İçinde kap olan 8 harfli 39 kelime var. İçerisinde KAP bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kap olan kelimeler listesine ya da Sonu kap ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A K P Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAP, PAK
2 Harfli Kelimeler
AK, PA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAPIŞMAK
-
-
[-i]
Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak, kapmak
-
Kavgaya tutuşmak
- "En yakın arkadaşı bir romancımızla bu konuda kapıştığı geceyi unutamam." (Haldun Taner)
-
[nsz]
Kavgaya girmek
- "Her seferinde kıyasıya kapıştıklarını, nahak yere kalp kıracaklarını sanıyor." (Atilla İlhan)
-
[-le]
Hırsla güreşe başlamak
-
[-i]
Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak, kapmak
- KAPÇIKLI
-
-
[sıfat]
Kapçığı olan
- "Kapçıklı tohum."
-
[sıfat]
Kapçığı olan
- KAPRİSLİ
-
-
[sıfat]
Kaprisi olan
- "İnsanı en çok yıpratıp çürüten kadınlar en kaprisli kadınlar oluyor." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Kaprisi olan
- KAPKAÇÇI
-
-
[isim]
Kapıp kaçmak yoluyla hırsızlık yapan kimse
-
[sıfat]
Üstünkörü, gereken önem verilmeyen, baştan savma, alelade
- "O köşklerin, yalıların çoğunun yerinde bugün yeller esmektedir. Hemen hepsi kapkaççı yapılarla yok edilmiştir." (Haldun Taner)
-
[isim]
Kapıp kaçmak yoluyla hırsızlık yapan kimse
- KAPLANIŞ
-
-
[isim]
Kaplanma işi veya biçimi
-
[isim]
Kaplanma işi veya biçimi
- KAPASİTE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü
-
Bir işletmenin üretim miktarı
-
Bir kondansatörün elektrik yığma sınırı, sığa
-
Anlama, kavrama yeteneği
-
[isim]
Bir şeyi içine alma, sığdırma sınırı, kapsama gücü
- KAPIALTI
- ...
- KAPAMACI
-
-
[isim]
Hazır giysi takımı satan kimse
-
[isim]
Hazır giysi takımı satan kimse
- KAPUTLUK
-
-
[isim]
Kaputların konulduğu yer
-
Kaput yapmak için kullanılacak (kumaş)
-
[isim]
Kaputların konulduğu yer
- KAPATMAK
-
-
[-i]
Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek
- "Evvelki hafta mühendis İlhami Bey'le karısı çok güzel bir bambu takımı kapattılar." (Haldun Taner)
-
[-e]
Kapamak
- "Emine aklını oynattı sandılar ve evine kapattılar, kapısını kilitlediler." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bir kadınla nikâhsız yaşamak
-
[nsz]
Yayımını yasak etmek, yayımına son vermek
- "Gazete kapatmak."
-
Herhangi bir yerin bütün masraflarını üstlenip başkalarını içeri almadan isteği doğrultusunda eğlenmek
- "Geçen gün Kristal'i kapatmış, vur patlasın, çal oynasın âlemi yapmış." (Halide Edip Adıvar)
-
Bitirmek, unutturmak, söz edilmesini engellemek
- "Sanatçılar arasındaki tatsız olayı kapatmak istiyordu." (Çetin Altan)
-
[-i]
Bir malı değerinden aşağı bir karşılıkla elde etmek
- KAPLAMLI
-
-
[sıfat]
Birçok şeyi kaplamı içine alan
-
[sıfat]
Birçok şeyi kaplamı içine alan
- KAPNİSİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Hidratlı doğal alüminyum fosfat
-
[isim]
Hidratlı doğal alüminyum fosfat
- KAPLATMA
-
-
[isim]
Kaplatmak işi
-
[isim]
Kaplatmak işi
- KAPLANMA
-
-
[isim]
Kaplanmak işi
-
[isim]
Kaplanmak işi
- KAPLILIK
- ...
- KAPLATIŞ
-
-
[isim]
Kaplatma işi veya biçimi
-
[isim]
Kaplatma işi veya biçimi
- ÇÖPKAPAR
- ...
- KAPSAYIŞ
- ...
- KAPSATMA
- ...
- KAPLAMAK
-
-
[-i]
Her yanını örtmek, istila etmek
- "Bulutlar gökyüzünü kapladı."
- "Sessizlik ortalığı kapladı."
-
Çepeçevre sarmak, kuşatmak
- "Evlerin bir tarafını yol, üç tarafını da yine çam ormanları kaplar." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[nsz]
Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak
- "Yorgan kaplamak."
-
Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak
-
Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek
- "Dudaklarının üstünü kaplayan muntazam kesilmiş sert ve koyu siyah bıyıkları..." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanan tablalara yapıştırmak
-
Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek
-
Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak
- "Ünü cihanı kapladı."
-
Duygular için doldurmak
- "İçini sevinç kapladı."
-
Doldurmak, bastırmak
-
[-i]
Her yanını örtmek, istila etmek