İçinde ki olan 5 harfli 130 kelime var. İçerisinde Kİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ki olan kelimeler listesine ya da sonu ki ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KİLSİ

  1. [sıfat] Kili andıran, kile benzeyen, kil gibi
KİRPİ

  1. [isim, hayvan bilimi] Kirpigillerden, uzunluğu 25-30 santimetre olan, sırtı dikenlerle kaplı memeli hayvan (Erinaceus europaeus)
  2. [askerlik] Mayına karşı dayanıklı, personel taşıyan zırhlı araç
EKİCİ

  1. [isim] Herhangi bir tarım ürününü üreten, tarımla uğraşan çiftçi
    • "Ekicinin ürünü değer fiyatına satın alınacaktır." (Necati Cumalı)
  2. [mecaz] Birini uydurma bir sebeple bırakıp giden, atlatan kimse
MEKİK

Kelime Kökeni: Farsça mekūk

  1. [isim] El veya otomatik dokuma tezgâhlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç
  2. Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç veya plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç
  3. [spor] Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılan beden hareketi
  4. [gök bilimi] Bakınız uzay gemisi
FİKİR

Kelime Kökeni: Arapça fikr

  1. [isim] Bakınız düşünce
    • "Bir fikrin münazarasıyla kütüphanesinin önünde sabahladığımız geceler olurdu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Bakınız düşün
  3. [eskimiş] Bakınız kuruntu
TEPKİ

  1. [isim] Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki; reaksiyon
  2. Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış; aksülamel
    • "Seyircilerin şaşkınlığı geçince tepkisi başladı." (Haldun Taner)
  3. Karşılık verme
KİREN

Kelime Kökeni: Yunanca

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kızılcık
VEKİL

Kelime Kökeni: Arapça vekīl

  1. [isim] Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse
    • "İşte bu adam sensin! Seni kendime vekil edeceğim..." (Ömer Seyfettin)
  2. Bakınız milletvekili
  3. Bir görevde, asıl görevlinin yerine bakan kimse
  4. [eskimiş] Bakınız bakan
    • "Hanın avlusundan sokağa vekil ve sefir otomobillerine taş çıkartacak bir lüks otomobil yürüdü." (Reşat Nuri Güntekin)
NAKİL

Kelime Kökeni: Arapça naḳl

  1. [isim] Bir yerden alıp başka bir yere iletme
  2. Bakınız göç
    • "İşte, nakil masrafı da avucumda, diyerek otuz lirayı saydı." (Sermet Muhtar Alus)
  3. Bir şeyi anlatma, söyleme, hikâye etme
  4. Devlet kurumlarında bir görev yerinden başka bir görev yerine gönderilme
  5. Yazı veya resmin aynısını başka bir şeyin üzerine yapma, kopya etme
  6. Başka dilden bir eseri kendi diline çevirme, tercüme etme
YETKİ

  1. [isim] Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak; salahiyet, mezuniyet
    • "Büyük Millet Meclisi Başkumandanlık yetkilerini Mustafa Kemal Paşa'ya devretmişti." (Tarık Buğra)
ŞARKİ

Kelime Kökeni: Arapça şarḳī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız Doğu
  2. [sıfat] Doğu'yla ilgili, Doğu'ya özgü olan
HEKİM

Kelime Kökeni: Arapça ḥakīm

  1. [isim] İnsanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse; doktor, tabip
    • "Hekim hastasına ve çevresine karşı sorumludur, mesleğe ancak and içerek girebilir." (Azra Erhat)
NAKİT

Kelime Kökeni: Arapça naḳd

  1. [isim, ekonomi] Bakınız para
  2. Kullanılması hemen mümkün olan para, peşin para; likit
ÇEKİM

  1. [isim] Çekmek işi
  2. [dil bilgisi] Fiillerin zaman, kişi ve kiplere; adların ad durumlarına göre aldıkları biçim; tasrif
  3. [fizik] Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü; cazibe, traksiyon
    • "Yer çekimi. Mıknatıs çekimi."
  4. [sinema, televizyon] Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası; plan
  5. [mecaz] Güçlü bağlılık ve sevgi oluşturan nedensiz duygu
    • "Bu da o gizli çekimi arttıran tek unsur. Fark ettirmeden beni kendine daha çok bağladığın bu olay, olağandışı bile sayılabilir." (Vildan Nur Karaoğlan)
ZİKİR

Kelime Kökeni: Arapça ẕikr

  1. [isim] Anma, söyleme, sözünü etme
  2. [din bilimi] Allah’ın adını art arda söyleyerek yapılan ibadet ve tören
NAKİP

Kelime Kökeni: Arapça naḳīb

  1. [isim, eskimiş] Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili
  2. Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede
    • "Kerim Çelebi cönkü kuşağına sokunca toplantıyı yönetecek nakip kalktı, arkasını Ahi Baba’ya dönmeden avlu kapısına kadar geriledi." (Kemal Tahir)
ÇEKİK

  1. [sıfat] Yanlara doğru çekilerek gerilmiş gibi olan
    • "Çekik göz. Çekik kaş."
  2. İçeriye doğru kaçmış
    • "Zayıf, ince uzun bir vücudu, kuru, çekik esmer bir yüzü var." (Peyami Safa)
KİLER

Kelime Kökeni: Farsça kilār

  1. [isim] Evlerde yiyecek, içecek ve erzakın saklandığı oda, ambar veya dolap
    • "Kileri kilitlemezdi, paraları meydanda dururdu." (Ömer Seyfettin)
KİLİZ

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız hasır otu
SİLKİ

  1. [isim] Uykuda sıçrama
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü