İçinde ke olan 4 harfli 39 kelime var. İçerisinde KE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ke olan kelimeler listesine ya da sonu ke ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KETE
-
-
[isim, ağızlardan]
Yağlı, mayalı veya mayasız hamurdan yapılan çörek
-
[isim, ağızlardan]
Yağlı, mayalı veya mayasız hamurdan yapılan çörek
- PİKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca piqué
-
[isim]
Kabartmalı pamuklu kumaş
-
Bu kumaştan yapılan yatak örtüsü
- "Yarım saate varmadan evdeki bütün çarşaflar, pikeler, yorganlar, yastıklar salonun ortasına yığılmış oluyordu."
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılan
- "Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük."
-
[isim]
Kabartmalı pamuklu kumaş
- BÖKE
-
-
[sıfat]
Kahraman, güçlü (kimse)
-
[isim]
Bakınız şampiyon
-
[sıfat]
Kahraman, güçlü (kimse)
- SAKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca saké
-
[isim]
Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı
-
[isim]
Pirinçten yapılan bir tür Japon rakısı
- KEKE
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız kekeme
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız kekeme
- KESP
-
Kelime Kökeni: Arapça kesb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kazanma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kazanma
- KEKA
-
-
[ünlem]
Keyifli bir durum anlatılırken "ne güzel, ne iyi" anlamlarında söylenen bir söz
- "Oh! Keka! Efendi efendi, insan gibi yürüyoruz."
-
[ünlem]
Keyifli bir durum anlatılırken "ne güzel, ne iyi" anlamlarında söylenen bir söz
- KENT
-
Kelime Kökeni: Soğdca
-
[isim]
Bakınız şehir
- "Paris gibi bir kentte, bu hatırlamalar, karamsarlığa sürükler insanı."
-
[isim]
Bakınız şehir
- LEKE
-
Kelime Kökeni: Farsça leke, lekke
-
[isim]
Kirliliği gösteren iz
- "Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi."
-
Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk; çil (II)
- "Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı."
-
[biyoloji]
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk
-
[mecaz]
Yüz kızartacak durum; kara (II), şaibe
- "Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu."
-
[gök bilimi]
Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm; karartı
-
[isim]
Kirliliği gösteren iz
- KEZA
-
Kelime Kökeni: Arapça keẕā
-
[zarf]
Aynı biçimde; kezalik
-
[zarf]
Aynı biçimde; kezalik
- KESE
-
Kelime Kökeni: Farsça kīse
-
[isim]
Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba
- "Çıkarken elini göğsüne sokup bir kese çıkardı, keseden alabildiği kadar para alıp delikten attı."
-
[sıfat]
Bu küçük torba miktarında olan
- "Malı cana siper edin dedikçe rakamlar yükseldi, üç bin kese altını buldu…"
-
Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap
- "Kur'an kesesi."
-
Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten yapılmış, cep biçiminde bez
-
[mecaz]
Bir kimsenin mal varlığı
- "Bu sadeleşme, vücut ve keseye daha elverişli idi."
-
[anatomi]
Organizmanın bazı boşlukları
-
[bitki bilimi]
Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik
-
[tarih]
Beş yüz kuruşluk para birimi
-
[isim]
Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba
- SKEÇ
-
Kelime Kökeni: İngilizce sketch
-
[isim]
Güldürü niteliğinde kısa oyun
- "Bir okul skecinin gönülsüz oyuncuları gibiydiler."
-
[isim]
Güldürü niteliğinde kısa oyun
- KENE
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara neden olan böceklerin genel adı; sakırga
-
[isim, hayvan bilimi]
Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara neden olan böceklerin genel adı; sakırga
- OKEY
-
-
[isim]
Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlar kullanılarak dört kişiyle oynanan ve konkene benzeyen bir tür oyun
-
[isim]
Plastik, tahta, mika vb. maddelerden yapılmış taşlar kullanılarak dört kişiyle oynanan ve konkene benzeyen bir tür oyun
- SÖKE
-
-
[isim]
Aydın iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Aydın iline bağlı ilçelerden biri
- KEÇE
-
-
[isim]
Yapağı veya keçi kılının dövülmesi veya ayakla tepilmesiyle elde edilen kaba kumaş
- "Belki on aile keçelerden, kilimlerden çergelerini meyve ağaçlarının altlarına kurdular."
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılan
- "Keçe çadırların içi biraz ısınsın diye yerlere, kilimlerin üstüne ayı postları serilmişti."
-
Yere serilen halı, kilim vb. yünlü döşemelik
- "Yaz geldi, keçeleri kaldırmalı."
-
[isim]
Yapağı veya keçi kılının dövülmesi veya ayakla tepilmesiyle elde edilen kaba kumaş
- ŞİKE
-
Kelime Kökeni: Fransızca chiqué
-
[isim, spor]
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
-
[mecaz]
Bir çıkar karşılığı, uzlaşarak bir iş yapma; aldatma
- "Bu işte şike var."
-
[isim, spor]
Bir spor karşılaşmasının sonucunu değiştirmek için maddi veya manevi bir çıkar karşılığı varılan anlaşma
- TİKE
-
-
[isim, ağızlardan]
Et, ekmek, peynir vb.nde parça, lokma, dilim
-
[isim, ağızlardan]
Et, ekmek, peynir vb.nde parça, lokma, dilim
- KEME
-
-
[isim, ağızlardan]
Büyük sıçan
-
Bakınız domalan
-
[isim, ağızlardan]
Büyük sıçan
- KERE
-
Kelime Kökeni: Arapça kerre
-
[isim]
Bakınız kez
- "Bir kere düştün mü ne arayan olur ne soran!"
-
[isim]
Bakınız kez