İçinde kav olan 6 harfli 17 kelime var. İçerisinde KAV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kav olan kelimeler listesine ya da sonu kav ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kav Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K V

3 Harfli Kelimeler

KAV

2 Harfli Kelimeler

AK, AV

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAVARA

  1. [isim, ağızlardan] Balı alınmış petek
  2. Kovanda özellikle kış aylarında arıların yemesi için bırakılan bal
KONKAV

Kelime Kökeni: Fransızca concave

  1. [sıfat, matematik, fizik] Bakınız içbükey
KAVAİT

Kelime Kökeni: Arapça ḳavāʿid

  1. [isim, eskimiş] Kurallar
    • "Ev hayatında en küçük teferruata, kavaide bütün ruhuyla bağlıydı." (Hüseyin Cahit Yalçın)
LOKAVT

Kelime Kökeni: Fransızca lock out

  1. [isim] İşverenin işçileri topluca işten uzaklaştırma veya işten çıkarma kararı; iş bıraktırımı
KAVRAK

  1. [isim, ağızlardan] Ateş yakmak için kullanılan kuru yaprak, ince dal
KAVRAM

  1. [isim] Bir nesnenin veya düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı; mefhum, fehva, konsept, nosyon
    • "Girift bir konudur bu, en başta yeni şiir kavramı ile karıştırılır." (Melih Cevdet Anday)
  2. [felsefe] Nesnelerin veya olayların ortak özelliklerini kapsayan ve bir ortak ad altında toplayan genel tasarım; mefhum, konsept, nosyon
  3. [ağızlardan] Bakınız tutam (I)
KAVLIK

  1. [isim, ağızlardan] İçine genellikle kav konulan torba veya kap
SKAVUT

Kelime Kökeni: İngilizce scout

  1. [isim, denizcilik] Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi
NAKAVT

Kelime Kökeni: İngilizce knock out

  1. [isim, spor] Oyuncunun boks vb. dövüş sporlarında aldığı darbelerin etkisiyle yere düşüp, on saniye içinde kalkıp devam edemeyerek yenilmesi
KAVRUK

  1. [sıfat] Kavrulmuş olan
  2. Kurumaya yüz tutmuş
    • "Armutların en fenası, en kavruk, en lekeli ve en hamı bile asildir." (Refik Halit Karay)
  3. [mecaz] Bakınız zayıf
    • "İşe yaramaz, cansız bir merkebimiz vardı. Sütsüz ve kavruk bir de dişi devemiz." (Necip Fazıl Kısakürek)
  4. [mecaz] Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememiş olan
    • "Kalem gibi baldırlı, kavruk çocuklara para verdim." (Sait Faik Abasıyanık)
KAVŞAK

  1. [isim] Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer
  2. Bir ırmağın denize veya başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer; ağız (I), munsap
  3. [mecaz] Bakınız yol ayrımı
    • "Zor geçen yaşamında yeni bir kavşak noktasına gelmişti" (Sema Ezgü)
KAVLAK

  1. [sıfat] Kabuğu dökülmüş
    • "Kavlak bir ağaç."
  2. Güneşten derisi soyulan (kimse)
  3. [isim, madencilik] Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş veya düşebilir kaya parçası
KAVRAÇ

  1. [isim] Ağır taşları tutup kaldırmaya yarayan, iki tutaklı demir araç
KAVELA

Kelime Kökeni: İtalyanca caviglia

  1. [isim, denizcilik] Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama
KAVATA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Oyma ağaç kap
  2. [bitki bilimi] Sert ve fazla kızarmayan bir tür domates (Solanum capsicum grossum)
KAVLIÇ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız fıtık
KAVALA

  1. [isim, müzik] Genellikle Arapların kullandığı, kamıştan yapılan üflemeli bir tür çalgı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü