İçinde kav olan 8 harfli 40 kelime var. İçerisinde KAV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kav olan kelimeler listesine ya da sonu kav ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kav Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K V
3 Harfli Kelimeler
KAV
2 Harfli Kelimeler
AK, AV
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAVLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Kabarıp dökülmek veya soyulmak
-
[nesnesiz]
Kabarıp dökülmek veya soyulmak
- KAVUŞMAK
-
-
[-e]
Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek; ermek
-
Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek
- "Vakitsiz kötürümleşen ruh, onun mucizesiyle ısındı, kımıldandı, doğruldu; bir sağlığa kavuşuyordu."
-
Bir yere katılmak
- "Fırat ve Dicle gibi yan yana akıyorlar, sonra birbirine kavuşuyorlar."
-
[nesnesiz]
Bir araya gelmek
- "Ceketin önü kavuşmuyor."
-
[nesnesiz]
Güneş batmak
-
Varmak, ulaşmak
-
[-e]
Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek; ermek
- KAVUNİÇİ
-
-
[isim]
Pembeye çalan sarı renk
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Beyaz ipek pantolon, kavuniçi ipek gömlek giyinmiş; saçları saman sarısı, teni pembe."
-
[isim]
Pembeye çalan sarı renk
- DALKAVUK
-
-
[isim]
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; kaytak, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı, kılbaz, huluskâr, mütebasbıs
- "Bunları yaparken hiçbir zaman kendini dalkavuk vaziyetine düşürmez."
-
[tarih]
Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse
-
[isim]
Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; kaytak, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı, kılbaz, huluskâr, mütebasbıs
- KAVAFLIK
-
-
[isim]
Kavaf olma durumu
-
Kavafın işi
-
[isim]
Kavaf olma durumu
- MUKAVELE
-
Kelime Kökeni: Arapça muḳāvele
-
[isim, hukuk]
Bakınız sözleşme
- "Meşhur aktör davet edilmiş hatta mukavelesi bile yapılmak üzere imiş!"
-
[isim, hukuk]
Bakınız sözleşme
- KAVASLIK
-
-
[isim]
Kavas olma durumu
- "Lalalık, kavaslık derecelerinden kalfalık payesine yükseldiği bir sırada İsmail'in oğlu yanından uzaklaştırıldı, gitti."
-
Kavasın görevi
-
[isim]
Kavas olma durumu
- KAVUKLUK
-
-
[isim]
Kavuk koymaya yarayan küçük raf
-
[isim]
Kavuk koymaya yarayan küçük raf
- KAVLİNCE
-
-
[zarf]
Kavline göre, sözüne bakarak
- "Ayşe Hanım'ın kavlince paşa pek cömertmiş."
-
[zarf]
Kavline göre, sözüne bakarak
- KAVRULMA
-
-
[isim]
Kavrulmak işi
-
[isim]
Kavrulmak işi
- KAVURMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi bir kabın içinde kendisinden başka bir malzeme koymadan karıştıra karıştıra pişirmek
- "Madenden bir kap içine bunları koyup kavuracağız."
-
Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak
- "Rüzgâr ekinleri kavurdu."
-
[mecaz]
Çok üzmek, yakmak, mahvetmek
- "Memleketi kavuran kıtlık buranın semtine uğramamıştır."
-
[-i]
Bir şeyi bir kabın içinde kendisinden başka bir malzeme koymadan karıştıra karıştıra pişirmek
- KAVRAYIŞ
-
-
[isim]
Kavramak işi
-
Kavrama, anlama, algılama yetisi; zihin
- "Bütünü görebilmek, ancak kavrayış ile olabilir."
-
Motorlu araçlarda lastiğin tam olarak yolu kavraması
-
[felsefe]
Bir algının doğrudan doğruya kavranması
-
[isim]
Kavramak işi
- KAVRULUŞ
-
-
[isim]
Kavrulmak işi
-
[isim]
Kavrulmak işi
- KAVMİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳavmiyyet
-
[isim]
Bir kavmin kendine özgü özellikleri
-
Bir kimsenin bağlı olduğu kavme göre durumu
-
Kavme bağlılık
- "Ne anane ne mazi ne vatan ne kavmiyet tanırdı."
-
[isim]
Bir kavmin kendine özgü özellikleri
- KAVZAMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Sıkı tutmak
-
Bir şeyi korumak, muhafaza etmek
-
[-i, ağızlardan]
Sıkı tutmak
- KAVUKSUZ
-
-
[sıfat]
Kavuk giymemiş
- "Üzerinde hafif elbiseler vardı, başı kavuksuzdu."
-
[sıfat]
Kavuk giymemiş
- KAVLANMA
-
-
[isim]
Kavlanmak işi
-
[isim]
Kavlanmak işi
- KAVMİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳavmiyyāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız etnografya
-
[isim, eskimiş]
Bakınız etnografya
- KAVRANMA
-
-
[isim]
Kavranmak işi; kavranılma
-
[isim]
Kavranmak işi; kavranılma
- KAVRANIŞ
-
-
[isim]
Kavranmak işi
-
[isim]
Kavranmak işi