İçinde kış olan 8 harfli 19 kelime var. İçerisinde KIŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kış olan kelimeler listesine ya da sonu kış ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kış Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I K Ş
3 Harfli Kelimeler
KIŞ, ŞIK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIŞLATMA
-
-
[isim]
Kışlatmak işi
-
[isim]
Kışlatmak işi
- YIKIŞMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız güreşmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız güreşmek
- ŞARKIŞLA
-
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
- AKIŞMALI
-
-
[sıfat]
Akışma özelliği olan
-
[sıfat]
Akışma özelliği olan
- YAKIŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Güzel durmak, iyi gitmek, yaraşmak, uygun gelmek
- "Önden yandan nasıl durduğunu, yakışıp yakışmadığını gözden geçirecek."
-
[-e]
Uygun olmak, iyi karşılanmak, münasip olmak
- "Öyle şey küçüklerin ağzına yakışmaz."
-
[nesnesiz]
Güzel durmak, iyi gitmek, yaraşmak, uygun gelmek
- ÇIKIŞMAK
-
-
[-e]
Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak
- "Babaanne hiç ağzını açmadı, gelinine bir kez olsun çıkışmadı, hizmetçisiz kalındı mı mutfağa girip bulaşık yıkadı."
-
[nesnesiz]
Yeter olmak, yetmek
- "Bir gün de son günlerden birinde, bir aşçıdan on parası çıkışmadı diye dünyanın lafını yedi."
-
[-e]
Bir kimseye hoşa gitmeyen bir davranışından dolayı sert sözler söylemek, azarlamak
- BIKIŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Karşılıklı olarak birbirinden bıkmak
-
[nesnesiz]
Karşılıklı olarak birbirinden bıkmak
- TAKIŞMAK
-
-
[-i, -le]
Birbirine takılmak
-
Anlaşmazlığa düşmek, kavgaya tutuşmak, ağız kavgası yapmak
-
[-i, -le]
Birbirine takılmak
- NAKIŞLIK
-
-
[isim]
Nakış olma durumu
- "Mimari değişmiş, heykel değişmiş, diller değişmiş fakat nakış her zaman nakışlığını korumuştur."
-
[isim]
Nakış olma durumu
- ULUKIŞLA
-
-
[isim]
Niğde iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Niğde iline bağlı ilçelerden biri
- NAKIŞSIZ
-
-
[sıfat]
Nakşı olmayan
-
[zarf]
Nakşı olmaksızın
- "Ben bu çevreyi motifsiz, nakışsız, dümdüz getiriyorum göz önüne."
-
[sıfat]
Nakşı olmayan
- KAKIŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Şaka yapmak amacıyla birbirine vurmak
-
[nesnesiz, -le]
Şaka yapmak amacıyla birbirine vurmak
- ÇAKIŞMAK
-
-
[-le]
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak
-
[nesnesiz]
Aynı zaman dilimine denk gelmek
- "İki sınıfın dersleri çakıştı."
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Söz yarışı etmek
- "Saz şairleri çakışıyor."
-
[matematik]
Doğru, açı, yüzey vb. geometrik biçimler üst üste konulduklarında birbirini bütünüyle örterek eşit olmak
-
[-le]
Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak
- KIŞLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Kış olmak
- "Bu yıl erken kışladı."
-
Kışı bir yerde geçirmek
- "Armudu taşlayalım / Dibinde kışlayalım"
-
[nesnesiz]
Kış olmak
- KIŞKIRTI
-
-
[isim]
Bakınız kışkırtma
- "Çünkü onlar, toplumun genel kültür düzeyine yatkın bir kışkırtıdan yana görünmüyorlar."
-
[isim]
Bakınız kışkırtma
- KALKIŞMA
-
-
[isim]
Kalkışmak işi
-
Bakınız başkaldırı
-
[isim]
Kalkışmak işi
- BAKIŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
İki veya daha çok kimse karşılıklı birbirine bakmak
- "Ev halkı birbirlerine bakışıyorlar, söyleyecek söz bulamıyorlar."
-
Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak
- "Eniştemle mürebbiyenin birbirine nasıl bakıştıklarına hiç dikkat ettin mi?"
-
[nesnesiz, -le]
İki veya daha çok kimse karşılıklı birbirine bakmak
- SIKIŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kalabalıktan dolayı birbirine çok yaklaşmak
- "Üç hademe, ebe, hasta bakıcı merdivenin orta sahanlığında sıkışmışlar, sedyeyi çevirmeye çalışıyorlar."
-
İki şey arasında kalmak
- "Parmağı kapıya sıkışmış."
-
Yerinden oynamamak
- "Vida sıkışmış."
-
Dar bir yere zorla sığmak veya sığdırılmak
- "Karşıda apartmanın köşesine sıkışmış baraka kahveden bir adam, bir kürek ateş çıkardı."
-
Zor bir durumda kalmak
- "Osmanlı İmparatorluğu sıkışınca üç milyon asker çıkarabiliyordu."
-
Sıkıntı ve darlık çekmek, çarpıntı duymak; daralmak
- "Göğsü sıkışmış."
-
Tuvalet ihtiyacı gelmek
-
Darlık çekmek, parasız kalmak
-
[nesnesiz]
Kalabalıktan dolayı birbirine çok yaklaşmak
- TIKIŞMAK
-
-
[-e]
Birlikte bir yere tıkılmak
- "Altı kişi bir arabaya tıkıştılar."
-
[-e]
Birlikte bir yere tıkılmak