İçinde ks olan 6 harfli 68 kelime var. İçerisinde KS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ks olan kelimeler listesine ya da sonu ks ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YÜKSEK

  1. [sıfat] Altı ile üstü arasındaki uzaklık çok olan, alçak karşıtı
    • "Mekik dokuduğu yüksek bez tezgâhından kalktı." (Ömer Seyfettin)
  2. Belirli bir yere göre daha yukarıda bulunan; ali, mürtefi
  3. Güçlü, şiddetli olan
    • "Yüksek basınç. Yüksek gerilim."
  4. Etkili olan
    • "Gönlünün matemiyle mağrur olan kimseye / Cihanın acep hangi sevinci yüksek gelir?" (Enis Behiç Koryürek)
  5. Derece veya makamı bakımından üstün
    • "Yüksek kurul."
  6. Normal değerlerin üstünde olan
    • "Türk milletinin karakteri yüksektir." (Atatürk)
  7. [isim] Yukarıda, üst tarafta olan yer
    • "Yüksekten avluya açılmış iki pencereden aydınlık alıyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  8. [mecaz] Bakınız erdemli
    • "Vatana gözyaşı döktünse eğer / Varlığın bu yüksek gururu anlar" (Enis Behiç Koryürek)
  9. [mecaz] Toplum içinde para, ün vb. bakımından üstünlüğü olan
    • "Yüksek sosyete."
AŞKSIZ

  1. [zarf] Aşk olmadan, aşk olmaksızın
İNDEKS

Kelime Kökeni: Fransızca index

  1. [isim] Bakınız dizin
  2. [ekonomi] Bakınız gösterge
    • "Fiyat indeksi. Geçim indeksi."
PİKSEL

Kelime Kökeni: İngilizce pixel

  1. [isim] Fotoğraf makinesi, kamera vb.nde görüntünün elde edilmesini sağlayan sayısal birim kareler
MAKSUT

Kelime Kökeni: Arapça maḳṣūd

  1. [sıfat, eskimiş] İstenen, niyet edilen, güdülen, amaçlanan
LATEKS

Kelime Kökeni: Fransızca latex

  1. [isim, bitki bilimi] Kauçuk ağacının özü
  2. Papatya, sütleğen vb. bitkilerin genellikle süt görünüşünde olan öz suyu
  3. Bu öz suyun işlenmesiyle üretilen, ince ve esnek malzeme
  4. Ambalaj sektöründe kullanılan bir tür yapıştırıcı madde
HAKSIZ

  1. [sıfat] Hak ve adalete uygun olmayan
  2. Davası, iddiası, davranışı, düşüncesi doğru ve yerinde olmayan (kimse)
    • "Arkadaşınız bu işte haksızdır."
SEKSEN

  1. [isim] Yetmiş dokuzdan sonra gelen sayının adı
  2. Bu sayıyı gösteren 80 ve LXXX rakamlarının adı
  3. [sıfat] Sekiz kere on, yetmiş dokuzdan bir artık
SEKSEK

  1. [isim] Zemine çeşitli şekiller çizildikten sonra taşları ayakla çizilen bölümler arasında sektirerek oynamaya dayalı bir çocuk oyunu
AKSUNA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Basınçlanma
MİKSER

Kelime Kökeni: İngilizce mixer

  1. [isim, teknik] Bakınız çırpıcı
  2. Bakınız betonkarar
  3. İki veya daha çok giriş kanalı bulunan, bu kanallara girilen ses sinyallerini karıştırarak tek sinyal olarak çıkış veren ses kayıt cihazı
    • "Ben ise bir anda kendimi Şişli’deki bir apartman dairesinde kayıt mikserinin önünde buluveriyorum." (Deniz Durukan)
  4. Çeşitli kaynaklardan gelen görüntü, resim, alt yazı gibi girdilerin arka arkaya, eş zamanlı, kurgulu olarak kaydının yapılmasını veya gösterilmesini sağlamak için kullanılan cihaz
    • "Montaj yaptığım iyi bir mikserim var." (Esmeray Karataş)
  5. [mecaz] Ortalığı karıştıran kimse
NİKSAR

  1. [isim] Tokat iline bağlı ilçelerden biri
YOKSUZ

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız yoksul
  2. Yok olmuş, yok olan, bulunmayan
AKSİNE

  1. [zarf] Bakınız tersine
    • "Dikkatle dinlemiyordu bu haberleri. Aksine gittikçe artan bir güvensizlik duyuyordu söylenen sözlere." (Necati Cumalı)
KSENON

Kelime Kökeni: Fransızca xénon

  1. [isim, kimya] Atom numarası 54, atom ağırlığı 131,30 olan, havada on milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz asal gaz (simgesi Xe)
EKSTRE

Kelime Kökeni: Fransızca extrait

  1. [isim] Bakınız öz (I)
  2. [ticaret] Bakınız hesap özeti
  3. [kimya] Bakınız özüt
EKSTRA

Kelime Kökeni: Fransızca extra

  1. [sıfat] En iyi, üstün nitelikli
    • "Ekstra un."
  2. [zarf] Fazladan, alışılan ve gerekenden başka, ek olarak
    • "Ekstra yatak ücreti almadılar."
YOKSUL

  1. [sıfat] Geçinmekte çok sıkıntı çeken, geçimini güçlükle sağlayan (kimse, toplum, ülke); yoksuz, yokluklu, çulsuz, varlıksız, variyetsiz, yok yoksul, fakir, fukara, beş parasız, parasız, sersefil, zengin, varsıl karşıtı
    • "Şimdi binlerce, yüz binlerce yoksul büzülmüştür kendi içine, kendi yetmeyen sıcaklarına sığınmışlardır insanlar." (Yaşar Kemal)
  2. [mecaz] İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan bir biçimde; kan ayaklı
    • "Yazılarını okudum, sözlerini dinledim, bilgice onu biraz yoksul buldum." (Memduh Şevket Esendal)
YOKSUN

  1. [sıfat] Belli bir şeyden kendisinde olmayan, belli bir şeyin yokluğunu çeken; mahrum
REMİKS

Kelime Kökeni: İngilizce remix

  1. [isim, müzik] Bakınız bindirim
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü