İçinde kay olan 9 harfli 41 kelime var. İçerisinde KAY bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kay olan kelimeler listesine ya da sonu kay ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kay Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K Y
3 Harfli Kelimeler
KAY, YAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAYITLAMA
-
-
[isim]
Kayıtlamak işi; takyit
-
[isim]
Kayıtlamak işi; takyit
- BAKAYAZMA
-
-
[isim]
Bakayazmak işi
-
[isim]
Bakayazmak işi
- ALACAKAYA
-
-
[isim]
Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri
- KAYNAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek
- "Çakılla çimento kaynaşır."
-
Çok kalabalık ve hareketli olmak, hareket etmek
- "Kumun üstünde bir sürü kadın erkek, oğlan kız kaynaşıyor."
-
Birbirine iyice uymak
- "Bu iki renk iyi kaynaşmış."
-
[mecaz]
Uyuşmak, yakın ilişki kurmak, derinleştirmek, iyi anlaşmak
- "Ceylanlarla kaynaşan çocuk, onların seslerini tıpkı onlar gibi çıkarmayı öğrenmişti."
-
[mecaz]
Huzursuzluk çıkmak
-
[kimya]
Bakınız birleşmek
-
[nesnesiz, -le]
Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek
- KAYIRILMA
-
-
[isim]
Kayırılmak işi
-
[isim]
Kayırılmak işi
- KAYDETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳayd + Türkçe etmek
-
[-e, -i]
Bazı önemli noktaları belirleyip yazmak
-
Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek; yazmak (I)
- "Çocuğu okula kaydetmek. Nüfusa kaydetmek."
-
Hatırlamak için yazmak; not etmek
- "Önüne bir şeyler kaydederken görür gibiyim."
-
[-i]
Bir şeyi belirtmek, söylemek
- "Şunu kaydedeyim ki..."
-
Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek
-
[nesnesiz]
Olumlu sonuç almak
- "Başarı kaydetmek. Gol kaydetmek."
-
[fizik]
Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek
-
[bilişim]
Program, veri, görüntü veya filmi bilgisayarın kalıcı belleğine yazmak
-
[-e, -i]
Bazı önemli noktaları belirleyip yazmak
- HİKAYEMSİ
-
-
[sıfat]
Hikâyeyi andıran, hikâyeye benzeyen, hikâye gibi
- "Hatıramsı ve hikâyemsi yazılarında güçlü tasvirler yaptığı, ayrıntılara ve inceliklere dikkat ettiği, süse, mecaza ve edebiyatçılığa önem vermediği görülür."
-
[sıfat]
Hikâyeyi andıran, hikâyeye benzeyen, hikâye gibi
- KAYDIRTMA
-
-
[isim]
Kaydırtmak işi
-
[isim]
Kaydırtmak işi
- KAYTARMAK
-
-
[-den, -den]
İş yapmaktan kaçmak
- "Toplum içinde kapısının önünü süpürmekten kaytaranlar dünyanın her yerinde çoklukta."
-
[ağızlardan]
Geri çevirmek, iade etmek
-
[-den, -den]
İş yapmaktan kaçmak
- KAYARLAMA
-
-
[isim]
Kayarlamak işi
-
[isim]
Kayarlamak işi
- ŞİKAYETÇİ
-
-
[sıfat]
Sızlanan, sızıltısı olan, yakınan, şikâyet eden; müşteki, şekvacı
- "Üzgündü hatta dertliydi ve buna sebep onlarmış gibi şikâyetçi bir edası vardı."
-
[sıfat]
Sızlanan, sızıltısı olan, yakınan, şikâyet eden; müşteki, şekvacı
- KAYYIMLIK
-
-
[isim]
Kayyım olma durumu; kayyumluk
-
Kayyımın görevi; kayyumluk
-
[isim]
Kayyım olma durumu; kayyumluk
- KAYBETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ġayb + Türkçe etmek
-
[-i]
Bakınız yitirmek
- "Hemen Yunus'un gençliğinde yavuklusu iken kaybettiği güzel kızı hatırladım."
-
Bir işte, bir uğraşta başarısızlığa uğramak; yenilmek (II)
- "Savaşı kaybetmek. Bahsi kaybetmek."
-
[-i]
Bakınız yitirmek
- KAYNATMAK
-
-
[-i]
Kaynamasını sağlamak
- "Kalksam, bir ıhlamur kaynatıp içsem."
-
Kaynak yaptırmak
-
[argo]
Unutulmasını sağlamak
- "Ara sıra kendi gecikmelerini araya kaynatmak için beni birkaç gün izinle gönderiyordu."
-
[argo]
Belli etmeden almak
-
[teklifsiz konuşmada]
Konuşmak, sohbet etmek
-
[-i]
Kaynamasını sağlamak
- KAYPAKLIK
-
-
[isim]
Kaypak olma durumu
-
[mecaz]
Bakınız döneklik
- "Kamplar bir kere sınandı mı kaypaklıklar ister istemez ortadan kalkıyor."
-
[isim]
Kaypak olma durumu
- KAYTAKLIK
-
-
[isim]
Kaytak olma durumu
-
[isim]
Kaytak olma durumu
- KAYABİLME
-
-
[isim]
Kayabilmek işi
-
[isim]
Kayabilmek işi
- KAYINBABA
-
-
[isim]
Bakınız kaynata
- "Bu adla bizim kayınbabadan bir hayli para dolandırmışlar."
-
[isim]
Bakınız kaynata
- KAYYUMLUK
-
-
[isim]
Kayyum olma durumu
-
Kayyumun görevi
-
[isim]
Kayyum olma durumu
- KAYIRTMAK
-
-
[-e, -i]
Kayırma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Kayırma işini yaptırmak