İçinde kan olan 10 harfli 64 kelime var. İçerisinde KAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kan olan kelimeler listesine ya da sonu kan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K N
3 Harfli Kelimeler
KAN
2 Harfli Kelimeler
AK, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KANÇILARYA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca cancelleria
-
[isim]
Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili görevlilerin çalıştığı yer
- "Terbiyeli fakat kançılarya işlerinden bihaber bir genç."
-
[isim]
Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili görevlilerin çalıştığı yer
- BALKANOLOG
-
Kelime Kökeni: Fransızca balcanologue
-
[isim]
Balkanoloji uzmanı
-
[isim]
Balkanoloji uzmanı
- KANTARLAMA
-
-
[isim]
Kantarlamak işi
-
[isim]
Kantarlamak işi
- KANITLANIŞ
-
-
[isim]
Kanıtlanmak işi; ispatlanış
-
[isim]
Kanıtlanmak işi; ispatlanış
- SERİNKANLI
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız soğukkanlı
- "Serinkanlı olanlar hırslı olamayacak kadar uyuşuk ve tembeldirler."
-
[zarf]
Soğukkanlı bir biçimde
- "Mesele biraz serinkanlı düşünülürse pek fazla büyütmeye de değmezdi."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız soğukkanlı
- KANCALAMAK
-
-
[-i]
Kancayı bir şeye takmak
-
Kancayı atıp çekmek
-
[mecaz]
Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşmek
-
[-i]
Kancayı bir şeye takmak
- HAKKANİYET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳḳāniyyet
-
[isim]
Hak ve adalete uygunluk; nasfet
- "Bunu burada hakkaniyet borcu olarak belirtmeliyiz."
-
[isim]
Hak ve adalete uygunluk; nasfet
- ALIŞKANLIK
-
-
[isim]
Bir şeye alışmış olma durumu; alışkı, alışkınlık, alışmışlık, yordam, itiyat, huy
- "Yılların verdiği alışkanlıkla, kendimden emin konuşuyorum."
-
[ruh bilimi, felsefe]
İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış
-
[isim]
Bir şeye alışmış olma durumu; alışkı, alışkınlık, alışmışlık, yordam, itiyat, huy
- KANIKSATMA
-
-
[isim]
Kanıksatmak işi
-
[isim]
Kanıksatmak işi
- KANGALLAMA
-
-
[isim]
Kangallamak işi
-
[isim]
Kangallamak işi
- KANABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Kanma ihtimali bulunmak
-
[nesnesiz]
Kanma ihtimali bulunmak
- KANITLAYIŞ
-
-
[isim]
Kanıtlamak işi; ispatlayış
-
[isim]
Kanıtlamak işi; ispatlayış
- KANITLANMA
-
-
[isim]
Kanıtlanmak işi; ispatlanma
-
[isim]
Kanıtlanmak işi; ispatlanma
- ÇAKIRKANAT
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kanatları mavi hareli bir tür ördek (Anas crecca)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kanatları mavi hareli bir tür ördek (Anas crecca)
- UYUŞKANLIK
-
-
[isim]
Uyuşkan olma durumu
-
[isim]
Uyuşkan olma durumu
- KANDIRMACA
-
-
[isim]
Kandırmak amacıyla yapılan düzen
- "Fakat o, hayatını zehirleyen şeyin bu meşum kandırmaca olduğunu yıllarca öğrenemeyecekti."
-
[isim]
Kandırmak amacıyla yapılan düzen
- KANUNUSANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça kānūn + s̱ānī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ocak
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ocak
- KANTOCULUK
-
-
[isim]
Kantocunun yaptığı iş
- "Kantoculuk üzerine tartışmayı bal gibi önlemişti."
-
[isim]
Kantocunun yaptığı iş
- KANITLAMAK
-
-
[-i]
Kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarmak; ispatlamak, ispat etmek
- "Şükriye birdenbire o mütevazı ümidinin, hayatını değerlendiren ve manalandıran bu tek bağın çözülüvermek üzere olduğunu, onun bir kuruntudan başka bir şey olmadığını kanıtladı."
-
[hukuk]
Dava konusu iddianın veya buna karşı yapılan savunmanın doğru olduğunu ortaya çıkarmak; ispatlamak, ispat etmek
-
[-i]
Kanıt göstererek bir şeyin gerçek yönünü ortaya çıkarmak; ispatlamak, ispat etmek
- KANKIRMIZI
-
-
[sıfat, mecaz]
Çok daha baskın; kankızıl
- "İhtiyarlığına tesadüf eden bu son nesil kankırmızı çıkmış, ötekilere rahmet okutmuştu."
-
[sıfat, mecaz]
Çok daha baskın; kankızıl