İçinde ki olan 5 harfli 130 kelime var. İçerisinde Kİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ki olan kelimeler listesine ya da Sonu ki ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DİKİŞ

  1. [isim] Dikme işi
    • "Dikişe, oyaya başladı, hanım hanımcık yaşıyordu, memnundu." (Refik Halit Karay)
    • "Kafasına iki dikiş attılar."
  2. Dikme biçimi
    • "Aralarında görüşmeye başlar başlamaz da hemen kumaş, terzi, dikiş, moda kelimeleri geçerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. Dikilen yer
    • "Astarın dikişi sökülmüş."
  4. Giysi üzerinde gözle görülen dikilmiş iplik yolu
    • "Ceketin yakasına dikiş yapılacak."
  5. Dikilecek şey
    • "Yanında demir bir bahçe iskemlesi, üstünde bir dikiş." (Memduh Şevket Esendal)
  6. Giysi dikme işi, terzilik
    • "Başkalarının dikişi görünüşte bizimkinden ayırt edilmez gibidir." (Reşat Nuri Güntekin)

KİLİS
...
KİSVE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kılık kıyafet
    • "Lakin bir türlü ahaliye mahsus kisveyi üzerinden atamamış..." (Refik Halit Karay)
  2. Hacıların Kâbe'de giydikleri beyaz üstlük

SAKİN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Hareket etmeyen, kımıldamayan
  2. Durgun, dingin
    • "Mümkün olduğu kadar sakin olmaya çalışarak tekrar masasına döndü." (Haldun Taner)
  3. Sessiz
    • "Dinlenmek için otelimizden daha sakinini bulacağınızı ummam." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Kimseyi rahatsız etmeyen, kızgınlık göstermeyen
  5. Huysuzluğu, rahatsızlığı azalmış veya geçmiş
    • "Sesi dinlediği müddetçe sakin ve uslu duruyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. Bir yerde oturan
    • "Sakinleri Müslümanlardan ibaret olan semtte, bakkal dükkânı, günün her saatinde dolup boşalır." (Samiha Ayverdi)

KİMÜS

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Yemeklerin mide öz suyuyla karıştıktan sonra aldığı durum

TEKİR

  1. [isim] Barbunyaya (I) benzeyen bir balık (Mugil surmulletus)
  2. Postu siyah çubuklarla ve beneklerle süslü, kül renginde veya boz olan (kedi)
    • "Annem tekir kedinin bir yavrusunu bana ayırmıştı." (Aka Gündüz)

VAKİT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Zaman
    • "Mevsim mütehayyil, vakit akşamdı Bebek'te." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Fakat sandal sahibi olur olmaz zaten yarı keyif, yarı kazanç için vakit öldürdüğü balıkçılık sanatında karar kılmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Sabah, öğle, akşam gibi hani vakit saat aradıkları yok." (Burhan Felek)
  2. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler
    • "Yemek vakti. Şimdi bunun vakti değil."
  3. Çağ
    • "Vaktin bilginleri."
  4. Belirlenmiş olan zaman
    • "Kâhya - vakit gayri Süleyman, haber saldık gelecekler, pamuklar da kıvamına geldi - demişti." (Samim Kocagöz)
  5. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz
  6. Geçim, para bakımından elverişli durum
    • "Onun bu kadar para vermeye vakti yok."

SİLKİ

  1. [isim] Uykuda sıçrama

ERKİN

  1. [sıfat] Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, serbest

TEKİN

  1. [sıfat] Boş, içinde kimse bulunmayan
  2. Güvenilir (kişi, yer)
  3. Uğurlu olan
    • "Ninem, 'akşam saatlerinde hamamlar tekin değildir, insanı çarpar' demişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [isim] Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğlu

AFAKİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Belli bir konu üzerine olmayan, dereden tepeden (konuşma)
    • "Biraz afaki sohbetten sonra oradan kalktık." (Ahmet Rasim)
  2. Nesnel
    • "Bir anda bütün hislerini kaybederek afaki düşündü." (Peyami Safa)

BİÇKİ

  1. [isim] Dikilecek kumaşı belli bir modele ve ölçüye göre kesme işi

ESKİL
...
TEPKİ

  1. [isim] Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon
    • "Önemli olan, tepki gösterdiğimiz şeyden kurtulmanın yoluna bakmak, bu yolu bulmaktır." (Orhan Kemal)
  2. Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genellikle olumsuz söz veya davranış
    • "Seyircilerin şaşkınlığı geçince tepkisi başladı." (Haldun Taner)
  3. Karşılık verme

BELKİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Olabilir ki, muhtemel olarak
    • "Belki de bu durumun kusuru bizde." (Burhan Felek)
  2. [bağlaç] Olsa olsa, ya ... ya ..., ihtimal
    • "Belki bir sabah vakti, belki bir gece yarısı / Artık nefes almayı bırakıp gideceğiz." (Zeki Ömer Defne)

NAKİT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Para, akçe
  2. Kullanılması hemen mümkün olan para, peşin para, likit

HAKİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Aşağı görülen, değersiz, hor

KİBİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik
    • "Kibirden vazgeçersek sevimli oluruz." (Cemil Meriç)
    • "Ayan azası olduğu için, bekleme salonunda birkaç dakika kalmak bile kibrine dokunmuştu." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Sütninenin üstüne düşmeyi kibrine yediremediği için merak etmiyormuş." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Gurur
    • "Süheyl o gün orada, saçma kibrine kapılmayıp tek bir kelime, Serap'ın beklediği iki heceli tek bir kelime söylemiş olsaydı, her şey değişebilirdi." (Haldun Taner)

KİRDE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Genellikle mısır unuyla yapılan bir tür pide

KİTİN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Eklem bacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan, bazı mantar ve likenlerde de rastlanan, dayanıklı ve esnek organik madde

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü