İçinde lü olan 7 harfli 134 kelime var. İçerisinde LÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında lü olan kelimeler listesine ya da sonu lü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KULÜPÇÜ

  1. [isim] Kulüp işleten kimse
GÜLÜNME

  1. [isim] Gülünmek işi
LÜGATÇİ

  1. [isim] Bakınız sözlükçü
    • "Buraya çeşitli yörelerden fakih, müneccim, lügatçi, doktor gibi ilim adamları davet ederek sohbetler yaptırır, aralarında tartışmalar tertiplerdi." (Kenan Yakuboğlu)
GÖMÜLÜŞ

  1. [isim] Gömülmek işi
YÜKÜMLÜ

  1. [sıfat] Bir şeyi yapma zorunluluğu olan; memur, mükellef
    • "Onun güvenliğini her yerde sağlamakla yükümlüsünüz." (Nâzım Hikmet)
ÖKÜZLÜK

  1. [isim] Budalalık, sersemlik
  2. Budalaca, sersemce iş
ÖZGÜLÜK

  1. [isim] Özgü olma durumu; mahsusluk
KÖMÜRLÜ

  1. [sıfat] Birleşiminde kömür olan
  2. Yakıt olarak kömür kullanan
    • "Kömürlü lokomotif. Kömürlü kalorifer."
TÜTSÜLÜ

  1. [sıfat] Tütsü yapılmış (yer, kimse veya yiyecek)
  2. Dumanlı, sisli olan
    • "Sapanca Gölü, elmalıklar içinde ılık, tütsülü bir ışıkla pencereden kayıp gidiyor." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [argo] Bulanık, karışık olan
    • "Kimse farkında değil, anlaşılan, yaptığının / Kafalar tütsülü hülya ile, gözler kızgın" (Mehmet Akif Ersoy)
  4. [argo] Uyuşturucu madde veya alkol içmiş olan
    • "Bir gün sarhoş olmuş, kafası tütsülü, elinde kocaman bir kadeh, şarkı söyleyerek mescide girdi." (Can Alpgüvenç)
DEVALÜE

Kelime Kökeni: Fransızca dévalué

  1. [sıfat] "Değerini düşürmek" anlamındaki devalüe etmek, "değeri düşürülmek" anlamındaki devalüe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
BÜZÜLÜŞ

  1. [isim] Büzülmek işi
    • "Buna ayakta durma değil ancak büzülüş denebilir." (Sadri Ertem)
BÖLÜNGÜ

  1. [isim, toplum bilimi] Bakınız hizip
BÜRÜKLÜ

  1. [sıfat] Bürük giyinmiş olan
  2. [zarf] Bürük giyerek
    • "Şimdi elbette böyle değil fakat Lerzan’ın orada bulunduğu tarihlerde Urfa kadınları umumiyetle bürüklü, erkekleri de entari ile dolaşırlardı." (Halide Nusret Zorlutuna)
FİGÜRLÜ

  1. [sıfat] Figürü olan
SÜLÜKÇÜ

  1. [isim] Sülük satan kimse
  2. Sülükle kan almayı meslek edinen kimse
    • "Dünyada ne kadar sülükçü varsa hepsine telgraflar çeker. Yılda ne kadar sülük satmakta olduklarının bildirilmesini rica eder..." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KÜFLÜCE

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız mantar hastalığı
BÜZGÜLÜ

  1. [sıfat] Büzgüsü olan, büzülerek dikilmiş olan
    • "Çiçekli kumaştan, büzgülü, yakası kayık bir elbise dikti." (Lâtife Tekin)
ÖLÇÜNLÜ

  1. [sıfat] Bakınız standart
    • "Bu çalışmada ölçünlü söyleyiş biçimi örnek alınmıştır." (Ömer Demircan)
TÜRKLÜK

  1. [isim] Türk olma durumu
  2. Türklere özgü nitelik
  3. Türklerin meydana getirdiği topluluk
    • "Türklüğün unutulmuş medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkişafı ile, atinin yüksek medeniyet ufkundan yeni bir güneş gibi doğacaktır." (Atatürk)
YOLÜSTÜ

  1. [isim] Yolun hemen kenarı
    • "Yolüstü yedi yüz metrelik bir arsada basık bir damları var ki utanırlar konu komşudan." (Oktay Rifat)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü