İçinde konu olan 8 harfli 8 kelime var. İçerisinde KONU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında konu olan kelimeler listesine ya da sonu konu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Konu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
K N O U
4 Harfli Kelimeler
KONU
2 Harfli Kelimeler
OK, ON, UN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KONUKLUK
-
-
[isim]
Konuk olma durumu; misafirlik
- "Gittikleri kasabalarda konuk olduklarını bilirler, konukluğun gereklerine göre davranırlardı."
-
[isim]
Konuk olma durumu; misafirlik
- KONUMSAL
-
-
[sıfat]
Konumla ilgili
- "Bilişim sistemleri, kullanılan veri yapısı itibarıyla herhangi bir konuma bağlı olup olmamalarına göre iki kısımda incelenebilir. Bunlar konumsal ve konumsal olmayan bilişim veya bilgi sistemleridir."
-
[sıfat]
Konumla ilgili
- KONULMAK
-
-
[nesnesiz]
Koyma veya konma işi yapılmak; vazolunmak
- "Yemeğe tuz konuldu."
-
[nesnesiz]
Koyma veya konma işi yapılmak; vazolunmak
- KONUMDAŞ
-
-
[isim]
Aynı konumda, makamda olan kişiler
-
[isim]
Aynı konumda, makamda olan kişiler
- KONUŞKAN
-
-
[sıfat]
Konuşmayı, lakırtıyı seven, çok konuşan; lakırtıcı
- "Annem konuşkan, cana yakın ve alçak gönüllü bir insandı."
-
[sıfat]
Konuşmayı, lakırtıyı seven, çok konuşan; lakırtıcı
- KONUKEVİ
-
-
[isim]
Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut; misafirhane
-
[isim]
Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut; misafirhane
- KONUŞUCU
-
-
[isim]
Bakınız konuşmacı
- "Geleceği günler ev halkınca bir sevinç arifesi yaşanırdı. Çünkü Celâl Bey çok iyi bir konuşucuydu."
-
Kusursuz, düzgün, güzel, tatlı söz söylemesini bilen kimse
-
[isim]
Bakınız konuşmacı
- KONUŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak
- "Çocuk daha konuşamıyor."
-
[-i, -den]
Belli bir konudan söz etmek
- "Mehmet yedi yaşındayken anasıyla konuştuklarından fazla bir şey konuşmazdı."
-
[nesnesiz, -le]
Bir konuda karşılıklı söz etmek, sohbet etmek
- "İşten sonra Nuruosmaniye'deki İkbal Kahvesinde arkadaşlarla şiir ve edebiyat konuşuyoruz."
-
Söylev vermek, konuşma yapmak
-
Konuşma dili olarak kullanmak
- "Türkçeyi çok iyi konuşuyor."
-
Düşüncesini herhangi bir araç kullanarak anlatmak
-
[-le]
İlişki kurmak veya ilişkiyi sürdürmek
- "Üst kattakilerle konuşuyoruz."
-
Birisiyle flört etmek
-
Dargın bulunmamak
-
Oyuncak, hayvan vb. konuşmaya benzeyen birtakım sesler çıkarmak
-
Gizli bir şeyi açığa vurmak, ele vermek
-
[mecaz]
Becermek, uzman gibi yapabilmek
- "Fokstrotta uzun boylu konuşamam."
-
[mecaz]
Geçerli olmak, etkin olmak
- "Yasaların yerine yumruklar konuştu."
-
[teklifsiz konuşmada]
Şık ve zarif görünmek
- "Gömleğin konuşuyor."
-
[nesnesiz]
Bir dilin kelimeleriyle düşüncesini sözlü olarak anlatmak