İçinde kış olan 11 harfli 22 kelime var. İçerisinde KIŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kış olan kelimeler listesine ya da sonu kış ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kış Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I K Ş
3 Harfli Kelimeler
KIŞ, ŞIK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇIKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
- "Yine dernekler doldurmuştu kapıları, yine üç avukat savunuyordu tilkiyi ama köylüler çıkıştırıp da bir avukat bile tutamamışlardı."
-
Çıkışma işini yaptırmak
-
[-i]
Bir şeyi gereken miktara ulaştırmak
- ÇAKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Çakışma işini yaptırmak
-
[nesnesiz, teklifsiz konuşmada]
İçki içip keyfetmek
- "Güzel meze ile arada bir de çakıştırıyorlar."
-
[müzik]
Porte üzerindeki notalara söz ögesinin bölümlerini yerleştirmek
-
[-i]
Çakışma işini yaptırmak
- YAKIŞABİLME
-
-
[isim]
Yakışabilmek işi
-
[isim]
Yakışabilmek işi
- KIŞKIRTMACI
-
-
[sıfat]
Bakınız kışkırtıcı
-
[sıfat]
Bakınız kışkırtıcı
- KAKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Sürekli ve hafif hafif kakmak
- "Dövmüşler, sövmüşler hatta boş böğrüne çivi ile kakıştırmışlar, yine kımıldatamamışlardı."
-
[-i]
Sürekli ve hafif hafif kakmak
- BAKIŞIVERME
-
-
[isim]
Bakışıvermek işi
-
[isim]
Bakışıvermek işi
- ÇIKIŞAMAMAK
-
-
boy ölçüşememek, eşit derecede olmamak
- "Çene yarıştırmada ben seninle çıkışamam."
-
boy ölçüşememek, eşit derecede olmamak
- TIKIŞTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Boş yer kalmayacak biçimde doldurmak, gelişigüzel koymak, tıka basa sokmak
- "Tam bir kutu çorabı tıkıştırdılar koltuğumun altına."
-
Acele ile birine bir şeyi yedirmeye çalışmak
-
İyice çiğnemeden yutarak yemek
- "Musa tabaktaki peynirin yarısını, üç dilim ekmeği ve kâsede kalan tüm zeytinleri ağzına tıkıştırıp bir şey söylemeden çıktı evden."
-
[-e, -i]
Boş yer kalmayacak biçimde doldurmak, gelişigüzel koymak, tıka basa sokmak
- SIKIŞTIRICI
-
-
[isim]
Sıkıştırma işini yapan alet
-
[isim]
Sıkıştırma işini yapan alet
- ALKIŞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Alkışlama işine konu olmak
- "Hususi numaraları ile tutuluyor, beğeniliyor, alkışlanıyordu."
-
[nesnesiz]
Alkışlama işine konu olmak
- BAKIŞABİLME
-
-
[isim]
Bakışabilmek işi
-
[isim]
Bakışabilmek işi
- KIŞKIRTILMA
-
-
[isim]
Kışkırtılmak işi
-
[isim]
Kışkırtılmak işi
- KALKIŞILMAK
-
-
[nesnesiz]
Kalkışma işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Kalkışma işine konu olmak
- SIKIŞTIRMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
- "Bilet kutusunu koltuğunun altına sıkıştırmış, elleri ceplerinde bir otobüs biletçisi geçti."
-
Bir nesneyi sıkıca duracak biçimde bir yere koymak, yerleştirmek veya orada tutmak
-
Gevşek veya seyrek olan şeyleri birbirine yaklaştırarak sıkı duruma getirmek; sıkılamak
- "İstanbul tren yahut vapurunda hele bir kimseyi biraz sıkıştırın, hemen çarpılır, çay semaveri gibi oturduğu yerde fıkır fıkır kaynamaya başlar."
-
Bir şeyin sıkışmasına, kısılmasına, ezilmesine sebep olmak
- "Parmağını pencereye sıkıştırmak."
-
Bakınız tutuşturmak
- "Eline dolu bir kadeh sıkıştırdılar."
-
Bakınız kıstırmak
- "Anlattığına göre Niğde yakınlarındaki köylerden birinde imiş, sıkıştırmışlar. Jandarmalarla vuruşmuş."
-
[mecaz]
Üstüne düşüp zorlamak
- "Kocakarı odadan çıktıkça ben Nuri'yi sıkıştırıyorum."
-
[argo]
Elle sarkıntılık etmek
-
[-i]
Bir şeyi dar bir yere zorla sığdırmak; tıkmak
- ALKIŞLATMAK
-
-
[-i]
Alkışlama işini yaptırmak
-
[-i]
Alkışlama işini yaptırmak
- SIKIŞABİLME
-
-
[isim]
Sıkışabilmek işi
-
[isim]
Sıkışabilmek işi
- KIŞKIŞLAMAK
-
-
[-e, -i]
Genellikle kümes hayvanlarını "kış kış" diye kovalamak
-
[mecaz]
Bakınız uzaklaştırmak
-
[-e, -i]
Genellikle kümes hayvanlarını "kış kış" diye kovalamak
- ÇIKIŞABİLME
-
-
[isim]
Çıkışabilmek işi
-
[isim]
Çıkışabilmek işi
- SIKIŞIVERME
-
-
[isim]
Sıkışıvermek durumu
-
[isim]
Sıkışıvermek durumu
- TAKIŞTIRMAK
-
-
[nesnesiz]
Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak
-
[mecaz]
Birbirine takmak, birbirleriyle tartıştırmak
- "Ortak dostlarımız eski günleri anıp ikimizi birbirimize takıştırarak gönüllerini eğliyorlardı."
-
[nesnesiz]
Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak