İçinde kk olan 6 harfli 16 kelime var. İçerisinde KK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kk olan kelimeler listesine ya da sonu kk ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

RAKKAS

Kelime Kökeni: Arapça raḳḳāṣ

  1. [isim, eskimiş, fizik] Bakınız sarkaç
    • "Bu rakkasın durmasına hiçbirimiz alışık değilizdir bu evde, o hep aynı ahenkle sallanmalı." (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. Raksı meslek edinmiş erkek
ÇÖKKÜN

  1. [sıfat] Çökmüş olan
    • "Kumral saçlarının çevrelediği çökkün yüzünü eğerek elindeki iğne oyalı kar beyaz mendile uzun uzun sümkürdü." (Elif Şafak)
  2. [mecaz] Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan
    • "Gerçekten de çökkün, üzgün ve zavallı bulmuştu onu." (Tarık Buğra)
NAKKAŞ

Kelime Kökeni: Arapça naḳḳāş

  1. [isim] Yapıların duvar ve tavanlarına birtakım resim veya şekillerle süslemeler yapan usta; bezekçi
    • "Fırçayı tutamıyor parmakları nakkaşın / Mermeri oymaz oldu eli heykeltıraşın" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [eskimiş] Bakınız nakışçı
ZIKKIM

Kelime Kökeni: Arapça zaḳḳūm

  1. [isim] Bakınız zehir
  2. [mecaz] İçki ve sigara gibi zararlı alışkanlıklar için kullanılan bir söz
    • "Bu zıkkım haramdır, insana zararı vardır." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [mecaz] Sıkıntı veren kimse veya şey
MARKKA

Kelime Kökeni: Fince

  1. [isim, eskimiş] Finlandiya'nın para birimi; mark
ZAKKUM

Kelime Kökeni: Arapça zaḳḳūm

  1. [isim, bitki bilimi] Zakkumgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, çiçekleri beyaz veya pembe renkli, kışın yapraklarını dökmeyen zehirli bir ağaççık; ağı ağacı, ağı çiçeği (Nerium oleander)
    • "Bir köşeye bir limon ağacı, öbür köşeye katmersiz bir zakkum diye başladık işe." (Nezihe Meriç)
DÜKKAN

Kelime Kökeni: Arapça dukkān

  1. [isim] Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer; işletme, iş yeri
  2. [mecaz] Görevli olarak çalışılan yer
    • "Bir gece oyuncular dükkânı, tezgâhı toplayıp kasabadan defoldular." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [argo] Bakınız kumarhane
DİKKAT

Kelime Kökeni: Arapça diḳḳat

  1. [isim] Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama
    • "Onun kalbini, haysiyetini kıracak sözler söylenmeden bu zarif hareketle her şeyin anlatılmış olması dikkate şayandır." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [ünlem] "Dikkat ediniz!" anlamında kullanılan bir uyarma sözü
  3. [mecaz] İlgi, özen
ÇIKKIN

  1. [sıfat] Dışa doğru çıkmış olan
    • "Şakakları sivri, çıkkın, yeşil gözlü, çizmeli, çilli yüzlü bir adamdı." (Osman Şahin)
BIKKIN

  1. [sıfat] Çok bıkmış, usanmış, bezmiş
    • "Sevim ablanın yüzüne bıkkın bir ifade geldi, alnı kırıştı, omuzlarını silkti." (Emine Işınsu)
HAKKAK

Kelime Kökeni: Arapça ḥakkāk

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kakmacı
    • "Emri altında çalışan hakkâklar taşa vurdukça çıkan sesi bir musiki dinler gibi cezbeyle dinliyor." (Fatih Duman)
YIKKIN

  1. [sıfat] Bakınız harap
    • "Hepiniz en düşkün, en yıkkın zamanlarınızda beni düşünüp diriliyorsunuz." (Nezihe Meriç)
BAKKAL

Kelime Kökeni: Arapça baḳḳāl

  1. [isim] Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse
    • "Bakkallar, sebzeciler eline bir iki şey tutuştururlardı." (Ayla Kutlu)
  2. Bu maddelerin satıldığı dükkân
    • "Bir evin ihtiyacı olabilecek hemen hemen her şey bakkallarda bulunurdu." (Raşit Aker)
RİKKAT

Kelime Kökeni: Arapça riḳḳat

  1. [isim, eskimiş] İncelik, naziklik
    • "Onun hummalar içinde yatan güzel yüzünü görünce hüzün ve rikkatinden yanaklarına akan bir iki damla yaşı tutamadı." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Acıma, merhamet etme
OKKALI

  1. [sıfat] Kiloca fazla olan, ağır çeken
    • "Ablak yüzlü, okkalı bir adamdı nazır hazretleri." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [mecaz] Çok, fazla
    • "Müfettiş Bey, öncekilerden çok daha okkalı bir yudum içti." (Tarık Buğra)
  3. [mecaz] Ağır, şiddetli
    • "Önce Bekir'in omzuna okkalı bir sille indirdi." (Necati Cumalı)
SIKKIN

  1. [sıfat] Çok sıkılmış
  2. Sıkıntılı, bungun
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü