İçinde kl olan 5 harfli 30 kelime var. İçerisinde KL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kl olan kelimeler listesine ya da Sonu kl ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TOKLU

  1. [isim] Bir yıllık kuzu

AKLAN

  1. [isim] Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile
    • "Karadeniz aklanı."
  2. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri

BOKLU

  1. [sıfat] Boku olan
  2. Pis

ASKLI

  1. [sıfat] Sporları ask denen torbalar içinde oluşan (mantar)

OKLUK

  1. [isim] İçine ok konulan ve sırtta taşınan meşinden yapılmış ok kılıfı, sadak

BAKLA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Baklagillerden, yurdumuzun her yerinde yetiştirilen, yeşil kabuklu ve taneli bir bitki (Vicia faba)
    • "Ablam baklaları birer birer ağzından çıkarınca durumun vahimliği gözlerimin önüne serilmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bu bitkinin yeşil ürünü veya kuru tanesi
    • "Bırak muamma konuşmayı / Çıkar ağzından baklayı / Bahtımız aydınlanıversin." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  3. Bir zinciri oluşturan halka veya parçalardan her biri

KLİŞE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levha
    • "Klişecilik sanatını usta bir klişeci kadar bildiği hatta kendisi de klişe yaptığı için, siyah ve beyazın tonlarını son derece hünerle kaynaştırır." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [sıfat] Basmakalıp (söz, görüş vb.)
    • "Söylediği sözün klişe olduğunu, bir yazarın klişelerle yazmamak zorunda olduğunu kabul etmez o." (Necati Cumalı)

EKLEM

  1. [isim] Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer, mafsal

İKLİL
...
İKLİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yeryüzünün herhangi bir yerinde hava olaylarına bağlı olarak gerçekleşen etkilerin uzun yılların ortalamasına dayanan durumu, abuhava
  2. Ülke, diyar
    • "Geceleri çalışmak, gündüzlerinin çok sıcak olduğu iklimlerde alışılmış manzaralardandır." (Refik Halit Karay)

HAKLI

  1. [sıfat] Hakka uygun, doğru, yerinde
    • "Fakat aşkta ne hak ne haklı ne haksız ne de bir hakikat vardır." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Müdür onu haklı buldu."
    • "Bu tartışmada o haklı çıktı."
    • "Birden döndüm ve tahminimde haklı olduğumu anladım." (Refik Halit Karay)
  2. Davası, iddiası, düşüncesi veya davranışı doğru ve adalete uygun olan (kimse)
    • "İkisinden hangisinin haklı olduğu anlaşılamadı."

KUKLA

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Hareketli yerleri iplikle sanatçının parmaklarına bağlanarak veya eldiven gibi bir kesiti kullanarak bir perdenin üzerinden oynatılan, bez, karton vb. hafif nesnelerden yapılmış insan ve hayvan figürleri
    • "Salıncağın üzerindeki kızlar, iki zarif kukla gibi fıldır fıldır dönüyorlardı." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. Ayakları olmayan, alttan içine el sokularak oynatılan çeşitli nesnelerden yapılmış bebek
  3. Bu bebeklerle oynatılan oyun
  4. Başkasının etkisinde olan, onun isteklerine göre davranan (kimse)

AKLEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Akıl gereğince, akıl yönünden

SAKLI

  1. [sıfat] Saklanmış olan
    • "Saklı, gizli demektir; sır manasına da gelir." (Refik Halit Karay)
  2. Elde tutulan, mahfuz
    • "Her hakkı saklıdır."
  3. Gizli bir yere konarak kaybolması veya çalınması önlenen
  4. Başkalarından gizlenen, gizli tutulan, hafi
    • "Birbirlerinden saklı hiçbir işleri yoktur." (Burhan Felek)

BUKLE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Küçük lüle durumunda, kıvrımlı saç
    • "Saçlarını arkaya atıp ensesine dökülen buklelerini kabarttı." (Haldun Taner)

KİKLA

  1. [isim] Lapinagillerden, güzel renkli, 50 cm uzunluğunda bir balık (Labrus berggylta)

AKLIK

  1. [isim] Ak olma durumu
    • "Ocaktan aklığını yitirmiş bir bezle döndü, yeni gelenin masasını sildi." (Rıfat Ilgaz)
  2. Kadınların makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sıvı, düzgün

ÇOKLU

  1. [sıfat] İçinde birden çok işlev barındıran

TAKLA

  1. [isim] Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi
    • "Sizin için Türkçenin cambazıdır, kafiyelere taklalar attırır, dedi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma
    • "Biz senin yaşındayken iki altına takla atardık." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına veya yanlamasına dönme hareketi

TEKLİ

  1. [isim] Bir sanatçının tek eserini seslendirdiği kaset
  2. Tek yataklı otel odası

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü