İçinde ko olan 6 harfli 148 kelime var. İçerisinde KO bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ko olan kelimeler listesine ya da Sonu ko ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

K O Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

OK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SİROKO

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Akdeniz havzasında görülen çok sıcak bir rüzgâr

KOMUTA

  1. [isim] Askerî birliği ve onunla ilgili işleri yönetme görevi, kumanda

KONÇLU

  1. [sıfat] Koncu olan
    • "Konçlu şosonlarla dolaşan genç kızların yanında, yalınayak çocuklar titreşir caddelerde." (Selim İleri)

KOLLUK

  1. [isim] Gömlek kollarının ucundaki iliklenen bölüm, manşet
    • "Frenk gömleğinde, bazen bileklerinden ellerinin üstüne düşen yuvarlak, katı, kolalı kollukları vardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, genellikle koyu renkli kumaştan dikilmiş parça
    • "Ellerini kolluklarından sıyırıp çekmekte bir zorluğa uğramıştır." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit

ESKORT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Koruma aracı

NARKOZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İlaçla yapay olarak sağlanan ve vücutta bir veya birkaç görevin azalmasına yol açan uyku durumu

KOLYOZ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Uskumrugillerden, uzunluğu 30-35 cm olan, Akdeniz ve Karadeniz'de yaşayan bir balık türü (Scomber colias)

MUKOZA

Kelime Kökeni : Latince

  1. [isim] Sümük doku

KONYAK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kanyak
    • "Senin için bir şişe rakı, kendime de konyak aldım." (Refik Halit Karay)

KOYGUN

  1. [sıfat] Dokunaklı, etkili, içli, acıklı

KOYMAK

  1. [-i] Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek
    • "Öteki elini doktorun omzuna koydu." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Gündüz olsun gece olsun, iki dakikalık bir fırsat buldu mu Allaha ısmarladık, sütnineyi koydunsa bul!" (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak
    • "Bu işe kimi koyacağız?"
  3. Bırakmak
    • "İçeri kimseyi koymuyorlar."
  4. Katmak, eklemek
    • "Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir." (Salâh Birsel)
  5. İmza, tarih, adres yazmak
  6. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak
    • "Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  7. [nsz] Etkilemek, dokunmak
    • "Bu söz ona çok koymuş."
  8. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak
    • "Giderlerini iki ay içinde yerine koydu." (Necati Cumalı)
  9. Bırakmak, terk etmek

KOLÇAK

  1. [isim] Yalnız başparmağı ayrı, diğer dört parmağı bir örülmüş yün eldiven
  2. Koltuk veya iskemlenin kol konacak parçası
    • "Pencerenin karşısında, kolçaklarından biri kopuk, sallanan iskemleye oturmuş, iki eliyle sağlam kolçağa sıkı sıkı sarılmıştı." (Ayla Kutlu)
  3. Ceket veya gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti kolluk
  4. Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent
    • "Kızılay kolçağı."
  5. Zırhın kola geçirilen parçası

KOPMAK

  1. [nsz] Herhangi bir yerinden ikiye ayrılmak
    • "Tel koptu. İp koptu."
  2. Yerinden ayrılmak
    • "Cezvenin sapı kopmuş. Düğme koptu."
  3. Gövdeden ayrılmak
    • "Ağacın dalları fırtınada koptu. Savaşta bacağı kopmuş."
  4. Birdenbire gürültülü veya tehlikeli olaylar birdenbire başlamak veya ortaya çıkmak
    • "İçerde feryatlar koptu." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. Bütün ilişkileri kesilip büsbütün ayrılmak veya uzaklaşmak
    • "Daha on altısında bile değilken en yakın insanından, annesinden koparak çıkıp gitmişti evden." (Ahmet Ümit)
  6. Kurtulmak
  7. Çok ağrımak
    • "Belim kopuyor."
  8. Koşmak, hızla gitmek

KOLSUZ

  1. [sıfat] Kolu olmayan
    • "Etrafımda hastalar, topallar, kolsuzlar görmüştüm." (Ahmet Haşim)
  2. Kol geçirilmemiş olan (giysi)

KONTES

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Kontun karısı

ZİRKON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Zirkonyumun doğal durumunda bulunan, renksiz, sarı, yeşil, kahverengi türleri olan doğal ve saydam, değerli taş
  2. Erime noktası 2700 °C'ye yaklaşan, ateşe çok dayanıklı, beyaz renkli, katı, zirkonyum birleşiği (ZrO2)

KOLTUK

  1. [isim] Omuz başının altında, kolun gövde ile birleştiği yer
    • "Gazetelerini bir koltuğunun altına koydu, zayıf kollarıyla kutulara sarıldı." (Halide Edip Adıvar)
    • "Nihayet sonbaharın yağmurlu, serin bir günü koltuğa giriyorum." (Ömer Seyfettin)
    • "Ercüment, memurluk hayatında her oturduğu koltuğu doldurmuş..." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Ben de aç duracak değilim ya! Bizim orada senin gibi bir ağa yok ki koltuğunun altına sığınalım." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Kol dayayacak yerleri olan geniş ve rahat sandalye
    • "Ta yan beline kadar gömüldüğü koltuğunun içinden ileriye doğru uzandı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Eski düğünlerde damatla gelinin eve girerken konuklar arasından kol kola geçmeleri töreni
    • "Babamız, annemizi gelin geldiği ilk gün şu merdivenin alt başında karşılamış, 'koltuk' yapılmıştı." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  4. Yapıcılıkta yan destek
  5. Demirledikten sonra gemiyi iskeleye, rıhtıma veya başka bir gemiye bağlayan ip
  6. Koltuklama veya koltuklanma
    • "O koltuktan hoşlanmaz."
  7. Kayırma, destek
    • "Dayısının koltuğunda sırtı yere gelmez."
  8. Yüksek mevki, makam
    • "Koltuk kavgası."
  9. Genelev
    • "Burası Mesut Bey adında bir herifin koltuğudur." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  10. Mısır ve buğday fidesinin yanlarından çıkan filizler
  11. Kenar, tenha yer

KORPUS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Konu külliyatı

KALİKO

  1. [isim] Pamuk iplikleriyle yapılan ilk cilt bezi

KOKART

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret
  2. Belli bir topluluğa özgü olan işaret

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü