İçinde kav olan 8 harfli 40 kelime var. İçerisinde KAV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kav olan kelimeler listesine ya da sonu kav ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kav Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K V

3 Harfli Kelimeler

KAV

2 Harfli Kelimeler

AK, AV

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAVLAMAK

  1. [nesnesiz] Kabarıp dökülmek veya soyulmak
KAVUŞMAK

  1. [-e] Ayrı kalınan, sevilen bir kimseyle bir araya gelmek, onu yeniden görmek; ermek
  2. Yokluğu çekilen veya çok istenen bir şeye erişmek, onu elde etmek
    • "Vakitsiz kötürümleşen ruh, onun mucizesiyle ısındı, kımıldandı, doğruldu; bir sağlığa kavuşuyordu." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  3. Bir yere katılmak
    • "Fırat ve Dicle gibi yan yana akıyorlar, sonra birbirine kavuşuyorlar." (Yahya Kemal Beyatlı)
  4. [nesnesiz] Bir araya gelmek
    • "Ceketin önü kavuşmuyor."
  5. [nesnesiz] Güneş batmak
  6. Varmak, ulaşmak
KAVUNİÇİ

  1. [isim] Pembeye çalan sarı renk
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Beyaz ipek pantolon, kavuniçi ipek gömlek giyinmiş; saçları saman sarısı, teni pembe." (Adalet Ağaoğlu)
DALKAVUK

  1. [isim] Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse; kaytak, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı, kılbaz, huluskâr, mütebasbıs
    • "Bunları yaparken hiçbir zaman kendini dalkavuk vaziyetine düşürmez." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [tarih] Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse
KAVAFLIK

  1. [isim] Kavaf olma durumu
  2. Kavafın işi
MUKAVELE

Kelime Kökeni: Arapça muḳāvele

  1. [isim, hukuk] Bakınız sözleşme
    • "Meşhur aktör davet edilmiş hatta mukavelesi bile yapılmak üzere imiş!" (Halit Fahri Ozansoy)
KAVASLIK

  1. [isim] Kavas olma durumu
    • "Lalalık, kavaslık derecelerinden kalfalık payesine yükseldiği bir sırada İsmail'in oğlu yanından uzaklaştırıldı, gitti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Kavasın görevi
KAVUKLUK

  1. [isim] Kavuk koymaya yarayan küçük raf
KAVLİNCE

  1. [zarf] Kavline göre, sözüne bakarak
    • "Ayşe Hanım'ın kavlince paşa pek cömertmiş." (Sermet Muhtar Alus)
KAVRULMA

  1. [isim] Kavrulmak işi
KAVURMAK

  1. [-i] Bir şeyi bir kabın içinde kendisinden başka bir malzeme koymadan karıştıra karıştıra pişirmek
    • "Madenden bir kap içine bunları koyup kavuracağız." (Salâh Birsel)
  2. Rüzgâr, soğuk, sıcak vb. kurutmak, yakmak
    • "Rüzgâr ekinleri kavurdu."
  3. [mecaz] Çok üzmek, yakmak, mahvetmek
    • "Memleketi kavuran kıtlık buranın semtine uğramamıştır." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KAVRAYIŞ

  1. [isim] Kavramak işi
  2. Kavrama, anlama, algılama yetisi; zihin
    • "Bütünü görebilmek, ancak kavrayış ile olabilir." (Kevser Yeşiltaş)
  3. Motorlu araçlarda lastiğin tam olarak yolu kavraması
  4. [felsefe] Bir algının doğrudan doğruya kavranması
KAVRULUŞ

  1. [isim] Kavrulmak işi
KAVMİYET

Kelime Kökeni: Arapça ḳavmiyyet

  1. [isim] Bir kavmin kendine özgü özellikleri
  2. Bir kimsenin bağlı olduğu kavme göre durumu
  3. Kavme bağlılık
    • "Ne anane ne mazi ne vatan ne kavmiyet tanırdı." (Refik Halit Karay)
KAVZAMAK

  1. [-i, ağızlardan] Sıkı tutmak
  2. Bir şeyi korumak, muhafaza etmek
KAVUKSUZ

  1. [sıfat] Kavuk giymemiş
    • "Üzerinde hafif elbiseler vardı, başı kavuksuzdu." (Ahmet Kabaklı)
KAVLANMA

  1. [isim] Kavlanmak işi
KAVMİYAT

Kelime Kökeni: Arapça ḳavmiyyāt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız etnografya
KAVRANMA

  1. [isim] Kavranmak işi; kavranılma
KAVRANIŞ

  1. [isim] Kavranmak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü