İçinde kele olan 7 harfli 8 kelime var. İçerisinde KELE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kele olan kelimeler listesine ya da sonu kele ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kele Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E E K L
4 Harfli Kelimeler
ELEK, KELE, LEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, ELK, KEL
2 Harfli Kelimeler
EK, EL, KE, LE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KELEPİR
-
-
[isim]
Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey; okazyon
- "Ben akıllı olmasaydım bu kelepiri elden kaçırırdım."
-
[isim]
Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey; okazyon
- KELEBEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad
- "Kelebek gibi uçmada ruhumuz / Barış dolu bu yıldız bahçesinde"
-
[sıfat]
Biçim olarak bu böceklere benzeyen
- "Kaymakam Bey jaketataylı, kelebek kravatlıdır."
-
[hayvan bilimi]
Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan
-
Bu hayvanın neden olduğu hastalık
-
[teknik]
Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm
-
[isim, hayvan bilimi]
Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad
- ÇEKELEZ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız sincap
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız sincap
- İSKELET
-
Kelime Kökeni: Fransızca squelette
-
[isim]
İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı; kadit, teşrih
- "Çenesinin, başının bütün iskeleti peksimeti çiğnedikçe daha açık olarak meydana çıkıyordu."
-
Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü
-
[mecaz]
Bir şeyi oluşturan temel çatı
- "Yanımızdaki genç, yolun ötesinde bir bina iskeleti gösterdi."
-
[mecaz]
Bir eserin genel planı
- "Bir romanın iskeleti."
-
[sıfat, mecaz]
Çok zayıf
-
[sıfat, mecaz]
Kuru, çıplak
- "Yürüdük, yürüdük, yaprakları düşmüş iskelet bir ormanın içine geldik."
-
[isim]
İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı; kadit, teşrih
- HÖKELEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız gösteriş
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız gösteriş
- ÇÖKELEK
-
-
[isim]
Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir peynir türü; kesik, ekşimik, torak
- "Her günkü gibi benim yemeğim çökelek ve ekmekti."
-
Bakınız çökelti
-
[isim]
Yağı alınmış süt veya yoğurdun kaynatılmasıyla elde edilen bir peynir türü; kesik, ekşimik, torak
- KELEPÇİ
-
-
[isim]
Kelep işiyle uğraşan kimse
- "Kelepçi kızlar da bankodakiler gibi, fazla iplik kopmasından şikâyetçiydiler."
-
[isim]
Kelep işiyle uğraşan kimse
- KELEPÇE
-
Kelime Kökeni: Farsça kelebçe
-
[isim]
Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan demir halka; bilezik
- "Kafile kelepçe, zincir ve pranga sesleri ile meydanı geçti."
-
[teknik]
Kablo, boru vb. şeyleri bir yere bağlı tutmak için kullanılan halka veya kelebek
-
[isim]
Tutukluların kaçmasını önlemek için bileklerine takılan demir halka; bilezik