İçinde kav olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde KAV bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kav olan kelimeler listesine ya da sonu kav ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kav Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K V

3 Harfli Kelimeler

KAV

2 Harfli Kelimeler

AK, AV

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAVGA

Kelime Kökeni: Farsça ġavġā

  1. [isim] Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş; çıngar
    • "O zamanlar kavga etmeyi bilmek bizim için çok önemliydi çünkü kavga yaşam biçimimizdi." (Ahmet Ümit)
  2. [mecaz] Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele
    • "Ekmek kavgası."
  3. [eskimiş] Bakınız mücadele
KAVAS

Kelime Kökeni: Arapça ḳavvās

  1. [isim] Elçilik veya konsolosluklarda görev yapan hizmetli
    • "Artık şunları toplatsak, dedi, kavasa söyleseniz de bir adam buluverse." (Refik Halit Karay)
  2. Banka, patrikhane, otel vb. yerlerde hizmetli veya koruma görevlisi
  3. Elçilik ve konsolosluklarda koruma görevlisi
KAVAT

Kelime Kökeni: Arapça ḳavvād

  1. [isim, hakaret yollu] Bakınız pezevenk
KAVAK

  1. [isim, bitki bilimi] Söğütgillerden, sulak bölgelerde yetişen, boyu bazı türlerinde 30-40 metreye değin çıkan, kerestesinden yararlanılan uzun boylu bir ağaç (Populus)
    • "Irmağın başında kocaman, çıplak bir tek kavak vardı." (Halide Edip Adıvar)
KAVAL

  1. [isim, müzik] Genellikle kamıştan yapılan, daha çok çobanların çaldığı, yumuşak sesli, üflemeli bir çalgı
    • "Geniş yaylalarında otlanırken sürüler / Çobanı kaval çalar, taşı toprağı güler" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
KAVAF

Kelime Kökeni: Arapça ḫaffāf

  1. [isim] Ucuz, özenmeden ve bayağı cins ayakkabı, kemer, cüzdan yapan veya satan esnaf
    • "Debbağlar gibi her kuşluk zamanında kavaf şeyhinin de dükkânı önünde bir dua yapılması âdetti." (Baha Sait)
KAVKI

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız kabuk
KAVUT

  1. [isim] Kavrulmuş ve dövülmüş tahıl ununa pekmez, şeker veya tatlı yemiş katılarak yapılan yiyecek
  2. Güneşte kurutulmuş peynir
KAVİS

Kelime Kökeni: Arapça ḳavs

  1. [isim] Bir eğrinin sınırlı bir kısmı; eğmeç
    • "Sabah güneşi, duvara bir altın kavis çekti." (Yusuf Ziya Ortaç)
KAVUZ

  1. [isim, bitki bilimi] Buğdaygillerin başağında, başakçıkları veya çiçeği saran kabuk
    • "Başakçık iki dış kavuz ile bunlar arasında kalan çiçek topluluğundan oluşur." (Gürbüz Mızrak)
  2. Tane yemlerin harmanda dövülmesi sırasında samandan başka elde edilen veya çok zaman samanlara karışan, taneyi saran ve örten bitki parçacıkları.
  3. [ağızlardan] Hastalık veya sıcak rüzgârlar dolayısıyla içi boşalmış, özsüz buğday
  4. [ağızlardan] İçi boş, kabuklu yemiş
KAVİL

Kelime Kökeni: Arapça ḳavl

  1. [isim, eskimiş] Bakınız söz
    • "Babamın kavline göre bu adam bütün Manisa halkını iki büyük afetten kurtarmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız sözleşme
    • "Kavlimiz böyle mi idi?"
    • "Ey güzel seninle bir kavledelim / Bu kavlin üstüne dönmemesine" (Halk türküsü)
KAVİM

Kelime Kökeni: Arapça ḳavm

  1. [isim, toplum bilimi] Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu; budun
    • "Güney Sibirya Türk kavimleri arasında en doğuda oturanları Karagas Türkleridir." (Ahmet Caferoğlu)
KAVUN

  1. [isim, bitki bilimi] Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir bitki (Cucum)
  2. Bu bitkinin genellikle güzel kokulu, sulu ve etli meyvesi
KAVUK

  1. [isim] Pamuktan yapılmış, üzerine sarık sarılan erkek başlığı
    • "Bu ziyafetlere gidilirken her günkü kavukla ferace ve samur kürk giyilir, atlara kemer rahtlar vurulurdu." (Asaf Halet Çelebi)
  2. [ağızlardan] İçi boş şey
  3. [anatomi] Bakınız idrar torbası
KAVMİ

Kelime Kökeni: Arapça ḳavmī

  1. [sıfat, eskimiş, toplum bilimi] Bakınız etnik
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü