İçinde ki olan 6 harfli 143 kelime var. İçerisinde Kİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ki olan kelimeler listesine ya da sonu ki ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KİRACI

  1. [isim] Bir şeyi, bir yeri kira karşılığında tutan kimse; müstecir
    • "Biz bu evde kiracıyız."
HAKİKİ

Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳīḳī

  1. [sıfat] Bakınız gerçek
    • "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir." (Atatürk)
  2. Niteliği değişmemiş, aslına uygun olan
    • "Bu yüzden, en yağlı süt onundur, en iyi Maraş dondurması onun sütünden yapılır, hakiki kaymak kömüş mahsulüdür." (Sezgin Kaymaz)
SOMAKİ

Kelime Kökeni: Arapça summāḳī

  1. [isim, mineraloji] Kızıl veya yeşil renkte, damarlı ve çok sert bir porfir türü mermer
  2. [sıfat] Bu mermerden yapılmış
    • "Az sonra kraliçenin yeşil somaki banyosunda idim." (Refik Halit Karay)
SEKİLİ

  1. [sıfat] Sekisi olan
TERKİN

Kelime Kökeni: Arapça terḳīn

  1. [isim, eskimiş] Yazılmış bir şeyi çizerek silme
ZEKİCE

  1. [sıfat] Zeki olan
    • "Ona göre, Habil'in Kabil'i öldürmesinde zekice bir yan aranmamalıdır." (Salâh Birsel)
  2. [zarf] Zeki olarak, zekiye uygun bir biçimde
    • "Daha bilgili olmalı, daha çok özveride bulunmalı ve zekice davranmalıyız." (Ahmet Ümit)
BAKİYE

Kelime Kökeni: Arapça baḳiyye

  1. [isim] Artık, artan, kalan, geri kalan şey
    • "Hastanelerde boş yatak kalmamış, çoğunda ikişer kişi, bakiyesini bahçeye yatırıyorlar." (Attilâ İlhan)
  2. [eskimiş] Bakınız kalıntı
    • "Bunun bir eski ev değil, dünyayı terk etmişlere mahsus bir manastır bakiyesi olduğunu anlardım." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. [ekonomi] Alacak ve borçlar arasındaki fark
BUZUKİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Bağlamaya benzer, bozuk düzen çalınan bir Yunan çalgısı
    • "Tozlu bir buzuki, bir de saz duvarda yan yana sallanıyordu." (Osman Necmi Gürmen)
OYSAKİ

  1. [bağlaç] Bakınız oysa
    • "Oysaki daha önce onunla tanışmayı çok istemiştim." (Necati Cumalı)
YETKİN

  1. [sıfat] Bakınız olgun
    • "Bizim ülkemizde böyledir: Yetkin çalışmalar görmezden gelinir." (Selim İleri)
TERKİP

Kelime Kökeni: Arapça terkīb

  1. [isim] Birleşim, birleştirme, bir araya getirme
  2. [eskimiş, dil bilgisi] Bakınız tamlama
    • "… Arapça, Acemce manasız ve mücerret terkipler yapılıyor, milliyet inkâr ediliyor, mazi karikatürleştiriliyor, istikbal bir duman hâlinde tasavvur olunuyordu." (Ömer Seyfettin)
  3. [eskimiş, kimya] Bakınız bileşim
KİRALI

  1. [sıfat] Kiralanmış olan
KİŞNİŞ

Kelime Kökeni: Farsça kişnīc

  1. [isim, bitki bilimi] Maydanozgillerden, yaprakları maydanozu andıran, 20-60 santimetre yüksekliğinde, tüysüz, bir yıllık ve otsu bir bitki (Coriandrum sativum)
  2. Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kurutulmuş meyvesi veya tohumu
MÜLAKİ

Kelime Kökeni: Arapça mulāḳī

  1. [sıfat, eskimiş] Buluşan, kavuşan, görüşen
BİTKİN

  1. [sıfat] Gücü tükenmiş olan, çok yorgun; aygın baygın, bitap
    • "Bitkin ve tükenik hâliyle cevaplar veriyordu." (Gürbüz Sazak)
LİMAKİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Ayakkabıcılıkta kullanılan küçük eğe
KEFEKİ

Kelime Kökeni: Yunanca

  1. [isim, mineraloji] Bakınız küfeki
AHLAKİ

Kelime Kökeni: Arapça aḫlāḳī

  1. [sıfat] Ahlaka uygun, ahlakla ilgili; aktöresel, sağtöresel, törel, etik
    • "Bütün vaktim babamın verdiği fennî, ahlaki kitapları okumakla, kardeşlerimin manasız, münasebetsiz iddialarını dinlemekle geçer." (Ömer Seyfettin)
MALİKİ

Kelime Kökeni: Arapça mālikī

  1. [isim, din bilimi] İslamiyet’te dört Sünni mezhepten biri
  2. Bu mezhepten olan kimse
İKİŞER

  1. [sıfat] İki sayısının üleştirme sayı sıfatı
  2. Her defasında ikisi bir arada olan, her birine iki tane
    • "Bu, ikişer katlı ve yan yana iki binadır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü