İçinde kap olan 6 harfli 22 kelime var. İçerisinde KAP bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kap olan kelimeler listesine ya da sonu kap ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kap Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K P

3 Harfli Kelimeler

KAP, PAK

2 Harfli Kelimeler

AK, PA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAPARİ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız gebre otu
KAPLAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan, Asya'da yaşayan çevik ve yırtıcı hayvan (Felis tigris)
KAPLAM

  1. [isim, mantık] Bir kavramın ve o kavramı dile getiren terimin içerdiği varlıkların ve bireysel olayların bütünü; kapsam, şümul
    • "Biliyoruz ki bir kavramın kaplamı ne kadar geniş tutulursa kavram o kadar belirsizleşiyor ve bilimde kullanılabilirliği de güçleşiyor." (Bozkurt Güvenç)
MATKAP

Kelime Kökeni: Arapça mis̱ḳab

  1. [isim, teknik] Tahta, maden, beton vb. sert maddeler üzerinde delik açmaya yarayan alet, delik açma aleti; delgi
KAPILI

  1. [sıfat] Kapısı olan
  2. [mecaz] Özellikle resmî bir işte çalışan
KAPLIK

  1. [isim] Kap kacak koymaya yarayan yer
  2. [sıfat] Defter, kitap vb.ni kaplamaya yarayan
    • "Kaplık kâğıt."
  3. [sıfat] Herhangi bir kap dolduracak miktarda olan
    • "İki kaplık aşure."
KAPSIZ

  1. [sıfat] Kabı olmayan
  2. Kaplanmamış olan
KAPELA

Kelime Kökeni: İtalyanca cappello

  1. [isim] Bakınız şapka
    • "Serseri güruhunun başlarından düşmeyen siperli sipersiz kapelalarla..." (Ahmet Rasim)
KAPIDA

  1. [zarf] Gelmek üzere
    • "Kış kapıda."
KAPICI

  1. [isim] Apartman, site vb. yerlerde bekçilik, temizlik, alışveriş gibi işlerle görevli kimse
    • "Kapıcının karısının ispirto ocağında kızarttığı patlıcanları yiyorduk." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Kapı yapan, satan veya tamir eden kimse
  3. [tarih] Osmanlı devlet teşkilatında saray kapılarını bekleyen görevli sınıfı; bevvap
KAPTAN

Kelime Kökeni: İtalyanca capitan

  1. [isim, denizcilik] Gemi yönetimiyle ilgili en yüksek görevli
    • "Başkasını seçselerdi, o kaptan, ben de seve seve dalgıç ya da hava verici makineci olurdum." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. [spor] Takım oyunlarında lider olarak seçilen, oyun içinde arkadaşlarını yöneten, kolunda özel renkli bir bant taşıyan oyuncu
  3. Bakınız kaptan pilot
  4. Yolcu otobüsü sürücüsü
  5. [tarih] Kale komutanı; efe
    • "Yaşar Kaptan dedikleri bir sarı yılan / Kayalar kadısını durdurur divan" (Halk türküsü)
  6. [mecaz] Bir işin başında bulunan, yönetici kimse
KAPSÜL

Kelime Kökeni: Fransızca capsule

  1. [isim] Ateşli silahlarda horozun veya iğnenin çarpmasıyla ateş alan, bir tür özel barutla dolu, küçük, yuvarlak metal parça
  2. [tıp] Bazı ilaçların, kolay yutulmak üzere içine konulduğu, ilacın yapısını etkilemeyen jelatin kap
  3. Laboratuvarlarda kullanılan yarım küre biçimindeki kap
  4. Raflı mobilyalarda rafları taşımak için yan tablalara açılan deliklere çakılan ortası delik ve silindir biçimli metal veya plastik araç
  5. Oturma mobilyalarının, masa, sehpa vb. eşyaların ayaklarının altına çakılan, genellikle üç tırnaklı veya ortadan çivili, tepesi bombeli, kalın sacdan pres yapılarak elde edilen araç
  6. [bitki bilimi] Bazı bitkilerde tohumları içinde taşıyan kuru kabuk
  7. [hayvan bilimi] Bir organı veya yapıyı çevreleyen kese biçiminde zar
  8. Oyuncak tabancalarda kullanılan, şerit biçiminde iki kâğıt tabaka arasına konmuş patlayıcı madde
  9. Şişe kapağı
KAPÇIK

  1. [isim] Küçük kap
  2. Boş mermi kovanı
    • "Fişek kapçığı."
  3. [bitki bilimi] Tahıl tanelerinin kabuğu
KAPSAM

  1. [isim] Bir şeyin içinde bulunan veya içine aldığı ögelerin bütünü; şümul
    • "Yasa kapsamına giren devlet personeli."
  2. [mantık] Bakınız kaplam
KAPORA

Kelime Kökeni: İtalyanca caparra

  1. [isim, hukuk] Bakınız güvenmelik
KAPÇAK

  1. [isim] Uzun saplı büyük kanca
KAPKAÇ

  1. [isim] Kapıp kaçmak yoluyla yapılan bir hırsızlık türü
KAPMAK

  1. [-i] Birdenbire yakalayarak, çekerek almak
    • "Bir hamlede atıldım. Evvela tabibin elinden defteri kaparak fırlattım." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. Isırıp parçalamak
  3. Bakınız koparmak
    • "Makine parmağını kapmış."
  4. İşitir işitmez veya görür görmez bellemek ve öğrenmek
    • "Bir müzik parçasını kapmak."
  5. Yer ayırmak, yer tutmak
  6. [nesnesiz] Bulaşmış olmak, geçmek
    • "Hastalık kapmak. Huy kapmak."
KAPAMA

  1. [isim] Kapamak işi
  2. Tavada kavrulan pirinç veya bulgur tepsiye alındıktan sonra üzerine haşlanmış tavuk eti veya kırmızı et konulup fırında pişirilerek yapılan bir yemek
  3. Bakınız metres
  4. [eskimiş] Üst baş, giyecek takımı
KAPRİS

Kelime Kökeni: Fransızca caprice

  1. [isim] Geçici, düşüncesizce, değişken istek
    • "Buraya ben kendi kör kaprisimle, kendi irademle geldim." (Aka Gündüz)
  2. Bakınız huysuzluk
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü