İçinde kav olan 9 harfli 22 kelime var. İçerisinde KAV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kav olan kelimeler listesine ya da sonu kav ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kav Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K V

3 Harfli Kelimeler

KAV

2 Harfli Kelimeler

AK, AV

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAVLATMAK

  1. [-i] Kavlamasına yol açmak
YILANKAVİ

  1. [sıfat] Dolambaçlı, dolanarak giden
    • "Şam'ın yılankavi sokakları o kadar birbirine benzer." (Refik Halit Karay)
KAVURTMAK

  1. [-e, -i] Kavurma işini yaptırmak
KARAKAVUK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız hindiba
KAVLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Kav durumuna gelmek
KAVİLEŞME

  1. [isim] Bakınız sağlamlaşma
    • "Çok kısa süre süren bu bakışma, âdeta kavileşme gibi bir şeydi." (Necmi Duygulu)
KAVURMACI

  1. [isim] Kavurma yapan veya satan kimse
KARAKAVAK

  1. [isim, bitki bilimi] Yüksekliği 35 metre kadar olabilen, kabuğu koyu renkli bir tür kavak (Populus nigra)
MUKAVEMET

Kelime Kökeni: Arapça muḳāvemet

  1. [isim] Bir şeye veya kimseye karşı durma, karşı koyma, dayanma gücü
    • "Bünyesi de, ruhu da hayatın güçlükleriyle ve yoksullukları ile çarpışarak mukavemet ve kudret kazanmıştı." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
  2. [fizik] Bakınız direnç
KAVRUKLUK

  1. [isim] Kavruk olma durumu
KAVLANMAK

  1. [nesnesiz] Kavlama işine uğramak
KAVUŞULMA

  1. [isim] Kavuşulmak işi
KARAKAVZA

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız yaban havucu
KAVLETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ḳavl + Türkçe etmek

  1. [-le] Bakınız sözleşmek
    • "Ey güzel seninle bir kavledelim / Bu kavlin üstüne dönmemesine" (Halk türküsü)
KAVRULMAK

  1. [nesnesiz] Kavurma işi yapılmak
    • "Yeryüzünün sıcaktan kavrulduğu ve herkesin buram buram terlediği bu temmuz güneşinde benim ellerim buz gibi idi." (Etem İzzet Benice)
  2. Hayatın acılarına uğramak
    • "Hayatın cehenneminde kavrulmuş bir insana bu kolay ve sakin ölümler yakışmıyor." (Peyami Safa)
  3. Dış etkenler yüzünden özelliklerini yitirmek
  4. [mecaz] Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememek, cılız kalmak
KAVRANMAK

  1. [nesnesiz] Kavrama işi yapılmak; kavranılmak
    • "Bünyamin ürpermişti, çünkü kolu kavrandığı an bir cürmümeşhut olayı yaşanacağını sanmıştı." (İhsan Oktay Anar)
KAVUNUMSU

  1. [sıfat] Bakınız kavunsu
KAVRATMAK

  1. [-i] Kavramasını sağlamak
KAVRAMSAL

  1. [sıfat] Kavramla ilgili, kavram niteliğinde olan
KAKAVANCA

  1. [sıfat] Kakavana yakışır (davranış)
  2. [zarf] Kakavana yakışır bir biçimde (davranmak)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü