İçinde kaz olan 6 harfli 18 kelime var. İçerisinde KAZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kaz olan kelimeler listesine ya da sonu kaz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kaz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAZ
2 Harfli Kelimeler
AK, AZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAMKAZ
-
-
[isim, ağızlardan]
Kesme özelliğini yitirmiş, körleşmiş, keskin olmayan bıçak, orak vb. araç
-
[isim, ağızlardan]
Kesme özelliğini yitirmiş, körleşmiş, keskin olmayan bıçak, orak vb. araç
- TAKAZA
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳāżā
-
[isim, eskimiş]
Bakınız azarlama
-
Başa kakma
- "Acaba, bütün bu söylediklerinin altında bir takaza da var mı diye iyice tartıyorum, yok gibi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız azarlama
- KAZİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳażiyye
-
[isim, eskimiş, mantık]
Bakınız önerme
-
[isim, eskimiş, mantık]
Bakınız önerme
- KAZMAK
-
-
[-i]
Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak
-
Bu yolla çukur, kuyu, yol vb. oluşturmak
- "Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın / Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın"
-
[-i]
Herhangi bir araçla toprağı açmak, oymak
- KAZANÇ
-
-
[isim, ticaret]
Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para; getiri, temettü
- "Sırtında hep aynı kahverengi elbise bulunduğuna göre fazla bir kazanç da sağlamıyordu."
-
Bakınız ekmek (I)
-
[mecaz]
Bakınız yarar
- "Yarı keyif, yarı kazanç için balıkçılık sanatında karar kılmıştı."
-
[isim, ticaret]
Satılan bir mal, yapılan bir iş veya harcanan bir emek karşılığında elde edilen para; getiri, temettü
- KAZEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ġazevī
-
[isim, eskimiş]
Saz veya kamıştan örülmüş, büyük, kulpsuz sepet
-
[isim, eskimiş]
Saz veya kamıştan örülmüş, büyük, kulpsuz sepet
- KAZEİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca caséine
-
[isim, kimya]
Sütte bulunan protein maddesi
-
[isim, kimya]
Sütte bulunan protein maddesi
- KAZILI
-
-
[sıfat]
Kazılmış
- "Duvarlardaki mermer levhalara kazılı yazıları okuya okuya, kendi kendine, bütün mabedi tavaf etti."
-
[sıfat]
Kazılmış
- EZKAZA
-
Kelime Kökeni: Farsça ez + Arapça ḳażā
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız kazara
- "Ezkaza hastalandı mı bir Allah'ın kulu çıkıp hatırını sormaz."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız kazara
- TIRKAZ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kapı mandalı
-
Bakınız sürgü
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kapı mandalı
- KAZIMA
-
-
[isim]
Kazımak işi
-
[tıp]
Bakınız kürtaj
-
[isim]
Kazımak işi
- KAZAĞI
-
-
[isim]
Kazımakta veya temizlemekte kullanılan demir araç
-
[isim]
Kazımakta veya temizlemekte kullanılan demir araç
- KAZMAÇ
-
-
[isim]
Bakınız kazaratar
-
[isim]
Bakınız kazaratar
- KAZARA
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾ + Farsça -rā
-
[zarf]
Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden; kazaen, ezkaza
- "Kazara çarptım herifçioğluna, koyduğu şeytan minarelerinin üstüne kıçüstü düşüverdi."
-
Bakınız tesadüfen
- "Köşkün kapısından kazara postacı geçse sapsarı kesilirdi."
-
[zarf]
Kaza sonucu, yanlışlıkla, bilmeden; kazaen, ezkaza
- KAZAEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳażāʾen
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız kazara
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız kazara
- YAKAZA
-
Kelime Kökeni: Arapça yaḳaẓa
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uyanıklık
- "Hain bir hastalık onun kavi ve güzel vücudunu ve uyuşmaz bir menfaatperestlik yakazası da onun ahlaki mesleğini yendi ve yere serdi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız uyanıklık
- KAZALI
-
-
[sıfat]
Kaza ihtimali yüksek olan
- "Kazalı yol."
-
Kaza geçirmiş olan
- "Kazalı otomobil."
-
İlçesi olan
- "Üç kazalı bir il."
-
[sıfat]
Kaza ihtimali yüksek olan
- KAZGIÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Tandırdan ekmeği çıkarmaya yarayan bir araç
-
Bitki kökü çıkarmaya yarayan ucu sivriltilmiş sopa
-
[isim, ağızlardan]
Tandırdan ekmeği çıkarmaya yarayan bir araç