık
- "Hemşehrilerinden birinin delaletiyle, senet sahiplerinin her birini ayrı ayrı öğrendi." (Ercüment Ekrem Talu)
-
İz, işaret
- "Meğer fazla süs zenginliğe değil, fukaralığa delalet edermiş." (Ahmet Haşim)
-
[isim]
Kılavuzluk, aracılık
- İTHALAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Başka bir ülkeden mal getirme veya satın alma, dış alım
-
Bir ülke için başka bir ülkeden alınan malların bütünü
-
[isim]
Başka bir ülkeden mal getirme veya satın alma, dış alım
- LAKLAMA
-
-
[isim]
Laklamak işi
-
[isim]
Laklamak işi
- OTLAKÇI
-
-
[sıfat]
Asalak
- "Bizim rahmetli İlhami de otlakçı idi ama hiç olmazsa bir inceliği vardı, adamı eğlendirirdi." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
Asalak
- PLANSIZ
-
-
[sıfat]
Belirli bir planı olmayan
-
Önceden düşünülmeyen, ölçüsüz, hesapsız
-
[sıfat]
Belirli bir planı olmayan