İçinde ke olan 6 harfli 138 kelime var. İçerisinde KE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ke olan kelimeler listesine ya da sonu ke ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KEMANİ
-
Kelime Kökeni: Farsça kemān + Arapça -ī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kemancı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kemancı
- KEBERE
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız gebre otu
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız gebre otu
- KEKEME
-
-
[sıfat]
Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan; keke, kekeç
- "Arabacı yirmi beş yaşlarında delişmen, dili biraz kekeme bir oğlan."
-
[sıfat]
Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan; keke, kekeç
- KEFERE
-
Kelime Kökeni: Arapça kefere
-
[isim, eskimiş]
Müslüman olmayanlar, kâfirler
- "Kefereye aldırmayın, hâlden anlar heriflerdir."
-
[isim, eskimiş]
Müslüman olmayanlar, kâfirler
- KESYAP
-
-
[isim]
Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim; kolaj
-
[isim]
Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim; kolaj
- MERKEZ
-
Kelime Kökeni: Arapça merkez
-
[isim]
Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri
-
Bir işin öğretildiği yer
- "Er eğitim merkezi."
-
Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer
-
Belirli bir yerin ortası; özek
- "Şehir merkezi."
-
Bakınız polis karakolu
- "Sizi merkezimize gönderip tevkif ettireceğim."
-
[mecaz]
Biçim, tarz
-
[matematik]
Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası
-
[matematik]
Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta
- "Daire merkezi. Küre merkezi."
-
[isim]
Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri
- VAKETA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca vachetta
-
[isim]
İnek derisinden imal edilmiş, postal, hayvan koşumları, kütüklük ve saraciyede kullanılan, bir tür ince meşin
- "Bu dönemde Denizli tabakhanesinde, kösele, taban astarı, vidala, yüzlük deri, vaketa imal edilmiştir."
-
Bu deriden yapılmış olan
-
[isim]
İnek derisinden imal edilmiş, postal, hayvan koşumları, kütüklük ve saraciyede kullanılan, bir tür ince meşin
- KELİME
-
Kelime Kökeni: Arapça kelime
-
[isim]
Bir veya birkaç heceden oluşan, anlamlı ses birliği; söz, sözcük, lügat
- "Tayyare kelimesine alışan millet, uçak kelimesine de alışır."
-
[isim]
Bir veya birkaç heceden oluşan, anlamlı ses birliği; söz, sözcük, lügat
- SERKEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça serkeş
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- "Ün salmış nice serkeş efeleri kendime bent etmiş, nice açları doyurmuş, nice çıplakları giydirmiş."
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- ŞEBEKE
-
Kelime Kökeni: Arapça şebeke
-
[isim]
Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü; ağ (I)
-
Üniversite öğrencilerinin kimlik kartı
-
[mecaz]
Birbiriyle bağlantılı ve gizli çalışan kimselerin tümü
- "Bütün dünyaya eroin gönderen geniş bir şebekenin peşindeydiler."
-
[isim]
Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü; ağ (I)
- KELECİ
-
-
[isim, eskimiş]
Öz veya kusursuz, düzgün söz
- "Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz / Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz"
-
[isim, eskimiş]
Öz veya kusursuz, düzgün söz
- YELKEN
-
-
[isim, denizcilik]
Rüzgâr gücünden yararlanmak için geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü
- "Rıhtıma kurumak üzere yelkenler serilmişti."
-
Bakınız yelkenli
- "Yelken yarışları."
-
[isim, denizcilik]
Rüzgâr gücünden yararlanmak için geniş bir yüzey oluşturacak biçimde yan yana dikilen ve teknenin direğine uygun bir biçimde takılarak onu hareket ettiren kumaş veya şeritlerin tümü
- KESRET
-
Kelime Kökeni: Arapça kes̱ret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çokluk
-
[isim, eskimiş]
Bakınız çokluk
- MERKEP
-
Kelime Kökeni: Arapça merkeb
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız eşek
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız eşek
- KESİCİ
-
-
[isim]
Kesme işini yapan kimse
- "Yol kesici."
-
Kasaplık hayvanları kesen kimse
-
Kesme işinde kullanılan araç
-
[spor]
Bakınız stoper
-
[isim]
Kesme işini yapan kimse
- MİSKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca muscat
-
[isim]
Mis üzümünden yapılan şarap
-
[bitki bilimi]
Bakınız misket üzümü
-
[isim]
Mis üzümünden yapılan şarap
- MELİKE
-
Kelime Kökeni: Arapça melike, melĮe
-
[isim]
Kadın hükümdar
- "Saba melikesi Belkıs da kendisine Yemen iklimlerinin en güzel atlarından hediyeler göndermişti."
-
Padişah karısı
-
[isim]
Kadın hükümdar
- KEMANE
-
Kelime Kökeni: Farsça kemāne
-
[isim, müzik]
Keman ve kemençe yayı
-
[müzik]
Bakınız kabak kemane
-
Delgi veya küçük torna çevirmek için kullanılan ok yayı biçimindeki araç
-
[denizcilik]
Ağaç gemilerde talimarın üst ucundaki kıvrım
-
[isim, müzik]
Keman ve kemençe yayı
- EBİŞKE
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız balkadın
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız balkadın
- MARKET
-
Kelime Kökeni: İngilizce market
-
[isim]
Özellikle her türlü yiyecek maddesi, temizlik malzemesi ile ev, büro vb. yerlere ait gereçlerin satıldığı dükkân
-
[isim]
Özellikle her türlü yiyecek maddesi, temizlik malzemesi ile ev, büro vb. yerlere ait gereçlerin satıldığı dükkân