İçinde lı olan 5 harfli 127 kelime var. İçerisinde LI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lı olan kelimeler listesine ya da sonu lı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HAÇLI

  1. [sıfat] Haçı olan
  2. Üzerinde haç bulunan
TATLI

  1. [sıfat] Şeker tadında olan
    • "Tatlı elma. Tatlı nar."
  2. Acı olmayan, acı karşıtı
    • "Tatlı salatalık. Tatlı su."
  3. [isim] Şekerle veya şekerli şeylerle yapılan yiyecek
    • "Baklava, revani, lokma birer tatlıdır."
  4. [mecaz] İnsanı çeken, göze, kulağa hoş gelen, rahatlatan, dinlendiren, sevindiren
    • "Bu acı adam, tatlı ve nüktedandı." (Yusuf Ziya Ortaç)
  5. [mecaz] Sevimli, hoş olan
    • "Görüp de sevmemek ne mümkün seni / Güzelsin, incesin, tatlısın, şensin" (Orhan Seyfi Orhon)
  6. [zarf, mecaz] Hoşa gidecek bir biçimde, tatlılıkla
    • "Anlattıklarını çok çocukça, çok tatlı anlatıyor." (Memduh Şevket Esendal)
KASLI

  1. [sıfat] Kasları sıkı, gelişmiş; adaleli, adali
BALIK

  1. [isim, hayvan bilimi] Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı
    • "Balıklara yem attık, suyun içi birbirine karıştı." (Fikret Otyam)
SALLI

  1. [sıfat] Büyük ve geniş, sal gibi yayvan
    • "Sallı bir yapı."
NALIN

Kelime Kökeni: Arapça naʿleyn

  1. [isim] Bakınız takunya
    • "Çarşı hamamlarındaki nalınlar da boy boymuş." (Salâh Birsel)
ISLIK

  1. [isim] Dudakların büzülmesiyle veya parmağın dil üzerine getirilmesiyle çıkarılan ince ve tiz ses
    • "Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık / Yalnız arabacının dudağında bir ıslık" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. Bir şeyin çıkardığı ince ve tiz ses
    • "Söz dişlerinin arasından keskin bir ıslık şiddetiyle çıktı." (Aka Gündüz)
BARLI

  1. [sıfat, ağızlardan] Üstü barlanmış olan
TAŞLI

  1. [sıfat] İçinde taş olan, taş karışmış olan (tahıl, bakliyat vb.)
    • "Yağsız köpüklü ayranlar içmiş, taşlı bulgur pilavı yemişler." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Üzerinde taş bulunan
    • "Taşlı yol"
  3. Üzerinde süs taşı bulunan
    • "Taşlı yüzük."
CAZLI

  1. [sıfat] Cazı olan
    • "Eğer gürültülü, cazlı bir yerde yemeği tercih etmezseniz sizi lokantaya götürecektim." (Refik Halit Karay)
NAZLI

  1. [sıfat] Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, ısrar bekleyen; nazende, nazenin
    • "Nazlı mı nazlı, süzüm süzüm süzülen bir kız çocuğuydu." (Tarık Buğra)
  2. Özen isteyen; nazik
  3. Sağlığını, dayanıklılığını çabuk yitiren
  4. [zarf] Üstüne titrenilerek, değer verilerek
    • "Ben çocukluğumdan beri gayet nazlı büyüdüm." (Peyami Safa)
PASLI

  1. [sıfat] Üzerinde pas oluşmuş, pas tutmuş, paslanmış
    • "Duvarlarında ağır ve büyük paslı kılıçlar, kalkanlar, zincirler asılı dururdu." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [tıp] Hastalık dolayısıyla beyaz tabakayla kaplanmış (dil)
  3. [mecaz] Huzursuz, sıkıntılı, üzgün, kararsız
    • "Bir haftadan fazla süren yağmurlardan, rutubetten içinde paslı, kapanık ve sıkıntılı bir duygu belirmiş." (Halide Edip Adıvar)
BAĞLI

  1. [sıfat] Bir bağ ile tutturulmuş olan
    • "Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren; vabeste
    • "Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı" (Behçet Necatigil)
  3. Sınırlanmış, sınırlı olan
    • "Tüzüğe bağlı bir işlem."
  4. Kapatılmış olan
    • "Bağlı geçit."
  5. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan
    • "Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun bağlı kuruluşlarını ziyaret ettim."
  6. Birinin emri altında bulunan, onun hâkimiyeti altında olan; tabi (I)
  7. Bakınız köyaltı
  8. [mecaz] Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan
    • "Çocuklarına bağlı ana."
  9. [ağızlardan] Halk inanışına göre büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek)
HARLI

  1. [zarf] Kuvvetli bir biçimde
    • "Yüreğimizdeki uygarlaşma ateşi öylesine harlı yanıyordu ki hatalarımızı görmüyorduk." (Ayşe Kulin)
ŞAPLI

  1. [sıfat] İçinde şap bulunan
ZAMLI

  1. [sıfat] Fiyatı arttırılmış; bindirimli
  2. [zarf] Fiyatı artırılmış olarak
KILIÇ

  1. [isim] Uzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah; tığ (II)
    • "Zırhları biraz paslanmış ve yaldızları bir hayli solmuş eğri kılıçlar asılıydı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [spor] Bu silah kullanılarak oynanan, hedef bölgesi baş, gövde ve kollar olan bir tür oyun
  3. Saban ökçesini oka bağlayan ağaç parçası
EDALI

  1. [sıfat] Herhangi bir biçim ve görünüşlü olan
    • "... çıplak baldırlı, şalvarlı, sarıklı, hamarat tavırlı, kahraman edalı birçok yedekçiler kayıklara doğru ipler, halatlar atıyor ve kayıkları çekiyorlardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Tavırları hoş, nazlı, işveli olan
LIKIR

  1. [isim] Sıvıların bir kaptan akarken çıkardığı ses
SANLI

  1. [sıfat] Sanı olan, ünlü
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü