İçinde kan olan 7 harfli 52 kelime var. İçerisinde KAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kan olan kelimeler listesine ya da sonu kan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAN
2 Harfli Kelimeler
AK, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SKANDAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca scandale
-
[isim]
Büyük yankı uyandıran, utanç verici veya küçük düşürücü olay
- "Ben evimde skandal istemem demedim mi?"
-
[isim]
Büyük yankı uyandıran, utanç verici veya küçük düşürücü olay
- KANITLI
-
-
[sıfat]
Kanıtı olan; ispatlı
-
[sıfat]
Kanıtı olan; ispatlı
- KANIRMA
-
-
[isim]
Kanırmak işi
-
[isim]
Kanırmak işi
- FEVKANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça fevḳānī
-
[sıfat, eskimiş]
Üstte olan, üstteki
-
[sıfat, eskimiş]
Üstte olan, üstteki
- KANALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca canalette
-
[isim]
Bakınız kanalcık
-
[isim]
Bakınız kanalcık
- KANTOCU
-
-
[isim]
Kanto söyleyen kadın
- "Tıpkı kantocu bir kız gibi ellerini şakırdatıp omuzlarını titretiyordu."
-
[isim]
Kanto söyleyen kadın
- KANGURU
-
Kelime Kökeni: Fransızca kangourou
-
[isim, hayvan bilimi]
Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan (Macropus giganteus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan (Macropus giganteus)
- KANASTA
-
Kelime Kökeni: İspanyolca canasta
-
[isim]
Bir tür kâğıt oyunu
-
[isim]
Bir tür kâğıt oyunu
- BUKANAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Ayak
-
[isim, ağızlardan]
Ayak
- KANGREN
-
Kelime Kökeni: Fransızca gangrène
-
[isim, tıp]
Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi
- "Onun bacağını kangren tehdit edip de tecrit ettiğimiz vakit daha iyi tanıdım onu."
-
[isim, tıp]
Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi
- KANLICA
-
-
[isim, bitki bilimi]
İğne yapraklı ağaçların bulunduğu orman zeminlerinde sonbahar aylarında yetişen, sapı ve şapkası turuncu tonlarında, berelendiğinde kırmızı sıvı salgılayan, bazitli bir tür mantar; çıntar (Lactarius deliciosus)
- "Kanlıca mantarı bu... Kır, bak; nasıl, kırmızı bir su çıkıyor değil mi?"
-
[isim, bitki bilimi]
İğne yapraklı ağaçların bulunduğu orman zeminlerinde sonbahar aylarında yetişen, sapı ve şapkası turuncu tonlarında, berelendiğinde kırmızı sıvı salgılayan, bazitli bir tür mantar; çıntar (Lactarius deliciosus)
- İHTİKAN
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥtiḳān
-
[isim, eskimiş]
Kanın vücudun bir yerinde toplanması
-
[isim, eskimiş]
Kanın vücudun bir yerinde toplanması
- UYUŞKAN
-
-
[sıfat]
Herkesle veya her şeyle kolayca uyuşabilen
- "Bütün etrafıyla öyle uyuşkan biri olmuştu ki vaktiyle gözlerine batan, asabını bozan, kendisini yoran şeyler şimdi birer nimet gibi geliyor."
-
[sıfat]
Herkesle veya her şeyle kolayca uyuşabilen
- CAMEKAN
-
Kelime Kökeni: Farsça cāmekān
-
[isim]
Bakınız vitrin
- "Camekânı geniş ve nadir sanat eserleriyle dolu bir mağazaya girdik."
-
Bir yeri, bir veya daha çok bölüme ayıran cam bölme; camlık
- "Camekânla bölünmüş bir kahve ocağı ile altı yedi masa vardı içeride."
-
Çiçek, sebze vb. bitkileri dış etkenlerden korumak için yapılmış küçük limonluk
-
Hamamlarda soyunulan camlı yer
-
[argo]
Bakınız gözlük
- "Artık arkasına sığınacak bir camekânım da yok."
-
[isim]
Bakınız vitrin
- LOKANTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca locanda
-
[isim]
Yemek pişirilip satılan yer; aşevi, restoran
- "Galata lokantalarının yemekleri üzerine tetkikler yapmaya başlamış."
-
[isim]
Yemek pişirilip satılan yer; aşevi, restoran
- KISKANÇ
-
-
[sıfat]
Kıskanma huyunda olan (kimse); günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut
- "İlk tanıştığımız günlerde ben kıskanç ve fenaydım."
-
[sıfat]
Kıskanma huyunda olan (kimse); günücü, haset, hasetçi, hasetli, hasut
- YIKANMA
-
-
[isim]
Yıkanmak işi
- "Çavlanın fokurdattığı sulara dalıp çıkarak yıkanmaya başladı."
-
[isim]
Yıkanmak işi
- KANDELA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca candela
-
[isim, fizik]
Bakınız mum
-
[isim, fizik]
Bakınız mum
- TIKANIŞ
-
-
[isim]
Tıkanmak işi
-
[isim]
Tıkanmak işi
- BAKANAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak veya kemik çıkıntısı
-
[isim, ağızlardan]
Geviş getiren hayvanların ayaklarının arkasındaki körelmiş tırnak veya kemik çıkıntısı