İçinde kat olan 9 harfli 58 kelime var. İçerisinde KAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kat olan kelimeler listesine ya da sonu kat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAT, TAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KATILIMCI
-
-
[isim]
Herhangi bir etkinliğe katılan kimse, şirket vb.; iştirakçi
-
Herhangi bir toplantıda yöneticiden söz alıp konuşmaya katılan kişi
-
Bilimsel toplantılara bildiri sunmak üzere katılan kimse; delege
-
[isim]
Herhangi bir etkinliğe katılan kimse, şirket vb.; iştirakçi
- KATMANSIZ
-
-
[sıfat]
Katmanları olmayan, katmanlardan oluşmayan; tabakasız
-
[sıfat]
Katmanları olmayan, katmanlardan oluşmayan; tabakasız
- KATABİLME
-
-
[isim]
Katabilmek işi
-
[isim]
Katabilmek işi
- KATAMARAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca catamaran
-
[isim, denizcilik]
Birbirine paralel tutulmuş iki ağaç kütükten yapılan tekne
-
Birbirine bağlanmış iki tekneden oluşan ve gezi tekneciliğinde kullanılan deniz taşıtı
-
[isim, denizcilik]
Birbirine paralel tutulmuş iki ağaç kütükten yapılan tekne
- KARİKATÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca caricature
-
[isim]
İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resim
- "Bu çehreye öyle bön, öyle kaba bir hâl çökmüştü ki hiçbir karikatür bunu tasvir edemez."
-
[mecaz]
Beceriksizce yapılmış şey; taslak
- "Ev karikatürü."
-
[isim]
İnsan ve toplumla ilgili her tür olayı konu alarak abartılı bir biçimde veren, düşündürücü ve güldürücü resim
- MUVAFAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça muvāfaḳat
-
[isim]
Uygun görme, onama, kabul etme
-
[isim]
Uygun görme, onama, kabul etme
- HAKİKATEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳīḳaten
-
[zarf]
Bakınız gerçekten
- "Nihayet hakikaten de bir gün söylediği gibi büsbütün ortadan kayboldu."
-
[zarf]
Bakınız gerçekten
- SAKATATÇI
-
-
[isim]
Sakatat satan kimse; sakatçı
-
[isim]
Sakatat satan kimse; sakatçı
- PANİKATAK
-
Kelime Kökeni: İngilizce panic attack
-
[isim, ruh bilimi]
Aşırı korku, heyecan dolayısıyla saldırgan, telaşlı davranışta bulunma veya içine kapanma
-
[isim, ruh bilimi]
Aşırı korku, heyecan dolayısıyla saldırgan, telaşlı davranışta bulunma veya içine kapanma
- KATLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Katlama işi yapılmak
- "Minnacık bir kir, olduğu yerde durmuyor, dakikada üçe beşe katlanarak çoğalan mikroplar üretiyordu."
-
[-e, mecaz]
Hoş olmayan bir duruma, güç şartlara dayanmak, tahammül etmek
- "Böyle bir yolculuğa katlanabilecek hâlde değildir."
-
[nesnesiz]
Katlama işi yapılmak
- REFAKATÇİ
-
-
[isim]
Hastanelerde hastanın yanında kalan, hastaya yardımcı olan kimse; eşlikçi
- "Hastaları rahatsız etme, dedi hasta bakıcı. Sen mi refakatçi kalacaksın?"
-
Kılavuzluk eden, yol gösterici kimse
-
[isim]
Hastanelerde hastanın yanında kalan, hastaya yardımcı olan kimse; eşlikçi
- KATIŞIKLI
-
-
[sıfat]
İçine başka şeyler karışmış olan
-
[sıfat]
İçine başka şeyler karışmış olan
- KATLETMEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳatl + Türkçe etmek
-
[-i]
İnsan öldürmek
-
Zor duruma sokmak, aşırı derecede rahatsız etmek
- "Bu adam benim can düşmanımdır. Haksız yere beni katlediyor."
-
Zarar vermek
- "Doğayı katletmek."
-
[-i]
İnsan öldürmek
- TOKATLAMA
-
-
[isim]
Tokatlamak işi
-
[isim]
Tokatlamak işi
- DESİKATÖR
-
Kelime Kökeni: Fransızca dessiccateur
-
[isim, teknik]
Bakınız kurutma kabı
-
[isim, teknik]
Bakınız kurutma kabı
- KATILAŞMA
-
-
[isim]
Katılaşmak işi
-
[fizik]
Bir maddenin sıvı durumundan katı duruma geçmesi; tasallüp
-
[isim]
Katılaşmak işi
- KATALEPSİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca catalepsie
-
[isim, tıp]
İradenin yitimi, dış etkilere karşı duygunluğun ortadan kalkması ve hareket organlarına verilen herhangi bir durumun olduğu gibi sürüp gitmesiyle beliren sendrom
-
[isim, tıp]
İradenin yitimi, dış etkilere karşı duygunluğun ortadan kalkması ve hareket organlarına verilen herhangi bir durumun olduğu gibi sürüp gitmesiyle beliren sendrom
- KATLATMAK
-
-
[-e, -i]
Katlatma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Katlatma işini yaptırmak
- KATİYETLE
-
-
[zarf]
Bakınız kesinlikle
- "Cesurane ve daha ziyade ısrara bırakmayan bir katiyetle yalan söyledim."
-
[zarf]
Bakınız kesinlikle
- TALAKATLİ
-
-
[zarf]
Sözü düzgün ve güzel söyleyerek
- "Pek talakatli, pek cerbezeli, pek nükteli konuşur."
-
[zarf]
Sözü düzgün ve güzel söyleyerek