İçinde ke olan 4 harfli 39 kelime var. İçerisinde KE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ke olan kelimeler listesine ya da sonu ke ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K

2 Harfli Kelimeler

EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KETE

  1. [isim, ağızlardan] Yağlı, mayalı veya mayasız hamurdan yapılan çörek
PİKE

Kelime Kökeni: Fransızca piqué

  1. [isim] Kabartmalı pamuklu kumaş
  2. Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü
    • "Yarım saate varmadan evdeki bütün çarşaflar, pikeler, yorganlar, yastıklar salonun ortasına yığılmış oluyordu." (Elif Şafak)
  3. [sıfat] Bu kumaştan yapılan
    • "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük." (Reşat Nuri Güntekin)
BÖKE

  1. [sıfat] Kahraman, güçlü (kimse)
  2. [isim] Bakınız şampiyon
SAKE

Kelime Kökeni: Fransızca saké

  1. [isim] Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı
KEKE

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız kekeme
KESP

Kelime Kökeni: Arapça kesb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kazanma
KEKA

  1. [ünlem] Keyifli bir durum anlatılırken "ne güzel, ne iyi" anlamlarında söylenen bir söz
    • "Oh! Keka! Efendi efendi, insan gibi yürüyoruz." (Nâzım Hikmet)
KENT

Kelime Kökeni: Soğdca

  1. [isim] Bakınız şehir
    • "Paris gibi bir kentte, bu hatırlamalar, karamsarlığa sürükler insanı." (Necati Cumalı)
LEKE

Kelime Kökeni: Farsça leke, lekke

  1. [isim] Kirliliği gösteren iz
    • "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk; çil (II)
    • "Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı." (Ömer Seyfettin)
  3. [biyoloji] Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk
  4. [mecaz] Yüz kızartacak durum; kara (II), şaibe
    • "Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu." (Halide Edip Adıvar)
  5. [gök bilimi] Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm; karartı
KEZA

Kelime Kökeni: Arapça keẕā

  1. [zarf] Aynı biçimde; kezalik
KESE

Kelime Kökeni: Farsça kīse

  1. [isim] Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba
    • "Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı." (Fikret Otyam)
  2. [sıfat] Bu küçük torba miktarında olan
    • "Malı cana siper edin dedikçe rakamlar yükseldi, üç bin kese altını buldu…" (Reşat Ekrem Koçu)
  3. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap
    • "Kur'an kesesi."
  4. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten yapılmış, cep biçiminde bez
  5. [mecaz] Bir kimsenin mal varlığı
    • "Bu sadeleşme, vücut ve keseye daha elverişli idi." (Falih Rıfkı Atay)
  6. [anatomi] Organizmanın bazı boşlukları
  7. [bitki bilimi] Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik
  8. [tarih] Beş yüz kuruşluk para birimi
SKEÇ

Kelime Kökeni: İngilizce sketch

  1. [isim] Güldürü niteliğinde kısa oyun
    • "Bir okul skecinin gönülsüz oyuncuları gibiydiler." (Ayşe Kulin)
KENE

  1. [isim, hayvan bilimi] Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara neden olan böceklerin genel adı; sakırga
OKEY

  1. [isim] Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlar kullanılarak dört kişiyle oynanan ve konkene benzeyen bir tür oyun
SÖKE

  1. [isim] Aydın iline bağlı ilçelerden biri
KEÇE

  1. [isim] Yapağı veya keçi kılının dövülmesi veya ayakla tepilmesiyle elde edilen kaba kumaş
    • "Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular." (Ömer Seyfettin)
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılan
    • "Keçe çadırların içi biraz ısınsın diye yerlere, kilimlerin üstüne ayı postları serilmişti." (Nezihe Araz)
  3. Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik
    • "Yaz geldi, keçeleri kaldırmalı."
ŞİKE

Kelime Kökeni: Fransızca chiqué

  1. [isim, spor] Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
  2. [mecaz] Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma; aldatma
    • "Bu işte şike var."
TİKE

  1. [isim, ağızlardan] Et, ekmek, peynir vb.nde parça, lokma, dilim
KEME

  1. [isim, ağızlardan] Büyük sıçan
  2. Bakınız domalan
KERE

Kelime Kökeni: Arapça kerre

  1. [isim] Bakınız kez
    • "Bir kere düştün mü ne arayan olur ne soran!" (Burhan Felek)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü